AB Zirvesi sonuç bildirisiyle ilgili birçok konu hâlâ siyasetçiler tarafından bile iyi anlaşılabilmiş değil. Bu nedenle zaman zaman enine boyuna tartışmak gerekiyor. Dün "özel statü" ile ilgili iki paragraftan söz etmiştim bugün devam ediyoruz.
Basın Kulübü'nde Mesut Yılmaz a sorular sorarak bu bildiri üzerinde tartışırken ben sonunda "özel statü"ye yol açacak iki maddeyi birbirine bağlayarak 'aday ülkeyi dinleyecek ama özel statü kararını üye ülkelere bırakacaklar' deyince iki meslektaşım ellerindeki sonuç bildirisini sallayarak şiddetle karşı çıktılar ve 'dinleme' durumunun söz konusu olmadığını söylediler. Ben hâlâ kendi söylediğim gibi yorumluyorum. İki paragraf birbiriyle bağlantılıdır ve herhangi bir şartın yerine getirilmemesi halinde elbette ki önce görüşmeler yapılarak karar verilecektir.
2005'te referandum var mı?
İkinci sorum "Mayıs 2005'te Fransa ve Avusturya'nın yapacağı referandum" la ilgiliydi. "Mayıs'ta hiçbir referandumun olmadığı" itirazı yapüdı. Oysa 2005'te AB Anayasası Avrupa ülkelerinin onayına sunulacak. Fransa ve Avusturya yine sonucu referandumla, diğerleri parlamentolarında alacaklar.
Sonuçta Anayasa'nın kabul edilmesi ile ilgili senaryolarda, 20 Aralık'ta Financial Times'ın bir yazan tarafından da belirtildiği gibi "AB'de 'çekirdek grup (ülkeler)' ile bir 'dış çeper'in oluşacağı ve bu şartlarda Türkiye'nin de dış çeperde yerini alabileceği" görüşü bulunuyor.
Fransa Cumhurbaşkanlığı'na oynayan Sarkozy'nin "AB Anayasası'na 'evet' diyeceğim ama Türkiye'ye 'hayır' oyu kullanacağım" demesinin bir nedeni de bu olmalı.
Kısacası Mayıs'taki referandumlar da sonuçta Türkiye'yi ilgilendirecek. Bu yazı, programda, özellikle iki meslektaşım tarafından yapılan itirazlara bir açıklama olur sanıyorum.
Bu arada, ne yaparsak yapalım müzakere süreci sırasında veya sonunda herhangi bir nedenle "özel statü"nün ve "referandum"un gündeme gelebileceği ihtimalini unutmamak lâzım.
Türkiye ve dünyadaki gelişmeler durumları tamamen tersine, bizim lehimize de çevirebilir, bu ihtimal de var, öbürü de.
Her an uyanık olmamız, dikkatle izlememiz gerekiyor.
Tiyatroda kadın yılı!
2005 yılı Türk Tiyatrosu'nda "kadınların yılı" olacak gibi görünüyor, izlediğim bütün oyunlarda kadın oyuncuların başansı kesinlikle erkekleri gölgede bırakacak düzeyde!
Önce 7 Kocalı Hürmüz'ü ikinci kez izledim. Yönetmen Kemal Kocatürk'ün ustaca, modern dans gruplarıyla güncelleştirdiği müzikalde Oya Başar yılların deneyimiyle müthiş bir Hürmüz yaratıyor. Biletlerin haftalar öncesinden tükenmesi Başar ve tüm ekibin başarısının açık göstergesi.
Aşkın yaşı yok...
İkinci oyun Tiyatro İstanbul'un, başrollerini "Çocuklar Duymasın" dizisinden tanıdığımız Demet Tuncer'le İsmet Üstekin'in oynadıkları komedi; Aşkın Yaşı Yok... Yine tüm ekibin, genç oyuncular ile İsmet Üstekin'in rahat oyunları ve başarısı göz dolduruyor. Ama ilk kez tiyatrosahnesinde izlediğimiz Demet Tuncer'in oyunu, sempatisi, hele danslan müthiş.
Zevkle ve kahkahalarla izlenen bu komedide de "kadın" sürükleyici unsur. Ayrıca Tiyatro'nun Genel Sanat Yönetmeni Gencay Gürün ile oyunu başarıyla yöneten ünlü tiyatro sanatçısı Nedret Güvenç'in de kadın olduklarını unutmayalım.
Haybeden gerçeküstü aşk...
Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı ve Demet Akbağ'la oynadığı Kaybeden Gerçeküstü Aşk"ı Beşiktaş Kültür Merkezi'nde izledim. Birçok sahnesinde yüksek sesle attığım kahkahalara engel olamadığım oyunda her iki sanatçı uzun yıllardır birlikte çalışmanın verdiği rahatlığı sergiliyor ve bir aşkın başlangıcından -neredeyse- bitişine kadar geçirdiği evreleri başarıyla canlandırıyorlar ('Neredeyse' diyorum, zira evliliğin aşkı bitirmediğini oyunun sonunda görüyoruz.)
Ben ikisini de her zamanki gibi büyük zevkle izledim ama 'Demet Akbağ kendini aşmıştı' diyeceğim. Süper bir performanstı doğrusu.
Bu oyunları kaçırmayın, üçü birbirinden güzel. Şimdi sırada Yıldız Kenter'in son oyunu "Oscar ve Pembeli Meleği" ile Alışık Tiyatrosu'nun "Ağır Roman" ı var. En kısa zamanda onları göreceğim.
(Not: Dünkü yazımın başında Amerikan Konsolosu David Arnett'in evindeki davet tarihi "22 Ocak" olarak yazılmış, tabii ki "22 Aralık" olacaktı. Birkaç kez kontrol edilmesine rağmen demek ki gözden kaçabiliyor. Özürlerimle düzeltiyorum.)
Basın Kulübü'ndeki kargaşa ve referandum(2)
AB Zirvesi sonuç bildirisiyle ilgili birçok konu hâlâ siyasetçiler tarafından bile iyi anlaşılabilmiş değil
Haberin Devamı

