Biz sabırlı bir milletiz... Sabırlı, sağduyulu ve kararları çoğu kez isabetli... Eğer bu bayrak olayı bir Avrupa ülkesinde yaşansaydı çok daha aşırı tepkiler görülebilirdi. Bununla birlikte Türk milletinin sabrını da fazla zorlamamak lâzım...
Birçok olayda hemen, uzun yıllar yaşamış olduğum bazı Avrupa ülkeleriyle karşılaştırma yapıyorum ister istemez. Orada olsaydı tepki ne olurdu?
Nevruz kutlaması bahanesiyle terörist yakınlarının elini öpme kuyruğuna giren milletvekilleri, yaptıkları konuşmalar, bayrağın yerde sürüklenmesi, örneğin İngiltere veya Fransa'da olsa nasıl bir toplum tepkisiyle karşılanırdı?
Bildiğim kadarıyla ordunun bu konuda açıklama yapmasına "dost düşman bilsin ki Türk bayrağı (veya ülkesi) sahipsiz değildir" gibi uyarılarda bulunmasına gerek kalmazdı. Bizde birilerinin "aşırı milliyetçi duygular" olarak değerlendirdiği, o toplumların ise "vatan, bayrak sevgisi, ulusal birlik duygusu" olarak gördüğü duygular onları birleştirir ve yüzünü bayrak şeklinde boyamış milyonlar sokağa dökülürdü.
Niye ülkücüler?
Toplum tepkisinden çekinen, bunun nasıl olacağını ve çoğunluk tarafından hoş karşılanmayacağını bilen siyasetçi "demokrasi" kalkanı altına sığınarak 30 bin vatandaşın ölümünden sorumlu bir terörist başına kahraman muamelesi yapamazdı.
Uğruna on binlerce şehit kanı dökülmüş bayrağın yerlerde sürükleneceği bir ortam baştan yaratılmaz, bu eylemi yapanlar çocuk bile olsa cezalandırılırdı.
Haberlerde çeşitli illerde yapılan bayraklı yürüyüşlerin "ülkücüler" tarafından gerçekleştirildiği söyledi.
Ben buna pek inanmıyorum işte. İlk günden bu yana bize gelen tepki mektuplarında insanların organize şekilde "bir hafta süreyle ev ve işyerlerine bayrak asılması, bayraklı yürüyüşler yapılması ve bütün vatandaşların bayrağa sahip çıktığının görülmesi" isteği var. Ama öyle sağduyulu, anarşiye yol açmak istemeyen, bunun için de organize bir hareket olmasını öneren bir istek ki bu... Örneğin Bursa'da Çarşı'nın bayrakla donatılması bu isteğin sonucu. O nedenle, bayraklı yürüyüşlerin de sıradan vatandaş tepkisi olması son derece muhtemel.
Aynı insanların çoğunun Avusturya'da sanat müzesini Türk bayraklarıyla donatan yazara da karşı çıktığı görülüyor. Yine haklılar.. İşte "aşırı milliyetçi" ve gereksiz davranış bu. Kendisi iyi niyetle yaptığını iddia etse bile eylemi, kişisel tavrına ve görüşüne tüm ülkeyi alet etmekten başka bir şey değil.
Oradaki ırkçı ve münferit girişimlere kendi demokratları gereken cevabı veriyor zaten... Bu gayrete gerek yok. Yapılan, yeni tepkiler doğuracak esaslı bir yanlış!
Korkuyla beklenen gün
Fransa kendisine "azınlıklara karşı ayırımcı davrandığını" bildiren AB'ye "Fransa'da azınlık yok, Fransız vatandaşları var" cevabını verdi. Türkiye'de ise, işine geldiği zaman azınlık, "AB'de asli unsur olmak istediği zaman" çoğunluk olduğunu iddia edenler ellerine geçen her fırsatı, aslında bayram gibi kutlanması gereken Nevruz'u bile, her yıl "korkuyla beklenen gün"e çevirebiliyorlar.
Provokasyona gelmemek, bunu başarmak için de sabırlı ve dikkatli olmak lâzım. Ama aynı dikkat sadece bir tarafın değil herkesin, her vatandaşın görevi. Ülkeyi yeniden karşılıklı çatışmalara, kutuplaşmalara götürecek ve Avrupa Birliği yolunu yepyeni bir nedenle tıkayacak kışkırtmalardan her kesim sakınmalı...
Yapanların çocuk olması ise apayrı ilgi isteyen bir konu: Türkiye'de "çocuk koruma kanunu" nedeniyle her suç çocuklara işletilir oldu. ABD buna nasıl çare buldu, incelemek lâzım. Yaş sınırlaması yok, şiddet gösteren herkes yaşına göre "cevabını" alıyor.
Üstünü örtüp unutmakla çözüm bulamayacaklarını uzun süre önce anladı onlar!
Azınlık, çoğunluk, bayrak!
Biz sabırlı bir milletiz... Sabırlı, sağduyulu ve kararları çoğu kez isabetli... Eğer bu bayrak olayı bir Avrupa ülkesinde yaşansaydı çok daha aşırı tepkiler görülebilirdi
Haberin Devamı

