Geri kalmış ülke sendromumuz her önemli olayda kapı gibi karşımıza dikiliyor. Olay veya birbirine bağlı olaylar ya medya-iktidar kavgasına veya diğer kurumların çatışmasına çevriliyor, bir bakıyorsunuz olayın kendisi zaman aşımına uğramış ve cezasız kalmış.
Ortada bir YİMPAŞ rezaleti var, Avrupa’da binlerce insan dolandırılmış, mağdur edilmiş. Alman, İsviçre savcılıklarından bu dolandırıcılıklarla ilgili belgeler Türkiye’ye gelmiş. Olayı asıl çözmesi gereken merci Türk adaleti iken gelen belgelerin bile bekletildiği, konunun savsaklandığı iddia ediliyor.
Sonra da Başbakan ve yardımcısı Şahin ortaya çıkıp ya medyayı suçluyor ve “belge varsa getirin” diyorlar veya “İçinizde o kadar hukukçu var, tutuklamayı bağımsız yargı organları yapar” diyorlar.
Oysa medya da, ana muhalefet partisi de bu konudaki tepkilerinde yerden göğe kadar haklıdır, böylesine büyük, binlerce vatandaşı mağdur eden, Avrupa savcılıklarının belge gönderdiği olaylarda hükümetlerin takibi gereklidir.
CEM UZAN’I NASIL YOK ETTİNİZ?
Medya polislik yapmak, belge toplamak zorunda değildir. Ortada bir de Meclis Araştırma Komisyonu Raporu varken, Yimpaş’ın patronu Dursun Uyar uluslararası tutuklama kararıyla aranıyorken AKP’li bakanlarla yanyana törene katılıyorsa ve hakkında hiçbir işlem yapılmıyorsa, bu durumda hükümet her kimlerden oluşmuş olursa olsun sorumlu kendisidir efendim.
Kaldı ki banka yolsuzluklarında kimsenin gözünün yaşına bakılmamış banka sahiplerinin tüm varlığına iç çamaşırlarına kadar el konmuştur. Kaldı ki Cem Uzan için özel yasalar çıkarılmış nesi var, nesi yok alınmıştır.
YİMPAŞ’ta yapılanın benzeri bir “koruma/kollama” olayı bir başka ülkede görülse, bırakın Başbakan’ın çıkıp saldırıya geçmesini koltuğundan hemen ayrılması beklenirdi. Ama Türkiye gibi en ağır suçların cezalarına 5 yıl erteleme getirme cesareti gösterebilen hükümetlere sahip bir ülkede “siyasi etik”ten söz etmek mümkün değildir.
Hükümet YİMPAŞ’ta da, BOTAŞ’ın kamu kurumlarından borçlarını alamayışında da, Ziraat Bankası’ndaki 20 trilyonluk nema skandalında da hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi davranıyor.
Oysa BOTAŞ ve Z.B zararları da sonunda zamlarla, vergilerle milletten çıkacak. Nasıl bir rezalet, nasıl bir yönetim anlayışıdır bu?
YİMPAŞ ve onun gibi şirketlerin faizsiz kazanç vaadiyle ve “Faiz yiyen Kâbe yolunda anasıyla zina etmiş sayılır” gidi dehşet verici hurafeleri Peygamber hadisi diye yutturarak para toplamayı başarmaları ise başlı başına incelemeye alınacak bir komedidir.
Böyle bir hadis olsaydı %23 faizle borçlanarak ekonomiyi ayakta tutmaya çalışan AKP Hükümeti doğru cehenneme giderdi zahir!
(Not: “Bu işler bağımsız yargının işidir” diyenlere savcıların geleceğinin ısrarla Adalet Bakanlığı’nın elinde tutulmasının nedenini de sormak lâzım. İlginç bir “bağımsızlık” anlayışları var doğrusu.)
Canavarlar, ahlâksızlar!
Eğer ahlâksızlığın, vahşetin, canavarlığın zirve yapması bu değilse nedir Allah aşkına?
1,5 yaşındaki bir bebeğe bile tacize, tecavüze yeltenen canavarların çıktığı bir toplum olabilir miyiz biz? İnsanlık, ahlâk bu kadar mı yerlerde sürünüyor bu ülkede?
Zavallı yavrucağın ağzında emziği, sapsarı yüzü, korku dolu gözleri ve alnındaki yara iziyle çekilmiş fotoğrafı sanki insanoğlunun düşebileceği kötülük, alçaklık sınırının temsilî tablosu gibiydi.
Ve tabii her konuda asıl sorumluların serbest bırakılması durumunu burada da gördük; anne serbest!
Hangi mahkeme çocuğunun sorumluluğunu taşımak zorunda olan anneyi bu durumda serbest bırakabilir?
Sosyal Hizmetler İl Müdürü Zekeriya Ertaş hâlâ “İnceleme yapacağız, sosyal hizmetler uzmanının vereceği roparlar doğrultusunda eğer gerekiyorsa annenin velayetini iptal davası açacağız” diyor. Oysa bu yavru bir daha asla annesine verilmemeli.
Ona tecavüz eden canavarlar da bir daha asla toplum içine karışmamalı. Aslına bakarsanız onlara (anne dahil) nefes almak için bile dışarı bırakılmayacak kadar ağır bir hapis cezası verilmeli. Veya daha da iyisi bu canilerin boyunlarına bebeğin fotoğrafı asılarak halkın arasında dolaştırılmalı. Aklınıza daha ağır bir ceza geliyor mu?
Ama durun bir dakika, bu hükümet çocuk taciz ve tecavüz suçlarının cezalarına da 5 yıl erteleme getirmek istediğini kısa süre önce duyurmuştu. Yakında anne gibi, tecavüzcüleri de salarlarsa hiç şaşırmayalım.
Sivil toplum kuruluşları ve bizler hâlâ neden isyan etmiyoruz, neden bu kadar sabırlıyız bilen var mı?

