Basın Konseyi'ni kim denetleyecek?

Basın Konseyi, meslek ilkeleri açısından hiçbir sorun yaratmayan, cevap hakkına da gerek olmayan bir haber için Vatan gazetesine uyanda bulunmuş

Haberin Devamı

Basın Konseyi, meslek ilkeleri açısından hiçbir sorun yaratmayan, cevap hakkına da gerek olmayan bir haber için Vatan gazetesine uyanda bulunmuş.

Şimdi durum böyle olunca ve bu tür hatalar arka arkaya gelince Basın Konseyi gibi görüşlerine, uyarılarına saygı gösterilmesi gereken bir üst kuruluş da saygınlığı kaybediyor. O saygınlık bir kere yitirildi mi bağlantı kopukluğu oluşuyor ve kimse bu kuruluşları takmadığı gibi üstelik insanlar sinirlenmeye, Basın Konseyi nin yapısı ve haklan tartışılmaya başlanıyor.
Örneğin VATAN hızla yükselişe geçmiş olan bir gazete... Acaba bundan rahatsız olanlar mı var sorusu gelebiliyor akla...

Gelmesini istemeyiz, basını da belli ölçülerde denetleyen bir kurumun olmasında çoğumuz yarar görebiliriz ama yine de geliyor işte... Bu durumda Basın Konseyi'ni de denetleyen bir üst konsey mi kurulacak?

Herkesin dikkatli olması lâzım. Bence ortada bir yanlış varsa -ki var- Basın Konseyi uyarısını geri çekmeyi de bilmeli!


Dünyanın en güzel yeri
Perşembe akşamı BankEuropa'nın 3 Temmuz'dan itibaren Türkiye'de bankacılığa başlaması nedeniyle Boğaz'da yapılan yemekli toplantıdaydık. Genel Müdürlüğü'ne Tezcan Yaramancı'nın getirildiği Türkiye BankEuropa Avrupa'nın ilk 20 kuruluşu arasında bulunan ve Portekiz'in ilk özel ticari bankası olarak kurulan BCP Grup'a ait önemli bir banka.

O akşam Tezcan Yaramancı ile Banka'nın diğer ülkelerdeki üst düzey yöneticilerinden de dinlediğimize göre Avrupa düzeyinde bir hizmet kalitesi ile müşterilerin yatırım beklentilerine en uygun alternatifleri sunmayı amaçlıyor ve bu çerçevede Türkiye'ye mevcut bankalardan çok farklı bir anlayış getireceğine inanılıyor, iyi ve güvenilir bankaların ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğu düşünülürse bizim için de memnunluk verecek bir yatırım BankEuropa. Ama o akşam bana memnunluk veren başka bir konu daha vardı izlenimlerim arasında. Türkiye'ye ilk kez gelen Portekizli bankacılar Boğaz'ın olağanüstü güzelliğini huşu içinde seyrettikten sonra içlerinden biri;

"Hayatımın bundan sonrasını Türkiye'de geçirebilirim, dünyanın hemen her köşesini dolaştım, burası şimdiye kadar gördüğüm en güzel ülke" dedi. Aralarında Yunanlıların da bulunduğu diğerleri başlarını sallayarak onaylarken ekledi;

"Şehir güzel ama insanları da güzel. Hepsi öyle içten ve dostça davranıyorlar ki... Hele şu Boğaz'a hayran kaldım..."

Gülümseyerek derin bir nefes aldım ve gözlerimi Boğaz'ın derin mavi sularına çevirdim.

Gerçekten de hiçbir yere benzemiyordu İstanbul'umuz...

'Umarım bu doğa şaheserini korumayı başarırız' diye düşündüm. Umarım başarırız.


Ceza Kanunu tasarısı derhal değişmeli!
BankEuropa'nın yemeğinde aynı masada oturduğumuz birçok köşe yazarı ile N.Ç. olayını, Florya Tevfik Ercan Lisesi'ndeki tecavüzcü öğretmenler konusunu ve tabiî TCK tasarısındaki bu saldırıları önlemekten uzak yeni yasaları konuştuk.

Bu tasarıyı hazırlayan komisyon üyeleri "Böyle kanun olmaz. Kanun değil tecavüzü teşvik bu" dediğimiz zaman kızıyor. Ama buyrun N.Ç.'ye saldıran sapıkların hepsi (buna sapıklık da denmez ya, ruh hastalığında 'istem dışı eylem' söz konusudur, bunlar bile bile suç işliyor, hastalık da yok ortada) serbest bırakıldı. Şimdi iki öğretmeni de ya hemen bırakacaklar veya hafif cezalarla... Onlar da aynen "afla sokaklara salıverilen on binlerce suçlu gibi yeni kurbanlar, yeni öğrenciler arayacak. (Devam edecek...)

DİĞER YENİ YAZILAR