Kültür ve Turizim Bakanı Atilla Koç bazı gazetelerin ve yazarların kendisine arka çıkmak için gösterdiği gayretten feyz alarak Devlet Tiyatrosunu, Balesi'ni suçlamayı sürdürüyor...
Ona destek verenler bugüne kadar yapılan her genel müdür değişikliğinde tepkisel istifalar olduğunu da yazınca Bakan "An kovanına çomak soktum, onun için itiraz ediyorlar" şeklinde bir açıklama yaptı ve 110 kiloluk balerinler olduğundan da söz etti.
Her şeyden önce şu söylenebilir; bugüne kadar hiçbir dönemde bir genel müdür değiştiğinde 20'den fazla yönetici ve sanatçı temsilcisinin toplu istifası görülmüş değildir. Onların "her genel müdür değişikliğinde istifalar olur" iddiası ise genel müdür yardımcılarının "yeni genel müdürün çalışmak istediği ismi seçeceğinin belli olması" nedeniyle veya "bir jest" olarak Gn. Md. yardımcılarının istifalarını sunmasıdır. Oysa bunun için bugünkü gibi Devlet Tiyatrosu'nu yerinden oynatacak bir istifa furyasını takmamak veya olağan saymak mümkün değildir.
Bunun yapılması ve tepkilere "olmamış gibi susulması" Türkiye'nin en önemli sanat ve kültür kurumu üzerinde gelecekte çok daha büyük baskıların rahatça uygulanmasına yol açacaktır.
Bakan Koç'un sanatçı maaş teşviklerinden söz ederek, bir sanatçının aldığı paranın 2200 YTL olduğunu söylemesi de YANLIŞTIR.
Daha önce de yazdığım gibi, normalde 1250 YTL olan maaşlar teşviklerle en fazla 1800 YTL'ye çıkıyor. Uluslararası açıdan bakacak olursanız, neredeyse Batı ülkelerinin çoğunda "5 yıl süreyle çalışarak kendini kanıtlayan sanatçılara" çalışmadıkları zamanlarda verilen işsizlik maaşına denk geliyor. Başarılarıyla Türk Tiyatro Tarihi'ne geçmiş, sanatın zirvesindeki isimlerin bile böylesine düşük ücretlerle çalıştırıldığı bir ülkede, bir bakanın çıkıp bir de "oturdukları yerde maaş alıyorlar" veya "dizilerde oynuyorlar" diyerek sanatçıları toptan aşağılamasının hem ayıp, hem de haksızlık olduğuna inanıyorum ben.
Soruyorum!
Bakan Koç'un "Bazı sanatçıların oturduğu yerde maaş aldığını, 110 kiloluk balerinlerin olduğunu" anlattığı sözlerine karşılık ise şu soruyu sormak mümkün: "Üç yıldır partiniz iktidarda, bu konuda hangi yasal çalışmaları yaptınız?"
Diğer konularda AB uyum paketleri hazırlanırken kültür alanında da AB Meslek Birliği kriterleri uygulamasına geçilseydi belki sanatçıların bir yılını iki yıl sayarak erken emekli olmaları sağlanabilirdi... Ama belki o zaman "Tiyatro, bale, orkestra gerekli mi" tartışmasına geçmek, diğer Cumhuriyet kazanmalarıyla birlikte sanatı, kültürü de erozyona uğratmak zorlaşırdı.
Atilla Koç sanata ne kadar değer verdiğini iyice anlatmak(!) için yeni kültür merkezleri açacaklarını söylüyor. Bu yapılana kadar "AKM neden kapatılacak" onu söylemiyor. Onarılarak değişmesi mümkünken koskoca binanın neden yıkılacağını anlatmıyor. AKM'yi kapattığında Devlet Tiyatrosu, Balesi, Orkestrası nerede sahne açacak ondan söz etmiyor.
Yeni genel müdürü tanımadığını da söylemişti sanıyorum. Oysa tiyatro çevrelerinden sürekli olarak, genel müdür yapılan Mine Acar'ın eşinin 11 yıldır Kültür ve Turizm Müdürü olduğunu, kendisinin ise santral memuresi kadrosuyla Ankara Devlet Operası'nda işe başladığını, Protokol Müdürlüğü yapmadığını ama bunun yerine yaz tatillerinde (her nedense ??) halkla ilişkiler müdürlüğü yaptığını anlatan bilgiler geliyor.
Popülist açıklamalarla konuyu dağıtan Sayın Bakan'ı bizden çok ilgilendirmesi gereken bilgiler!
Doğal olarak
Ülker'den bir davetiye geldi. "Müzik Günleri"nin Park Orman'da yapılacak açılışı için hazırlanan davetiyeyi görünce biraz şaşırdım. Beni şaşırtan ilk cümleydi;
"Doğal olarak klâsik müzik!" İstanbul Senfoni Orkestrası ve Eugene Prochac konserinin bir klasik müzik konseri olacağı doğal olarak
bellidir ama bunu başa yazdığınızda iki anlam çıkar: ya "Diğer müzik türleri doğal olarak akla gelmiyor"... veya "Ülker'in tercihi doğal olarak klasik müziktir"...
Neden böyle bir cümle yazılmış olabileceğini geçen yıl Ülker organizasyonlarını hazırlayan Deniz Adanalı ya sorayım dedim, o da bu organizasyonu kendisinin yapmadığını söyledi.
Şimdi merak ediyorum; acaba davetiyeler basılıp dağıtılana kadar kimse bu hatayı farketmedi mi acaba?
Bakan'a destek gerek!
Kültür ve Turizim Bakanı Atilla Koç bazı gazetelerin ve yazarların kendisine arka çıkmak için gösterdiği gayretten feyz alarak Devlet Tiyatrosunu, Balesi'ni suçlamayı sürdürüyor...
Haberin Devamı

