Bugün Isparta’da düşen Atlasjet uçağı ve hayatını kaybeden 57 vatandaşımızın üzüntüsü her olayın önüne geçiyor ama başsağlığı dilemekten başka şu anda ne yapılabilir bilmiyorum.
Uçak mı sorunluydu, pilot mu hatalıydı, kısa mesafede olduğu için az yakıt alınarak bu tür bir hata mı yapılmıştı belli değil... Sonuncu ihtimali dillendirenleri duyunca önce şoka uğradım ama akla hayale gelmedik her şey olabildiğine göre bu da neden olmasın?
“Bugün de ülkemiz, insanlarımız için iyi haberler duyalım” diye başladığımız her gün acı haberlerle karşılaşmak dayanma gücümüzü de iyice sarstı artık, Allah hepimize sabır versin.
Uçak kazası için bir kez daha ölenlerin ailelerine ve toplumumuza başsağlığı diliyorum.
Bu üzücü olay dışında gündemin önemli haberlerinden biri bence Başbakan Erdoğan ve eşinin Adana’da türbanı nedeniyle ödül alması engellenen kız öğrenciye açtıkları telefondu.
Başbakan “Üzülme kızım, çözeceğiz türban sorununu” derken eşi Emine Hanım da “Türkiye’de böyle haksızlıklar oluyor. Bak ben de başörtülü olduğum için sıkıntılar yaşadım” şeklinde konuşmuş.
“Doğru söyleyeni dokuz köyden...” misali belki bir kez daha iktidarın MKYK toplantısında “sınıfta kalan yazarlar” listesine alınacağız ama olsun, görevimizi yapacağız elbette.
Her konuyu olduğu gibi bunları da yazacağız.
“Bir sinemada yapılan ödül töreninde türbanlı öğrencinin sahneye çıkıp ödülünü almasının engellendiği” ve öğrencinin üzüntüsü bana ilk kez sorulduğunda bunun duygusal açıdan herkesi rahatsız edebilecek, üzücü bir olay olduğunu söyledim.
Ki öyledir... Sinema “kamusal alan” olmadığı için izin verilebilirdi de dedim. Ama olay sürdürüldü, büyütüldü. Başbakan ve eşinin telefonuna kadar vardı.
Görünürde bunlar “farklı köşelerden çıkan sıradan olaylar” havasında yansıtılıyor ama nedense bu sıradan ama gündemi değiştiren, insanları ajite eden olayların arkası kesilmiyor. Türban bir şekilde hep orta yerde... Hiçbir şey olmasa AKP’li bir kadın milletvekili çıkıyor ve durup dururken “türbana saygıdan, bir kesimin türbanlıları ezmesinden, dışlamasından” söz ederek gündeme getiriyor, toplumu öfkeli kutuplara ayırıyor.
O zaman biraz daha irdeleyelim. Evet tören bir sinemada yapılıyor ama sonuçta eğitimle ilgili bir ödül töreni, bir eğitim aktivitesi, film seyrediliyor değil...
ÇARŞAF DA OLMALI!!
İlçenin kaymakamı, garnizon komutanı, protokolü orada... Eğitimde; okulda, üniversitede dini sembollerin, dolayısıyla “türban haline çevrilmiş başörtüsü”nün kullanılmadığı da öğrenciler ve eğitimciler tarafından biliniyor. (Tabii imam hatiplerde tesettür forması kullanılması ayrıca işlenmesi gereken bir konu...)
Demek ki normal olarak öğrencinin türbanla çıkmaması gerekiyordu ama o çıktı... Çıkarıldı.
Cevaplanması gereken soru buradaki “Neden”dir. Oysa bu tür bir olayı “mağdur kız öğrenci” üzerinden duygusal sömürüye çevirmek ve “din baskısına uğratılıyorlar” havası yaratmak kolay olduğu için medya yoluyla hep bu yapılıyor.
Devletin Başbakanı, “Yürütme”nin başı konumundaki Tayyip Erdoğan’ın ve eşinin devletin mevcut bir kuralına uyulmamasını onaylama anlamına gelen davranış ve konuşmaları da önemli bir hatadır.
Ahmet Hakan’ın bu konuda dün yazdığı yazının her satırına hak veriyorum.
Başbakan’ın elinde türban ve hatta çarşafa (ki onun da birlikte düşünülmesi gerekir) üniversite ve hatta devlet dairelerinde (ki devlet dairesi de bir sonraki adımdır) izin verecek düzenlemeyi yapacak güç var.
Bunu artık zaman kaybetmeden yapmalı ve Amasya’da gözleriyle gördükleri baskının nerelere varacağını ülke çapında ortaya çıkarmalıdır. Aksi takdirde, sürüncemede bırakılan “türban/çarşaf” meselesinin işlerine yaradığını, bu nedenle çözmediklerini düşüneceğiz.
Sınıfı geçenler ve kalanlar!
Medya için hazırlanan andıçlar, sınıf geçen, sınıfta kalan, kara listelere alınan gazeteciler... Ve komediye dönüşen bir basın özgürlüğü...
Bu Pazar Her Açıdan’da bu konuyla birlikte; medya ile türban baskısı, Amasya’daki okulda mahalle baskısı gibi konuları da tartışacağız.
Konuşmacılar: Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi Turgut Kazan, Mehmet Ali Birand, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak olacak.
Her Açıdan’ın ikinci bölümünde ise “Organ Nakli Haftası” nedeniyle böbrek naklinde dünya üçüncüsü bir bölümün başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş, organ nakli yaptığı gazeteci Buket Aşçı ve MHP eski milletvekili Mehmet Gül deneyimlerini anlatacaklar.
Pazar günü öğlen saat 12.15’te STAR’da izleyebilirsiniz.

