Başbakan farketti mi acaba?

Papa 16. Benedict’in gelişi ile ilgili ilk TV programını iki hafta önce ben yapmıştım ve Aytunç Altındal, Yaşar Nuri Öztürk, Mehmet Barlas ve Nazlı Ilıcak’la konuyu tartışmıştık

Haberin Devamı

Papa 16. Benedict’in gelişi ile ilgili ilk TV programını iki hafta önce ben yapmıştım ve Aytunç Altındal, Yaşar Nuri Öztürk, Mehmet Barlas ve Nazlı Ilıcak’la konuyu tartışmıştık.

O arada Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu ziyaret sırasında Türkiye’de olmamasının hatalı bir karar olduğu da birkaç kez vurgulanmıştı. Daha sonra medya bunu sık sık tekrarladı ve Başbakan sonunda tepkileri gözönüne alarak havaalanında da olsa Papa’yla görüşmeye karar verdi.

Aslında bu tür ciddi diplomatik ziyaretlerde program aylar öncesinden belirlenir ama neyse ki son dakikada da olsa bu görüşme sağlanabildi.

Papa’nın Türkiye’de hoşgörüyle karşılanması ama bu arada Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu tarafından Müslümanlık ve Hz. Muhammed’le ilgili sözlerine gereken tepkinin verilmesi en doğru tavırdı. Öte yanda elbette Papa’nın Türkiye hakkındaki ön yargısının giderilmesi, bütün dünya basınının, TV’lerinin önünde Türk Bayrağı taşıması, “Türkleri seviyorum” demesi, ayine Türkçe başlayıp Türkçe bitirmesi bizim açımızdan hep olumlu gelişmelerdi.

Bu arada bazı teröristlerin yakalanması, olası eylemlerin önlenmesi de hep artılar hanesine yazıldı. Umarız kazasız belasız gider de bu olaydan yüzümüzün akıyla çıkmış oluruz.

Ve yine umarız ki Tayyip Erdoğan bundan sonra doğru kararları doğru zamanda verir ve geç kalmaz...

Papa’yla görüşmekle, onu uçağın kapısında karşılamakla ne iyi yaptığını farkeder.

*****

“Eşimle birlikte...”
Başbakan’la başladık Başbakan’la devam ediyoruz.

Tayyip Erdoğan Kenan Evren’in “eşinin başını açmasının Cumhurbaşkanlığı sorununu halledeceği” ile ilgili bir sözüne “Biz bu yola eşimle birlikte girdik. Birileri, Allah göstermesin ‘Eşinizin başını açın’ diyor. Bu siyasi kimlik zaafıdır” cevabını vermiş.

Kenan Evren’in önerisi çok yönlü olarak yanlış, o başka. Cumhurbaşkanlığı’nın önünde eşin türbanından önce yolsuzluk dosyaları var. Ayrıca o böyle bir öneride bulunamaz ve sorun “türban” sorunu değil, “anlayış” sorunudur...

Ama Erdoğan’ın cevabının da Evren’inkinden geri kalır tarafı yok. Hangi yola eşiyle birlikte girmiş? Neden baş açma kararı “siyasi kimlik zaafı” oluyor? Zaaf cumhurbaşkanlığı uğruna ona baskı yapmaksa tamam ama “bu yola birlikte girdik” sözü başka manâlar da olabileceğini, siyasetin kastedildiğini, türbanın da burada önem taşıdığını gösteriyor.

Elbette kimse kimseye “başını aç” baskısı yapmamalı, demokrasilerde böyle bir baskı olamaz. Ama Emine Erdoğan başını kendi isteğiyle de örtmemiş ki bu kadar “Allah korusun” diye korkmak gereksin. Evlenmeden kısa süre öncesine kadar başı açıkmış zaten.

O zaman da Müslüman olduğuna göre ve başı açık kadınların “daha az dindar” olduğunu kimse söyleyemeyeceğine göre bu korku niye? Ayrıca bir eşin bu kadar şiddetli tepki göstermeside gizli bir baskı değil midir?

Eğer Kur’an’a o kadar harfiyen uyuyorsa Emine Hanım’ın başörtüsüyle (gerçi Kur’an’da başörtüsü değil örtü geçiyor ama) yakasının üzerini kapatması gerekirdi. Bunu yapmamasını nasıl açıklayacağız?

*****

Berdel, töre bu vahşet yetmedi mi hâlâ?
Yan tarafta “berdel” yüzünden intihar eden gencecik kadının haberini görüyor musunuz?

Urfalı Şahe’cik 1,5 yaşındaki bebeğini de geride bırakarak canına kıymış. Hayattan nasıl bezdiğini düşünün artık.

Mal gibi değiş tokuş edilen kızlar, töre diye çılgına çevrilen kızlar arka arkaya intihar ediyor.

Onların ölümüne sebep olanlara ise hiçbir yaptırım yok.

Yetmez mi artık? Onlar da insan değil mi?

Bu çağdışı olayları ortadan kaldıracak yasalar neden uyum yasası sayılmıyor ve çıkarılmıyor?

Neden onlar kadar önem verilmiyor? Adalet yok mu bu ülkede?

(“Afla çıkıp iki genç tezgahtar kıza tecavüz eden sapık” haberini de buna ekleyebiliriz. Buyrun size af!)

DİĞER YENİ YAZILAR