Başbakan’ın sağlık durumunu doktorlar açıklamalı!

Haberin Devamı


Dün yine Başbakan Erdoğan’ın sağlığı konusundaki sorular, yorumlar gündemin baş köşesindeydi. Taraf’ta Ahmet Altan “Başbakan’ın Taraf gazetesi için söylediklerine” öfkeli bir cevap verirken bu konuya etraflı şekilde değinmişti. Altan önce Amerikan özel istihbarat kuruluşu Stratfor’un “Başbakan Erdoğan’ın sağlığının bozuk olduğuna” dair verdiği bilgilerin Taraf’ta yayımlanmasına Erdoğan’ın kızmasıyla ilgili olarak “Stratfor’un Türkiye’deki ortağı Başbakan’ın yakın akrabalarının yönettiği gazete, en önemli haber kaynağı ise Başbakan’ın danışmanı” dedikten sonra (danışmanın 30 bin TL maaş aldığı açıklandı, üstelik o maaşa karşılık bu nasıl danışmanlıktır) şunları yazmış:

“Dünyada herhangi bir insanın sağlığı onun özel hayatıdır, o konuya paldır küldür giremezsiniz. Ama bir başbakanın sağlığı özel konu değildir. ‘Muz cumhuriyeti’ diye küçümsemeye heveslendiğimiz Latin Amerika’da devlet yöneticileri hastalıklarını derhal açıkladılar halklarına.. ABD’de başkanın check up sonuçları, tansiyonunun ne olduğuna kadar açıklanır.”

ABD DE ARAŞTIRIYOR

Yalnızca Ahmet Altan’ın yazdıkları değil, ABD Ankara Büyükelçisi Ricciardone’nin 4 gazeteciyle yaptığı görüşmede “Başbakan’ın iyileşme ihtimali olup olmadığı ve onun yerine kimin geçeceği” gibi soruları tartıştığı da dün gündemin önemli konuları arasındaydı. Başka hangi büyükelçilerin konuyla ilgili araştırma yaptığını bilmiyoruz ama Ricciardone’nin merakı ve araştırması da muhakkak ki kişisel değil, ülkesinin yönetiminden gelen bir talep olmalıdır ve yazacağı raporların da herhalde “Wikileaks” belgeleri gibi dosyalanıp oraya gönderileceği bellidir.

Durum böyleyken Başbakan’ın “sağlığı konusundaki açıklama ve polemiklere kızması” çözüm getirmeyecektir. Aslında baştan beri yapılması gereken “ameliyatı gerçekleştirmiş olan ve tedaviyi sürdüren doktor ekibi”nin topluca açıklama yaparak onun sağlığı ile ilgili bilgileri vermesiydi. Doktorlar “gerçeği saklamayacakları konusunda” yeminli oldukları için onların açıklaması olaya noktayı koymaya yeterli olacaktır. Ben şahsen herkesin “sağlığı ile ilgili detayları paylaşma veya paylaşmama”sında tercih hakkı olması gerektiğine inananlardanım ama bu polemiklerin uluslar arası boyuta gelmesinin Başbakan’ın kendisine zarar vereceğine, en azından sık sık sinirinin bozulacağına da inanıyorum.

*****


Hakan Şükür’ün burun sorunu!

Biri onu durdurmalı, iyice şaşırdı çünkü.. Üstelik bu şaşkınlığına Meclis’i de ortak ediyor. “MİLLETVEKİLİ” Hakan Şükür olarak TBMM Genel Kuruluna katılmadığı birçok gün mazeret bildirmiş. Mesela “seçim bölgesinde temasta bulunacağı” mazeretlerden biri. Ama aynı günün akşamı LİG TV’de yorumculuk yaptığı da ortaya çıkmış.. Kendi açıkladığı mazeret “bir süre önce burun operasyonu geçirdiği ve bununla ilgili sorun yaşadığı”.. Demek ki burnu Meclis’e gidince ağrıyor, TV’ye çıkınca hiç sorun yaratmıyor. Genel Kurul’a katılmadığı bazı günler için ise mazeret bile bildirmemiş.. (Ve hala TBMM Başkanlığı, görevini yapmayan bu vekil için “TV’de yorumculuk yapmasında bir sakınca olmadığını” açıklıyor, her nasıl oluyorsa..)

GÜL DAĞITACAĞINA..

Dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Meclis’e gidebilmiş ve kadınlara kırmızı gül dağıtmış.. Oysa kadınlara gül dağıtacağına çıkacak şiddet yasası konusunda, “binlerce kadının, çocuğun karşılaştığı felaketler, tecavüz ve cinayetler” konusunda bir konuşma yapsaydı, “bu sadece kadınların meselesideğil, hepimiz çözümü bulmalıyız, en ağır cezaların getirilmesini sağlamalıyız” deseydi ama nerde.. Geçelim, Şükür kadınlara gül dağıtırken danışmanı Milli Eğitim Komisyonu’nda erkekleri yumruklamakla meşgulmüş.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a yumruk atmış danışman.. Hangi partiden olursa olsun, bir danışman buna nasıl cesaret edebilir? Milletvekillerinin birbirini yumruklaması bitti de sıra danışmanlara mı geldi? Milletin Meclisi’nde bu skandalları mı izleyeceğiz artık?

TV YORUMCUSU TV’DE KONUŞSUN!

Ayrıca ben bu milletvekili danışmanlarına babamın deyişiyle “kuyruğuna kabak bağlamak” diyorum. Eskiden “milletvekili danışmanı” mı vardı, milletin parası bunlara mı dökülüyordu? Vekiller oturup günlerce konuları kendileri inceliyor, bilgi ediniyor, görüşlerini bildiriyordu. Onların anlamadığı, tek cümle öğrenmediği konuları (örneğin 4+4+4 gibi) milletin önüne sürüp “haydi anlayın da haklıyı bulun, çocuğunuzun geleceği ne olacak öğrenin” demek nasıl bir anlayıştır?

TV haber programcıları “TV’ye pek meraklı” Şükür’ü programlarına çıkarıp ülke sorunları hakkında görüşlerini sorsunlar bakalım, konuşabilecek mi? Bakalım danışman olmadan “oyunu aldığı” insanlara eğitimdenKürt sorununa, ekonomiden işsizliğe , dış politikada olanlara kadar her konuda bilgi verebiliyor mu? Mesela Suriye’de, İran’da neler olduğunu, Türkiye’nin bu olaylarla ilişkisini biliyor mu, hiç merak etmiş mi?

İşte sadece “ismineve kimlerle yakın olduğuna” bakarak milletvekili seçince durum bu oluyor ama millet de seçse onu seçerdi, güle güle kullansınlar o nedenle.. O da “gül döktüm yollarına” şarkısını çığırarak dolansın arasıra Meclis’te.. Astronomik rakamlarla yorumculuk yapanlara bile halkın cebinden saçılacak para çok nasılsa!

*****


Dink cinayeti zanlısı tecavüzcü!

Hrant Dink cinayetinin zanlısı olarak bilinen ama bu davadan beraat ettirilen Zeynel Abidin Yavuz bu kez “çocuk tecavüzü” nedeniyle gözaltına alınmış. İlköğretim okulu öğrencisi 14 yaşındaki kıza 3 arkadaşıyla birlikte “bıçakla tehdit ederek” tecavüz etmişler.

O çocuğun ve ailesinin hayatı bu caniler yüzünden mahvoldu, her 3’ünün de en az “15-20 yıl ağır hapis cezası” alması ve diğer çocukların, toplumun bu canavarlardan korunması gerekir. Pozantı cezaevindeki çocuklara tecavüz eden suçluların başta cezaevi görevlileri olmak üzere en ağır cezaları alması gerekir. Eşi Aysel Ulusu’yu 5 yaşındaki çocuğunun gözleri önünde asitle yaktığı halde serbest bırakılan kocasına “elektronik kelepçe” değil, gerçek kelepçe takılarak yıllar boyu hapsedilmesi gerekir.

10 aylık bebeğini “ağladı diye” yere fırlatıp komaya sokan babanın, aile içi (cinsel ve her türlü) saldırılarla kendi çocuklarına cehennem azabı yaşatan, çocuklara el uzatan tüm erkek müsveddesi vahşilerin ağır şekilde cezalandırılması gerekir. Bunlar “kadına şiddet yasası” denen yasada var mı, bu cezalar sağlanıyor mu, hayır.. O zaman o yasa için de “yok” demek mümkündür!

DİĞER YENİ YAZILAR