Geçenlerde bir akşam Taksim'deki bir restoranda Kültür Bakanı Erkan Mumcu eşiyle birlikte yanımızdan geçerken tam da kültür ve sanattan söz ediyorduk grup olarak. Yanımda oturan arkadaşım "Bana mı öyle geldi bilmem ama sana biraz ters baktı Bakan galiba" dedi.
'Olabilir, bunda şaşılacak bir şey yok' diye cevap verdim. 'Siyasetçilerin çoğu gerçekleri yazan, olayların üstüne giden gazetecileri pek sevmezler...'
Sonra devam ettim:
'Neyse ki artık sevmeyecekleri türden gazeteciler ve gazeteler parmakla sayılacak kadar azaldı...'
Biraz daha düşününce, neredeyse bu sözün bile geçerliliğini yitirdiğini fark ederek ekledim:
'Gazeteciler parmakla sayılacak kadar, cesur ve bağımsız gazeteler ise o kadar bile değil. Hatta bir VATAN kaldı diyebiliriz.'
Bu görüşe kızanlar olacaktır şüphesiz. Ama basının görevinin en bağımsız, en tarafsız şekilde yönetimleri eleştirmek, bir anlamda toplum adına bir sivil toplum kuruluşu gibi denetlemek olduğunu hatırlayacak olursak böyle bağımsız çalışan ve iktidar yağcılığına gerek duymayan kaç medya kuruluşu kaldığını da tekrar gözden geçirebiliriz belki.
Gelelim o akşam konuştuğumuz sanat olayına. Kültür Bakanlığı'yla ilgili son derece enteresan ve ciddi bir olay var ortada.
Bakanlık her yıl tiyatrolara destek anlamında belli bir ödenek çıkanyor. Verilen miktarlara, tiyatronun oyun ve izleyici sayısı, basın değerlendirmeleri, çalışanların ücretleri, ödenen vergiler, salon kiraları gibi pek çok konudaki ölçülerin bir kurul tarafından incelenmesi sonucu karar veriliyor.
Bu yılki "Profesyonel tiyatrolar" listesini incelediğinizde ise ortaya çok ilginç çelişkiler çıkıyor. Adı sanı duyulmamış. Veya Lâle Mansur'un "Açık Tiyatro"su gibi henüz yeni açılmış olan tiyatrolara 28-33 milyar TL. arasında destek verilirken uzun yıllardır büyük başarıyla faaliyet gösteren bazı tiyatrolara çok düşük miktarlar uygun görülmüş.
En çarpıcı örnek Profilo Alışveriş Merkezi içindeki Tiyatro İstanbul. Gencay Gürün'ün kurduğu ve 10 yıldır her oyunu büyük izleyici kitleleri tarafından izlenen Tiyatro İstanbul'a ayrılan para 23 milyar. (Yine Profilo'da yer alan Tiyatro Kedi'ye 25 milyar, Tiyatrokare'ye 19 milyar destek verilmiş.) Oysa Tiyatro İstanbul ayarındaki (ve hatta bazıları o kadar olmayan, bazılarının salonu bile bulunmayan) diğer tiyatroların hepsi 33 ile 40 milyar arası destek almışlar.
Tabii bu durum aylık salon kirası 22 milyar TL. olan ve 2003 yılında 60 milyar TL. vergi ve sigorta primi ödeyen Tiyatro İstanbul'u haklı bir hayrete düşürmüş. Açıkçası duyup da hayrete düşmemek mümkün değil.
Bundan önceki dönemlerde en üst düzeyde destek alan, kadrosunu Nedret Güvenç, Haluk Kurdoğlu, Can Gürzap, Arşen Gürzap, Metin Serezli, Nevra Serezli, Cihan Ünal, Şahnaz Çakıralp, Cem Davran, Nurseli İdiz gibi önemli tiyatro starlarının oluşturduğu, sadece bir aylık kirası verilen desteğe eşit bir tiyatroya bu değerlendirme nasıl yapılıyor?
Destek dağılımındaki kıstaslar nedir ki Tiyatro İstanbul 40 milyar'lık değerlendirmenin dışında bırakılıyor.
Duyduğuma göre Kültür Bakanlığı "Bu yıl en adil dağılımı yaptık, halka yakın tiyatrolara fazla destek verdik" diyormuş.
Bildiğimiz kadarıyla halkın vergileriyle toplanan paralar bakanların veya bakanlıkların kişisel tercihleriyle dağıtılamaz.
Bu nedenle "halka yakın tiyatro" nasıl oluyor, en kısa zamanda halka bir açıklama bekliyoruz. Bilmek hakkımızdır!
Bağımsız basın ve halktan yana tiyatro!!
Geçenlerde bir akşam Taksim'deki bir restoranda Kültür Bakanı Erkan Mumcu eşiyle birlikte yanımızdan geçerken tam da kültür ve sanattan söz ediyorduk grup olarak
Haberin Devamı

