Biz "neden şiddet bu kadar artıyor" diye merak ede duralım Başbakan medyaya sürekli sözel şiddet uygulayarak topluma "zirveden örnekler" sunmaya devam ediyor.
Kendi partisinden milletvekillerinin (başta Turhan Çömez olmak üzere) ülkenin ve partinin artık Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ı taşıyamadığını, her ne kadar hakkındaki gensoru önergesi -el birliğiyle- reddedilse de vicdanlarda aklanmadığını söyleyerek istifa etmesini istediklerini görmüyormuş gibi Tayyip Bey hâlâ medyayı iftira atmakla suçluyor.
Medyanın ileri gelenleri kendini yormasın. (Kimden söz ediyor ve ne imâ ediyor acaba? Gazete sahiplerinden mi dersiniz?)
Köşe yazarları da yormasın.
Attıkları iftiranın yalan olduğu ortaya çıkıyor (iftira zaten yalan anlamına gelir ama olsun, söylüyor işte...)
Ve bunun bir şeyler karşılığında olduğunun biz farkındayız.
En önemli cümle sonuncusu... Aslında o da diğerleri kadar anlamsız ve hatta komik olmakla birlikte kendisi bir Başbakan'ın basına bu tür suclamalan, hele de genelleme halinde yapamayacağı konusunda defalarca uyarılmıştır. Buna rağmen hâlâ basının bir şeyler karşılığında Unakıtan konusunun üzerinde durduğunu söylüyor (yine dış güçler, "servis"ler paranoyası olabilir mi?).
Başbakan bir kedi karikatürü için karikatüristlere dava açmış bir siyasetçidir... "Onurunun zedelendiği" gerekçesiyle açılmış bir davaydı bu... Aynı şekilde bize gelen tekzipleri de görüyorsunuz. Yani basın, iddiaları/duyumları yazınca onur zedeleniyor ama onlar iftira atınca basının onuru zedelenmiyor. Basın Başbakan'a dava açamıyor ama o hemen açabiliyor veya mikrofonlardan "Bu kadar da ağır söylüyorum" diye üzerine basa basa hakaretler yağdırabiliyor.
Bu ne çifte standartlı bir insan haklan anlayışıdır?
Maliye Bakanı Unakıtan'ın henüz bakan olmadan önce, devleti 27,5 milyon dolar zarara uğratan fatura yolsuzluğu davası ile yargılandığından başlayarak Tüpraş, Galataport, oğlunun mısır ithalindeki vergi arttırımı ile sağlanan kazanç, kaçak villalar için özel kurul kararları, oğlunun satışını yaptığı yumurta KDV'lerinin indirilmesi ile sağlanan kazanç, yine oğlunun şirketine 2,5 trilyonluk teşvik, kızı ile ilgili aracılık, bilgisayar satışı iddialarının hepsi değil, sadece biri bile normal bir ülkede o bakanın derhal istifaya çağrılması için yeterlidir.
Hakkında bunca iddianın arka arkaya geldiği bir bakan ise hangi ülkede olursa olsun derhal istifa etmek zorundadır.
Yine İngiltere'yi hatırlatacağım; bakanlar zırhlı Jaguar istedikleri için (ki fiyatı bizim bakanların Mercedes'lerinden çok daha az -Jaguar: 85 bin dolar, Mercedes ise: 135-188 bin Euro- ve onların yıllık milli geliri bizimkilerin 6 katı) ülkenin önde gelen bütün basını aynı anda karşı çıkmış ve bu karar durdurulmuştu. Hiç kimse de çıkıp basına "Bunu neden yaptığınızı biliyoruz, bir şeyler karşılığında..." gibi sözler söylemedi. Zira hükümetleri eleştirmek basının asli görevidir ve siyasetçi bunu baştan kabullenmiştir.
Başbakan Tayyip Erdoğan "AKP iktidarı kendi kararını kendisi verir" diyor. Siyasi kararlarda, çoğunluk şu anda elinde olduğu için belki ama yolsuzluk varsa hayır! O zaman karar, yüzlerce trilyon tutan hazine zararlarını ödeyecek olan millete aittir.
Başbakan Erdoğan yetkilerini sultan yetkileriyle karıştırmaktan vazgeçmek zorunda!
TEKZİP
"Sayın Ruhat Mengi;
22 Aralık 2005 tarihli Vatan Gazetesi'ndeki köşenizde THY hostesleri gönderiyor mu?' başlıklı yazınızın içeriği konusunda maalesef sizlere yanlış bilgi aktarılmış, kamuoyu yanıltılmıştır.
Türk Hava Yolları'nda şu anda toplam 1.844 kabin memuru çalışmaktadır. Kabin memuru personelimizden sadece 471 kişi erkek kabin memurudur. Ayrıca; son üç yılda 271 bayan, 240 erkek kabin memuru işe alınmıştır. THY'nin büyüme hedefleri doğrultusunda, genişleyen filo nedeniyle doğan kabin memuru ihtiyacını karşılamak üzere 411 bay/bayan yeni personel alınacaktır.
Ayrıca; Yönetim Kurulu'nun aldığı karar üzerine, kendi isteğiyle emekliliğe ayrılacak ya da bildirimli fesih yoluyla kurumla ilişiği kesilecek personelimiz arasında bulunan kabin memurlarının sayısı ise sadece 43 kişidir. Bu kişiler de emekliliğe hak kazanmış 43 ve üzeri yaş grubundadır.
72 yıllık geçmişe sahip olan ve yaklaşık 11 bin çalışanıyla Türkiye'ye ve Türk insanına hizmet etmeye çalışan THY'nin, çalışanları arasında ayrımcılık yapması söz konusu olamaz. '25 yaşı üzerindeki hostesler emekli edilecek' iddiası ise
haksız bir ithamdır. Yeni alınacak kabin memurları için '29 yaşından gün almamış olmak' şartı bile böyle bir durumun olmayacağınım açık bir delilidir.
Bunun dışında; yazınızda yer alan diğer yersiz ifadeler ise köklü bir geçmişe sahip olan Türk Hava Yolları'na büyük bir haksızlıktır.
Kamuoyunu her zaman doğru bilgilendirmeye özen gösteren Türk Hava Yollan adına bu açıklamamızın okuyucularınızın yanlış anlamalarını gidermek amacıyla köşenizde yayınlanmasını saygılarımla arz ederim."
Türk Hava Yolları A. O. Vekili Avukat Mert Murat Erman
Başbakan'ın medya savaşı, şiddetin alası!
Biz "neden şiddet bu kadar artıyor" diye merak ede duralım Başbakan medyaya sürekli sözel şiddet uygulayarak topluma "zirveden örnekler" sunmaya devam ediyor
Haberin Devamı

