"Türkler cezayı az buldu" diyordu haber. Almanya'da ailesinin kendisini zorla evlendirdiği kuzeniyle yaşamak istemediği için öz kardeşleri tarafından öldürülen Hatun Sürücü davasından söz edilmekteydi.
Ablasını öldüren Ayhan Sürücü'ye 9 yıl 3 ay ceza verilmesi Almanya ve diğer ülkelerde "sözde namus cinayetleri" adıyla tartışılmış ve cezanın azlığı eleştirilmişti. Yalnız bu değildi tartışma konusu olan; bu tür olayların yalnızca Müslüman topluluklarda görüldüğünü ileri süren Almanlar ülkelerindeki Müslüman nüfusu toptan eleştirmeye başlamışlardı.
İşin ilginç tarafı, gazetenin konuyla ilgili görüş aldığı Türkler de cezanın az olduğunu söylüyorlardı. Sanki plânlı, programlı suç işleyen katilleri, tecavüzcüleri serbest bırakan, tutuklananları da her üç beş yılda bir af çıkararak sokaklara salıveren Türkiye'den haberleri yokmuş gibi...
Kadın mezbahası
Hatun Sürücü haberiyle aynı gün (Hürriyet'te aynı sayfada) eski eşi tarafından sokak ortasında, bir lisenin önünde kurşunlanan ve yüzü kesilen 22 yaşındaki Çiğdem Dinçer'in haberi vardı. Kadın, korkusundan hiçbir bilgi verememişti.
Bırakın Avrupa ülkelerinin "bu olayların Müslüman toplumlarda görüldüğü" yargısını, daha çok Türklerde görülmesine ne diyorsunuz?
Daha önce sokak ortasında eşi tarafından, çocuklarının ve herkesin gözü önünde 50-60 yerinden bıçaklanan kadınları görmedik mi biz?
Kendisini istemeyen sevgilisini, nişanlısını kesen, kırpan, vuranları görmedik mi?
Baba, oğul bir olup kendi öz kızını/kardeşini telle boğanları görmedik mi?
Bunları kısa aralıklarla izleyip de bize toptan barbarlığı yakıştıranları suçlayabilir miyiz?
Peki barbarlığın cezası nedir?
13 yaşındaki kız öğrenciye toplu tecavüz eden ve bunu bir de filme çeken lise öğrencileri NEDEN serbest bırakılıyorlar?
Sokak ortasında karısını, kızını kesenlere, masum çocuklara, kadınlara acımasızca tecavüz ederek hayatını karartanlara NEDEN ömür boyu hapis cezası verilmiyor?
Üniversitede bira içen öğrenci ve öğretim görevlilerine saldıran ve yaralayanlar NEDEN serbest kalıyor? Hırsız, kapkaççı neden cezalandırılmıyor?
Suçlulara suçun karşılığı olan cezaları vermeyen hakimler suçun ortağı durumuna gelmekle kalmıyor, bir büyük suç da bu tehlikeli ruh hastalarını toplumun içine salıvermekle işliyorlar.
Adalet istiyoruz!
"Atatürk diyemiyoruz"!
Laiklik neden tehlikedeymiş?" diyerek Cumhurbaşkanı'na terslenenlere cevap Adıyaman'dan geldi. İmzasından önce Cumhuriyet'in öğretmeni" yazan okurumun adını "huzurunun kaçmaması" için vermiyorum. Ama yazdıklarını özellikle "Türkiye'yi sadece kendi çevresinden ibaret sanan ve hızla yayılmakta olan irtica tehlikesini görmezden gelenlerin" okuması lâzım.
"Sayın Mengi,
11 Nisan tarihli yazınızı okudum (...) Yazının sonundaki alıntıda Ankara'daki camide okunan vaazda Atatürk'ün anılmadığını belirtmişsiniz. Üzüldüm ama şaşırmadım. ÇÜNKÜ ben 2 yıldır bu ilçede (Samsat) görev yapıyorum hiç kimseden ATATÜRK SÖZCÜĞÜNÜ DUYMADIM. Evet şaşırma sırası sizde... İlçedeki hiçbir kurum amirinden, hiçbir memurdan, resmi törenler dahil Atatürk'ten bahseden yok (...) Hele Atatürk ilke ve devrimlerinden bahseden hiç yok. Okul müdürleri öğrencilere hitabederken de hiçbir zaman o kelimeyi kullanmaz. Buyursunlar incelesinler (kim inceleyecekse...)
Not: İtiraf etmek gerekirse biz bile Atatürk demeye çekiniyoruz. Hemen DİN DÜŞMANI ilân ediliriz, iftiralarla öğrencilerimizin gözünde küçük düşürülürüz diye... Saygılarımla..."
İstanbul Beşiktaş'ta Atatürk resimleri kırılıyor, Anadolu'da öğretmenler Atatürk demeye çekiniyor... Gerisini siz düşünün, tehlike yok mu dersiniz?
Bunu düşünürken İran'a yeni cumhurbaşkanı tarafından getirilen yeni baskıları, kadınlara pantolonun, renkli başörtüsünün bile yasaklandığını ve kurallara uymayana 2 ay hapis cezası verileceğini de hatırlayın. Sonu böyle oluyor!
Barbarlığın cezası nedir sizde?
"Türkler cezayı az buldu" diyordu haber. Almanya'da ailesinin kendisini zorla evlendirdiği kuzeniyle yaşamak istemediği için öz kardeşleri tarafından öldürülen Hatun Sürücü davasından söz edilmekteydi
Haberin Devamı

