Haber "CHP'ye çağrı yaptı" şeklinde verilmişti ve Bakan "Vakit geçirmeden demokratik standardı Türkiye'ye kazandıralım" diyordu. Aslında bu kaçırılmayacak bir teklifti ama CHP'nin "bunun bir oylama taktiği" olduğunu ileri sürerek ve "bir teklif varsa bunu açıkça ortaya koymaları gerektiğini" söyleyerek yanaşmadığı görüldü.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek bugüne kadar birçok konuda olumlu, doğru yaklaşımlarıyla tanınan bir bakan. Doğrusu "koltuğunu hak ermediğini" kimse söyleyemez. "Seçim ve Siyasi Partiler" yasaları konusunda da samimi ise, ağızlarından çıkan sözün arkasında duramadıkları için toplumun tepkisini toplayan diğer siyasetçiler gibi "UNUTMA ve UNUTTURMA" yoluna gitmemeli.
Yapması beklenen şey, teklifi Meclis'e getirmek, ondan sonra muhalefet partisinden de destek istemektir. Son olarak "Milletvekili, hakim ve savcılara trafik cezası yazılmayacağı" haberini duyduk. Demokratik bir ülkede, görevi ne olursa olsun hiçbir vatandaşın yasalar karşısında ayrıcalıklı sayılamayacağı bilindiğine göre bu kararın kabul edilir, anlaşılır yanı yoktur. Adalet Bakanı, vatandaşları "adaletin varlığına" inandırmak istiyorsa, bunun bir önemi varsa, kesinlikle bu konunun yeniden gözden geçirilmesini sağlamalıdır.
Ayrıca... Bunu yaptıktan sonra, Meclis'e diğer iki yasa ile birlikte "dokunulmazlık" konusunu getirmemeleri için de sebep yok...
Güvenilen bir bakan olarak Sayın Çiçek'ten bu konularda insiyatifi ele almasını bekliyoruz.
Uyumuyor, gözü kayıyor!
Benim gözüm de bu haberleri duyunca kayıyor. Hem öyle kayıyor ki bir daha kolay kolay toparlayamıyorum.
Toplantılarda uyku pozisyonuna geçip "bir battaniyesi eksik" görüntüde (horultusu eksik mi bilmiyoruz) uyuyan, ülke turizminin bel kemiği haline gelmiş olan "Ruslar" için (ama o da sayılmaz; "espritüel yanı söyletmiş", adam esprili ne yapsın, kusur onun mu) ağzına geleni söyleyen, sonra özür dileyen, dilerken "Ama onlar da savurganlar" diyerek yeni gaflar yapan bir bakan...
Başbakan onu bakan yapti ama bakamıyor da, "gözü kayıyor..." Bütün gündemi günlerce altüst edip, bizi bir ülkeye daha mahcup ettikten sonra "Hatam yok, haklıyım 'savurganlar', istifa etmeyeceğim" de diyebiliyor.
Daha ne istiyonuuz? Bundan iyisi Şam'da kayısı...
Ben size bir şey söyleyeyim mi; yukarda görev sorumluluğunun bilincinde olan ve olmayan, koca bir ülkenin yönetiminde olduğunu bilen ve bilmeyen iki bakan örneği var.
Turizm Bakanı'nın yaptığı hataların bir sorumlusu da ona bu görevi verendir. Yönetime talip olurken bunun "kolay bir iş" olduğunu sananlar. İşte böyle iki adımda bir tökezleyip özür dilerler. Yapılan hataları da Hükümet olarak üstlenmek zorunda kalırlar. Üstelik bütün topluma da aynı ızdırabı yaşatır dururlar.
Hayat hiç de zannettikleri kadar kolay değil onu anlamaktalar, olay budur!
Çoban Yıldızı'nın gözyaşları!
Bu başlıkla göndermiş 'mail'ini Sinan Mutver... Ve hiç tanışmadığı Melih Kibara olan duygularını o kadar güzel anlatmış ki, okurken iki damla gözyaşının yanaklarımdan süzülmesine ben de engel olamadım.
"Gerçek sanatçıya ağıt" da denebilir buna, zira çoğunuz gibi ben de onu yalnızca şarklarından tanıyorum. Okurumuz öyle diyor zaten; "Bir insanı sevmek için illa onu tanımak mı gerekir sizce? Bence gerekmez)...) 'Çoban Yıldızı'nı dinlediğim zaman, 'İşte Öyle Bir Sey'i çalıp söylerken aldığım hazzı bilirim. 'Söyle Canım'ın tribünlere kadar ulaşmış coşkusunu yaşamayı bilirim. Hababam Sınıfı filmini belki ellinci, belki de yüzüncü kez izlerken o unutulmaz film müziğinin dudaklarıma yerleştirdiği tebessümü bilirim. Ve bilirim ki Melih Kibar olmasaydı; ne Hababam Sınıfı, ne Erol Evgin sarkıları, ne Eurovision bizim için bu kadar güzel, bu kadar kıymetli olmayacaklardı. Ben Melih Kibar'la hiç tanışmadım. Ama dün gece hiç tanımadığım bir insanın ölüm haberini aldıktan sonra gözyaşlarıma hakim olamadım. Sanırım onlar sadece benim değil 'Çoban Yıldızı'nın da gözyaşlarıydı..."
Değerli sanatçımız Melih Kibar'a Allah'tan rahmet, onu seven herkeze baş sağlığı diliyorum. Yeri cennet olsun.
"Bakan"ın da tarifini yeniden mi yapmalı?
Adalet Bakanı Cemil Çiçek birkaç gün önce, bugüne kadar hiçbir iktidarın yanaşmadığı ve hatta "as" diyerek adını bile anmadığı "Seçim" ve "Siyasi Partiler" yasalarının değiştirilmesini gündeme getirdi hatırlayacaksınız
Haberin Devamı

