Başbakan işçi atayacakmış!

TÜSİAD konuştu ve gerçekleri dile getirdi, uyardı ya Tayyip Erdoğan ertesi gün çıkıp "Bazı mahfillerin feryat edişleri var ya, bu hükümeti istedikleri gibi kullanamadıkları içindir" dedi.

Haberin Devamı

TÜSİAD konuştu ve gerçekleri dile getirdi, uyardı ya Tayyip Erdoğan ertesi gün çıkıp "Bazı mahfillerin feryat edişleri var ya, bu hükümeti istedikleri gibi kullanamadıkları içindir" dedi.

Bunu ilk yapan kendisi değildi, ondan önce de eleştiri kaldıramayan ve her tenkitte, uyarıda sivil toplum kuruluşlarına, basına ve diğer kurumlara saldıran başbakanlar, liderler gördük biz... Bugün tek fark Başbakan'ın istediği zaman her eleştiriyi büyükelçiden çiftçiye kadar hakaret boyutunda yapma özgürlüğünü ve hakkını kendinde görürken, kendisine yapılanlara anında itiraz etmesi...

Oysa bir kerecik de dinlese. Acaba haklı oldukları noktalar var mı, bizim gidişimiz hatalı mı diye düşünse. Ve başkalarından beklediği saygıyı kendisi de göstermeyi denese.

Bunu yapabilse o zaman belki gerçekten iktidar olabilirdi ama yapamıyor. Demek ki bu da bir yetenek...

Herkes mi hortumcu?
Örnek olarak Merkez Bankası'nda "Önce" ve "Sonra" rakamlarını vermiş. Onun hortumlardan çok ekonomik önlemlerle, IMF baskısıyla kemer sıkmayla ilgisi var ve bunu kendisi de biliyor. Hortumu önlemeye o kadar meraklı iseler daha önce büyük hortumlarla gündeme gelen bazı bankacıların, iş adamlarının ülkeye kaybettirdiği katrilyonlar bu kadar kolay affa uğramaz veya ödenmesi neredeyse sonsuz bir zaman dilimine yayılmazdı.

Ayrıca TÜSİAD da uyarı yapan veya gidişten rahatsızlık duyan tek kuruluş, tek kurum değil. AKP iktidarı maalesef ülkenin tüm ciddi kurum ve kuruluşlarının rahatsızlığını ifade ettiği eylemlere imza atıyor. Sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere hepsinin...

Bunların tamamı hortumcu mudur?

Sokaklara dökülen, gösteriler yapan onbinlerce vatandaş nedir peki? Hâlâ düşünme zamanı gelmedi mi? Erdoğan'ın konuşmasına bakılırsa gelmemiş ve galiba hiç gelmeyecek.

Yeni bir yasa ve THY!
TBMM Plân Bütçe Komisyonu yeni bir yasa tasarısını kabul etmiş. 'Yatırımların artırılması için" olduğu söylenen 'Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı" kurulmasını öngören bu yasa Meclis Genel Kurulu'nda da kabul edilirse bir ilk daha gerçekleşecek ve Başbakan işçi atayacakmış.

CHP'den buna itiraz eden milletvekilleri olmuş ama dinleyen olmamış.

Padişahlıkla yönetildiğimiz için doğaldır.

Halihazırda da kendi kadrolarını işlere yerleştirmek için istediğini yapanlar şimdi daha da özgür olacaklar. (Bu "kadrolaşma" haksızlığına, hak edenin değil "partili"nin tercih edilmesine her dönemde karşı çıktığımı hatırlatmak isterim.)

Bir önrek vereceğim (ve hemen tekzip gelecek); Türk Hava Yolları'na kabin memuru almak için yapılan sınavda İngilizce barajı 70 iken istediklerini almak için bunu 40'a indirdikleri bilgisi bana ulaştı. Bu nedenle ingilizce bilmeyen kabin görevlilerini yabancı yolcular da şikayet ediyormuş.

"Erkek kabin görevlilerinin sayısı çok arttı" dedik kabul etmediler. Ben uçarken sadece erkek görevlilerle karşılaştığım çok oluyor ve bunu THY mensuplarından da hâlâ duyuyorum. Peki İngilizce konusuna ne diyecekler?

Yasalara göre bilgi edinme hakkımız var, kaç kişinin 40 puanla alındığını öğrenmek istiyoruz.

Bu yasa kabul edilirse her şey ne kadar kolay olacak düşünebiliyor musunuz?

Belediyecilik bu mudur?
Ben Adana örneğini veriyorum, gördüğüm için... Başka illerde de benzer bir şehircilik anlayışı veya belediye başkanlarının siteler sahibi olma durumu var mıdır ve bunlara hep sessiz mi kalınmaktadır onu bilmiyoruz.

Dün Adana'nın Seyhan gölü manzarasının en az Gökova koyları kadar güzel olduğunu fotoğraftan farkedebildiniz mi bilmiyorum. Ama farkettiyseniz bile orada gördüğünüz "yeşil" kısmı. Tepelerden bu yeşil kazınarak gelen binalar, siteler görünmekte. Yani böyle giderse birkaç seneye kalmaz o güzelliği de yerini şehrin içindeki "taş yığını" tablosunun alacağını düşünmek mümkün.

Peki bir ilin (veya illerin) tüm çevre sorumluluğu tek bir kişinin, hele isterse imkânları kendisi ve ailesi için kullanacak kişilerin eline bırakılabilir mi?

Bir yandan park ve bulvar açıp bir yandan şehirleri çarpık, çurpuk, yüksek, alçak çirkin yapılarla dolduran bir anlayışa Türkiye dışında hangi ülkede izin verilebilir?

Adana'nın bir de "raylı sistem" ve "Palmiye" sorunları var. Metro yapılacağı söylenerek Almanya'dan getirilen trenler 5 yıldır çürümeye terkedilmiş. Mısır'dan Palmiye ağaçları getirtilmiş, onların da çoğu hastalıklı çıktığı için kurumuş. Hem de aldığım bilgiye göre tanesi 45 milyon TL olan palmiyelere tam 670 milyonluk faturalar kesilerek...

Bir yanda sırf daha önceki belediye başkanı döneminde yapıldığı için kaderine terkedilen ve suç merkezi haline gelen koca bir alışveriş merkezi; Galeria, diğer yanda taşlaşmaya yönlendirilmiş bir şehir, çürüyen trenler, palmiyeler...

Bu ülkenin kaynakları böyle yok edilir, imkânları böyle kullanılırken halkın neden yoksulluktan işsizlikten kırıldığına şaşmamak gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR