Bakla çıktı; hedef 4 kurum!

Haberin Devamı

Yani komedi öyle boyuta geldi ki inanın dün gazeteleri ve ajanslardan gelen gündemi okurken gülmeye başladım, gözümden yaşlar gelene kadar güldüm. İnsanın sabrının da bir sınırı var değil mi, o sınır aşılınca “taşıyor”.

Henüz hiçbir dayanağı bulunmamış olan, Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın bile “Bu belge mevcut haliyle hiçbir anlam ifade etmiyor, önce gerçekliğinin kanıtlanması gerekir” dediği (ve böylece “suç duyurusunda bulunan” genel başkanıyla ters düştüğü) belgenin varlığına milleti inandırmak için bin takla atanlar mı istersiniz, “belgenin gerçek olduğu kanıtlanmadı” diyenleri Ergenekoncu olmakla suçlayanlar mı, memlekette asla irticai faaliyet filan yoktur, bunlar komplolarla varmış gibi gösterildi, var olduğunu söyleyenler paranoyaktır” derken “ammaa... Bu ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ gerçektir” ısrarında olanlar mı... “Askerin meşruiyeti tartışılıyor, askerî kurum denetlenmelidir, asker siyasi rolünü korumak için hamle yapmıştır” sözleriyle; aslında “ordunun yetkilerini kısıtlamak üzere” atılmaya başlanan siyasi adımlara çaktırmadan (!) destek çıkanlar mı, soyunan kadın yazara “Türkiye seninle gurur duyuyor” diyecek kadar modern ve demokrat (!) olmalarına karşın “farklı görüş çıkmasın diye” kendi fikirlerinden önce bu ihtimali “baskılayan” ama yaptığının hiç de demokrat bir davranış olmadığını fark etmeyen mi... Ne ararsanız... Nereden yakmak isterseniz hepsi var. Eh, bunlara bir de İstanbul Boğazı’nda ve İzmir’de arka arkaya denizden çıkarılan mermiler eklenince, hepsini bir arada görünce de gülmenizi zaptedemiyorsunuz işte. (Acaba deniz dibindeki mermileri vatandaşlar dipten yüzerken mi görüp ihbar ediyorlar, yoksa balıkadamlar devamlı denizaltında mermi mi arıyor?)

Kendisi hukukçu olmasına rağmen sürekli hukuka aykırı açıklamalar yapan, henüz iddia aşamasında ve yargıda olan bir olayın “şüphelileri” için kısa süre önce “Toplumun kanını emenlerin başını ezdik” diyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Abant’ta da son belgenin gerçekliğinden AKP medyası kadar emin şekilde söz etmiş; “Biz buna müstahak değiliz, bundan dolayı üzülüyoruz ve utanıyoruz, bu halkın seçimine, iradesine, demokrasiye ihanettir” demiş.

HER AÇIDAN’DA...

Ortada söz konusu belgenin aslı var mı; yok... Nesi var deniyor; fotokopisi yani astarı. İmza tespit edilebiliyor mu; hayır, hatta “montaj” olduğu belirtiliyor. Genelkurmay “Buradaki bilgisayarlarda böyle bir belgenin izine rastlamadık” diyor. Demek ki henüz kanıtlanmamış. Ama hukukçu Arınç tamamen emin ve utandığını söylüyor. Aynı zamanda “halk iradesine karşı” sözleriyle duygu istismarını ihmal etmeyerek. (Acaba konuşmasında yolsuzluklardan, dokunulmazlık dosyalarından, Deniz Feneri’ndeki siyasi korumadan, Akman’ın belge tahrifatlarından utandığına da neden hiç değinmemiş?)

Bülent Arınç’ın konuşmasında daha önemli bir nokta var: “Türkiye’nin demokratikleşmesinde 4 ana kurumun yardımcı olması gerekir” diyerek saydığı kurumlar... Bu kurumlar: Ordu, Anayasa Mahkemesi, üniversiteler ve medya... Ülkedeki gidişi, rejim üzerinde oynanabilecek oyunları izlemek, duyurmak ve/veya önlemekte rolü olabilecek ve şimdiye kadar hepsine siyasi elin uzatıldığı 4 kurum. Aynı konuşmada “Anayasa Mahkemesi’nin nasıl olmasını istediği” de AYM’nin Anayasa değişikliğini iptal etmesine pek bozulduğunu anlatmasıyla iyice vurgulanıyor.

Söyleyecek çok şey var ama yerim dar, kısacası anlattığım şu; “4 kurum da bizi memnun edecek şekilde çalışmalı, demokrasi var dediysek iktidarı rahatsız edecek kadar değil”... Özet böyle çıkıyor (hatta rektörlerin, üniversitelerin susması gerektiği “Üniversiteler Arası Kurul”la alay ederek belirtilmiş, medyaya boykot çağrıları yapan, kendilerine yakın gazeteciler konuştuğunda bile sansür uygulatan bir partinin üyesi olmakla birlikte Arınç medyaya da akıl vermiş) ama süslü cümleler arasına gizlenmiş.

Diyorum ya dikkat çok önemli... Bu Pazar Her Açıdan’da “İrticayla Mücadele Eylem Planı” denilen belgeden başlayarak gündemdeki tüm konuları tartışacağız. Ve Süheyl Batum’a “yakın gelecekte merkez sağın liderliğine aday olacak mı” sorusunu da soracağım.

Programa; Emekli Orgeneral Edip Başer, DP Gnl. Bşk. Hüsamettin Cindoruk, Bilgi Üniv. Öğr. Üyesi Siyaset Bilimci Prof. Dr. İlter Turan, Bahçeşehir Üniv. Öğr. Üyesi Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum ve Avukat Ergin Cinmen katılacaklar.

Bu program “yalan makinesi” gibidir, yalanlar su yüzüne çıkar ve gerçekler hemen anlaşılır. Hepinizi bekliyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR