"Başarı"yı iyi okumak lâzım!

Birçok seçimde, çıkan oy oranları o seçimin halk nezdindeki somut galibini ve mağlûbunu açıkça belli eder ama bazılarında değil

Haberin Devamı

Birçok seçimde, çıkan oy oranları o seçimin halk nezdindeki somut galibini ve mağlûbunu açıkça belli eder ama bazılarında değil. 28 Mart belediye seçimleri de bu "bazıları"ndan biriydi.

Seçim öncesi televizyonlardaki "Anket sonuçlarını değerlendirme" ile ilgili programlarda söylediklerim bence hâlâ geçerli. Seçim sonucunda çıkan yüzdelerin toplumun gerçek nabzını ortaya koyduğunu kimse iddia edemez. Ve hatta inanıyorum ki aldıkları oylara bakan iktidar ve muhalefet partisi liderlerinin gerçek düşünceleri okunabilmiş olsaydı buna onların da inandığı ortaya çıkardı.

'Sonuçlar Türkiye için hayırlı olsun' diyerek biraz "nedenlere" inelim. Kendi öz seçmeninin dışında kalan, tanıdığım birçok kişinin "Aman istikrar bozulmasın, belki verdikleri sözü tutarlar, belki gerçekten ülkenin geleceğini düşünerek siyaset yaparlar" düşüncesi ve ümidiyle AKP'ye oy verdiğini biliyorum. Toplum onlara açtığı krediyi bir süre daha geri almak istemedi. "Nehir geçerken at değiştirilmez" inancı bunun nedenlerinden biriydi. Ülkenin şu anda Avrupa Birliği, Kıbrıs, Irak ve Ortadoğu meselesi, ekonomi gibi çok yönlü sorunları ile her dönemden çok istikrara ihtiyacı var ve bu korunmalı... Eğer aynı seçim, aynı şartlar altında bir Avrupa ülkesinde yapılsaydı konuşmalar, eylemler seçmen tarafından başka türlü değerlendirilir, sonuçta başka türlü çıkardı.

Tek bir örnek; Başbakan sonuçlar belirlendikten hemen sonra "Bugünden itibaren hangi partiden olursa olsun tüm belediye başkanları bizim başımızın üstündedir, ayırım yapmayacağız" dedi. Mademki durum böyledir, seçim öncesinde neden bu sözlerin tam aksini kendisi ve bakanları koro halinde tekrarlayıp durdular?

İşte seçimden önce de anlatmak istediğimiz buydu ve bu yapılan takiye değilse nedir? Demokrasiyi özümsemiş bir ülkede seçmen bu numaraları yutmaz ve hesabını sorar. Hangi parti yapmışsa ondan sorar.

Ama bizde istikrar önemli, iktidar partisinin gücünden yararlanmak önemli, laik rejime bağlılık konusundaki endişeler ortadan kalkmış olmasa da hâlâ "değiştik" sözüne inanmak isteyenler var. Muhalefetteki partiler toparlanamadığı için iyi bir alternatif yok ve daha birçok neden.

Aynı şey muhalefet partisi ve diğerleri için geçerli. 56 ili almış bir partinin karşısında yeterince varlık gösteremeyen CHP'nin lideri hâlâ çıkıp "başarı"dan söz edebiliyor. 1 ili almış DYP ile 4 ili alan MHP liderleri kutlama yapabiliyor.

Ben seçim öncesinde 'Belki de anketler yayınlanmamalı. Tek yararı kararsızları etkilemek oluyor' demiştim. 'Kararsızları etkilemek' konusu tamamen doğru ama şu anda sırf bu nedenle bile anketlerin yayınlanması gerektiğine inanıyorum.

CHP, DYP ve MHP'nin aldığı oylarda bu anket sonuçlarının da önemli rolü oldu. Kızgınlık nedeniyle oy kullanmayacak (veya onlara kullanmayacak) çok sayıda seçmen demokrasi adına, "çok güçlü bir tek parti iktidarı görüntüsü ortaya çıkabilir" endişesiyle sandığa gitti ve onların oyunu arttırdı.

Kısacası bu seçim vatandaşın önemli bir kesiminin gönlü rahat, doğru karar verdiğine yüzde yüz emin olarak oy verdiği bir seçim değildi. Bununla birlikte, neden ne olursa olsun çıkan sonuç halkın tercihini ortaya koymuş ve yine seçim öncesi söylediğimiz gibi iktidarın sorumluluğunu arttırmıştır. Artık ne işsizlik, ne ekonomi, ne eğitim ve sağlık, ne de diğer sorunların çözülmesi için mazeret dinler bu halk. Türkiye'nin tüm imkânları AKP'nin elinde.

Amerika'da, Japonya'da 7 şiddetindeki depremlerde tek kişi ölmez, gökdelenler bile yıkılmazken Erzurum'un köylerinde 5.6'da taş üstünde taş kalmıyor, insanlar ölüyor. Bakalım AKP'li belediye bir sonraki depremde sonucu nasıl değiştirecek?

Bütün dikkatimizle izlemeye devam edeceğiz.

Ve son söz; Bu tablo kesinlikle sağ ve soldaki partilerin mutlu olabileceği bir sonuç ortaya koymamıştır. Toparlanıp, anlaşıp güç birliği oluşturmadıkları takdirde kendi aralarında yaptıkları "kırıntılar üzerine" kutlamalar daha çook sürecek!

DİĞER YENİ YAZILAR