1985 yılında ulusal sanata katkılarından dolayı Rusya'da "Akademik" unvanını alan St Petersbourg Senfoni Orkestrası Salı akşamı Akatlar MKM (Mustafa Kemal Merkezi)'deydi... İlçesini güzelleştirmek, geliştirmek için yaptığı çalışmaların yanında sanat, kültür konularında da katkı sağlayabilmek için gayret gösteren; Kuruçeşme'de konserler için 10 bin kişi kapasiteli Arena'yı, 12 Eylül döneminde kapatılan Sinematek'i açan, tiyatro gösterileri, gençlik festivalleri, sergiler düzenlenmesini sağlayan Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal "Neden olmasın diyerek bir hayali gerçeğe dönüştürmüştü.
Önce şunu söyleyeyim ki; Başkan Ünal döneminde yapımı tamamlanarak açılan 1038 koltuk kapasiteli, İstanbul'un en büyük kültür merkezlerinden biri olan MKM gerçekten büyük bir ihtiyaca cevap verecek mükemmel bir merkez olmuş, içinde Atatürk arşivi ve Çocuk Müzesi de yer alacak olan Merkez'de daha önce başka sanat etkinlikleri de yapılmış ama böyle dünya çapında bir orkestranın ilk konseriydi...
Hani "Kendi senfoni orkestralarımız da oldukça başarılı, ne kadar farklı çalabilirler ki" filân diye aklından geçmiyor değil insanın, "ne kadar farklı" olabileceklerini bu konserler başladığı anda anlıyorsunuz. St Petersbourg'ta da aralarındaki olağanüstü uyum, Rus orkestra şefi Vladimir Altshuler ile orkestranın tamamen bütünleşen konsantrasyonu, her bir enstrümanın çalınışındaki ustalık inanılır gibi değil.
Hele Glazunov'dan bir keman konçertosu çaldılar, 15 yaşlarında Sergei Degadin isimli bir çocuk şefin yanında bir keman şovu izletti, benim diyen kırk yıllık virtüöz çalamaz.
Program var mı?
Konserin tek bir kusuru vardı; girişte program dağıtılmayışı... Salondaki izleyiciler arada "Siz program bulabildiniz mi Ruhat Hanım. Ne çaldıklarını bilmiyoruz" diye bana şikayet ederek bunu yazmamı istediler... Her organizasyonda program önemlidir ama opera, tiyatro, bale, müzikal, konser gibi sanat olaylarında olmazsa olmaz. Aynı operayı, baleyi ya da konseri defalarca izlemiş olsanız da girerken elinizde program istersiniz; ben isteyenlerdenim. Parçaların ve çalanların isminden, oyunun, balenin konusundan emin olmak ve detayları görmek daha rahat izlemenizi, dinlemenizi, anlamanızı sağlar.
Beşiktaş Belediyesi diğer yerel belediyelere örnek olacak nitelikte bir sanat olayını kusursuz bir organizasyonla gerçekleştirmiş ama programı unutmuştu. Başkan Ünal'a söylediğimde "Çok haklısınız, yarın akşam derhal hatayı düzeltiriz" dedi.
Başarının sırrı da bu değil mi zaten; iyi niyet, dinamizm, eleştirilere önem vermek... Bu başarı kutlanmayı hak ediyor, Beşiktaş Belediyesi'ne tebrikler!
Mafya "iyi" olunca...
Benim uçaktan, ikinci uçaktan filân haberim yoktu, böyle öğrendim. Ankara polisinin ele geçirdiği çete ile İbrahim Tatlıses'in üçüncü kez bir arada görüldüğü haberini duyan kimle karşılaşsam "Belli zaten, iki-üç milyar dolarlık ikinci uçağını aldı, böyle ilişkiler olmasa nereden alacak" diyor. İnsanlarımızın magazin haberlerini benden iyi izlediği kesin.
Ben ise bir ses sanatçısının, kazancı ne olursa olsun Türkiye gibi bir ülkede ikinci uçağını alıyor (veya almış) olmasıyla ilgili değilim. Bir süre önce "parasız kaldığını, kebapçılarından, motelinden gelen parayla geçindiğini" açıklamış olsa da ilgilenmiyorum. Kimin göreviyse izlemek ve ilgilenmek, o yapsın bu görevi.
İlgilendiğim konu Türk insanına, gençlerine TV'lerden, gazetelerden 24 saat "idol" olarak, örnek olarak sunulan karakterler...
Bir de derin devlet mafyası çıktı başımıza... Bu "iyi mafya" oluyor Kurtlar Vadisi'nden de anladığımız kadarıyla... Mafya "iyi mafya" olunca, görüşürken yakalananlar da "iyi mafya zannettikleri için görüştüklerini" söyleyerek olaydan sıyrılmaya çalışıyorlar.
Tam bize göre biliyor musunuz? Hani toplumun haline dışardan bakanlar bizi "kafasızlar ordusu" olarak görseler kızmaya hiç hakkımız olmaz.
Türk toplumunun örneği hep bu mu olacak?
(Yarın devam edeceğiz.)
Başarının sırrı!
1985 yılında ulusal sanata katkılarından dolayı Rusya'da "Akademik" unvanını alan St Petersbourg Senfoni Orkestrası Salı akşamı Akatlar MKM (Mustafa Kemal Merkezi)'deydi...
Haberin Devamı

