Bugüne kadar siyaset tarihinde benzeri görülmemiş, insanların ağlasın mı, gülsün mü bir türlü kestiremediği hatalarına rağmen İsrarla koltuğunda oturtulmaya devam eden Kültür ve Turizm Bakanı Koç'tan sözetmekteydik dün.
Çok uzun yıllar tiyatroya gitmediğini (acaba "hiç" diyor olabilir mi?) ve tatil yapmadığını, Turizm Bakanı olduğu ülkenin turizm gelirinin büyük kısmını karşılayan Ruslar'in ise "görgüsüz" olduğunu söyleyen, başarılarıyla bilinen insanlan görevden alarak ödüllendiren(!) Kültür ve Turizm Bakanı'ndan.
Bu Bakan çok baktiği için olmalı şimdi de gözünü en başarılı ve saygın tiyatro sanatçılarına dikmiş durumda. Can Gürzap gibi, Türk Tiyatrosu'nun en gurur duyduğu bir sanatçısına "çalışmadığı halde para aldığını" kastederek herhalde "bankamatik sanatçısı" demiş. Cüretin bu kadarına da ancak pes denebilir.
Can Gürzap'ı tanıyoruz, ya sizi?
Karşısındaki herhangi bir sanatçı olsa da söylenmemesi gerekir ama Can Gürzap bu. Hangi rol verilse "olabilecek en iyi oyunu" çıkaran, dünyanın hangi ülkesine gitse kendini aynı başanyla izletecek, neredeyse 40 yıllık bir star...
Tiyatro dersi veren bir duayen, bir sanat hocası. Kusura bakmasınlar ama Bakan bile olsalar böyle büyük sanatçılara dil uzatmaları kabul edilemez. Zira o zaman halk şöyle bir soru yöneltebilir: "Karşınızdaki şahıs kendini bize büyük başarılarla tanıtmıştır, ya siz? Siz nasıl tanıttınız ve tanıtmaktasınız ki kendinizde böyle bir hak görüyorsunuz?"
Üstelik hakaretinizi yanlış bilgiler vererek, geçen yıl Devlet Tiyatrosu'nda bir oyunu hem yöneten, hem de oynayan sanatçının "6 yıldır sahneye çıkmadığını" söyleyerek yapmaktasınız.
Hangi yanlışını söyleyelim Bakan'ın, o kadar çok ki. En iyisi sözü Lemi Bilgin in görevden alınmasından sonra istifasını veren yöneticilerden ve Tiyatro'nun en yetkili isimlerinden birine bırakalım; D. T. (eski) Genel Md. Yardımcısı Tamer Levent'e...
"Sayın Bakan tiyatro hakkında hiçbir şey bilmediği için kendisine başkaları tarafından söylenen her şeye inanıyor" diyen Levent şöyle devam ediyor:
"Genel Müdür tayin ettiği Mine Acar'ın İngiltere Royal Academy mezunu olduğunu söyledi, yanlış. Doğru ise bu diplomayı basına göstermeleri lâzım.
Devlet Tiyatroları'nda sanatçı maaşlarının 3 milyar olduğunu söyledi, yanlış. En yüksek maaş 'l milyar 800 milyon'dur.
D. T. Genel Müdürü Lemi Bilgin'in '4 kez maaşını kestim' dedi, yanlış. Maaşı hiç kesilmedi. Peki bir bakan bu kadar yanlış yapar mı? Devlet Tiyatrosu kanayan bir yara haline getirildi."
Gereksiz bakanlık!
"Yalan" denemiyor tabii, bir bakanın yalan söylediğini iddia etmek ayıptır. Ve tabii 'SUÇ'tur.
Ama bilmeyerek söylediği kesin. Burada asıl soru "en çok bilmesi gereken kişinin neden hiç bilmediği"dir.
Değerli sanatçılara hakaret ederek, Tiyatro'ya zarar vererek bir yere vanlamaz. Turizm Bakanı iken bu bakanlığın gereksiz olduğunu söyleyen Erkan Mumcu gibi, Bakan Koç da neredeyse Kültür Bakanlığı'nın ve Devlet Tiyatrosu'nun gereksiz olduğunu söyleme noktasındadır. Madem ki bu göreve başkasının getirilmesi bu kadar zordur(!) ve İsrarla orada tutulmaktadır, birilerinin kendisini uyarması gerekiyor.
Eğer devletten oturduğu yerde maaş alan kişiler varsa ilgili kanunu değiştirmek, maaş alanlara mutlaka görev verilmesini sağlamak da kendilerinin görevidir.
Ama... Ama Devlet Tiyatrolan'nın kuruluş yasasında genel müdür olabileceklerin nitelikleri açıkça belirtildiği halde "hiçbir şarta uymayan", bugüne kadar o görevi yapmış olanların özelliklerini taşımayan birini vekâleten atayanlann bunu yapabileceği de şüphelidir.
Sahi, yeni Genel Müdür'ün kararnamesi neden hâlâ Cumhurbaşkanı Sezer'e gönderilmiyor? Yoksa kendisine gerekli özellikleri sağlayacak zamana mı ihtiyaç var, merak ediyoruz doğrusu!
Bakan bunu hep yapıyor!
Bugüne kadar siyaset tarihinde benzeri görülmemiş, insanların ağlasın mı, gülsün mü bir türlü kestiremediği hatalarına rağmen İsrarla koltuğunda oturtulmaya devam eden Kültür ve Turizm Bakanı Koç'tan sözetmekteydik dün
Haberin Devamı

