Bugünlerde Başkan deyince akla hemen ABD Başkanı geliyor biliyorum ama ben başka bir "Başkan"dan söz edeceğim.
Ona geçmeden önce aklıma gelen bir konuyu da sizinle paylaşmak istiyorum. Amerika, İngiltere gibi ülkelerin siyasetçileri ne zaman Türkiye'ye gelseler, onların olduğu resepsiyonlara davet edilen iş adamları, eşleri veya tanıdığım ünlü sanatçılar telefon ederek şikâyetlerini bildirirler.
Yemeklerde yabancıların yanına oturtulanların ya da davetlilerin çoğunun lisan bilmediğini, bu yüzden konuşamayan konukların sıkıntı içinde kaldığını anlatırlar. Sonra da "Ruhat Hanım, siz ve sizin gibi güzel konuşan, dil bilen, kültürlü insanlarımız orada olmalı. Türkiye'nin iyi yetişmiş, prezantabl insanlarını özellikle mi saklıyorlar" diye sorarlar.
Başkan Clinton geldiğinde aynı duruma çok üzülen Sahir Erozan da cumhurbaşkanlığındaki yemekten sonra, çekilen sıkıntıyı anlatmıştı.
Önemli bir konudur bu ama aynı hata sık sık yapılır. Basmakalıp listeler hazırlanır (kim tarafından hazırlandığı da bilinmez), hep aynı isimler çağtılır.
Bizim gibi lisanı yabancı ülkelerde öğrenmiş, diplomatlarla yüzlerce resepsiyona katılarak yetişmiş, ülkeyi iyi temsil edecek, iç ve dış siyaseti bilen insanlar unutulur.
Aforoz dönemi!
Bush'un babası, eski Başkan Bush ile Rahmi Koç'un "onun onuruna" verdiği bir yemekte karşılaşıp uzun uzun konuştuğumuzda bu konunun önemini daha çok fark etmiştim. Oğlundan çok daha sevimli bir kişilik olan "baba Bush" ile o kadar hoş bir sohbet yapmıştık ki fotoğrafçılar yanımıza geldiğinde coşkuyla "çektirelim" diyen kendisi olmuş ve uzun süre yanımızdan ayrılmamıştı.
Şimdi ise zaten "aforoz" dönemindeyiz. Pohpohlayıcı yazılar döşenmeyip doğru gazetecilik yaptığımız için Hükümet tarafından dışlanma dönemi. Tabiî, doğru gazetecilerin hiçbir zaman umurunda olmaz bu tür uygulamalar.
"Tarzanca" anlaşanlarla götürülen toplantılar sonuçta kimin kaybıdır onu düşünmek lâzım. Bizde gazetelerin kendileri bile düşünemiyorlar bunu...
Neyse, gelelim Başkan'a. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş için dün 'Bu ne perhiz' başlıklı bir yazı yazmış ve 'açılış törenleri artık yapılmayacak' demesine rağmen gelen bir tören davetiyesini hatırlatmıştım. Hemen, aynı gün Başkan'dan açıklama geldi.
Talimhane bölgesinin kültür ve turizm merkezi haline getirilmesi dolayısıyla yapılan şölende Belediye sadece (kendi matbaasında) davetiyeleri bastırmış. Bunun dışında tüm masraflan çevredeki oteller gönüllü olarak karşılamışlar. Belediye ise "stand"larda yiyeceklerin halka parayla satılmasını, gelirinin ise "Özürlüler Vakfı"na bırakılmasını teklif etmiş ve bu uygulanmış.
"Bu şöleni de gerçekten çok özel bir proje olduğu için yaptık, yoksa Kadir Bey aynen, söz verdiği gibi devam ediyor" diyorlar.
Geçen dönemlerde halkın trilyonlarca lirası lüzumsuz törenlere, billboard afişlerine, kişisel reklâmlara öyle ziyan edildi ki Kadir Topbaş'ın bu uygulaması diğer belediyelere de örnek yaratma açısından çok önemli.
Başkan'a açıklamasından dolayı teşekkür ediyorum.
Başkan diyor ki...
Bugünlerde Başkan deyince akla hemen ABD Başkanı geliyor biliyorum ama ben başka bir "Başkan"dan söz edeceğim
Haberin Devamı

