AKP iktidarının istediği yönde raporlar yazmasıyla tanınan Anayasa Mahkemesi (AYM) Raportörü Osman Can “AYM’nin Anayasa paketinde bazı maddeleri iptal etmesi halinde hükümet Yüksek Mahkeme’nin bu kararını yok saymalıdır” demişti biliyorsunuz.
Ülkenin deneyimli hukukçuları bir mahkemenin, hele de yüksek mahkemelerin ve tabii ki “görevi meclisten çıkan yasaları ve Anayasa değişikliklerini denetlemek” olan Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayılamayacağını, bunun ‘hukuku yok saymak’ olacağını, bir raportörün görevinin ise bu olmadığını, aksine sorumlu davranması gerektiğini açıkladılar.
Anayasa hukukçuları, böyle önemli bir Anayasa değişikliğinde (aynen ‘türbanla ilgili değişiklik’te olduğu gibi) Mahkeme’nin; şekil yönünden incelerken, örneğin “hukuk devletini ortadan kaldıracak bir durum olup olmadığını” anlayabilmek için esasa da girmek zorunda kalabileceğini söylediler.
Sanki bunların, yani hukukun, AYM’nin temel aldığı kuralların hiçbir önemi yokmuş, siyasetçi yargıya da istediği yönü verebilirmiş gibi AKP’nin ve üstelik Anayasa uzmanı olduğu da söylenen bir vekili “Bu karar Yüksek Mahkeme’nin muşriyetini tartışmaya açar, bir iptal kararı çıkarsa onu Resmi Gazete’de yayımlamamak çözüm olabilir” dediği duyuluyor.
HUKUKU YOK SAYMAK
“Çözüm” dedikleri şey aslında bir kararı değil “hukuk devletini, Anayasa Mahkemesi’ni yok saymak” tır ki bu aslında daha önce de dillendirilmiş bir görüşleriydi.
İktidara yakın bazı köşe yazarları tüm demokratik ülkelerde mutlaka bulunan (ortaya çıkış nedeni de demokratik şekilde seçilen Hitler’in -Anayasa mahkemesi yokluğunda- kolayca acımasız bir diktatöre dönüşmesinin görülmüş olması) Anayasa mahkemelerinin o ülkelerde “olmadığını”, aslında AYM’ye de gerek olmadığını yazmış, söylemişlerdi.
CHP Genel Başkan Yardımcıcı, hukukçu Hakkı Süha Okay’ın söylediği de bu; “Osman Can’ın mantığından hareket edersek, daha pratik bir yol var ‘Anayasa Mahkemesi’ni lağvedelim’ desin. Bir hukuk devletindeysek herkes hukuka saygılı olmak zorunda” diyerek Anayasa’nın “hiçbir kişi, kurum ve kuruluş yargı kararlarının uygulanmasını erteleyemez, geciktiremez” maddesini hatırlatmış.
CİHANER NE YAPSIN?
Bir raportörün iktidarı “hukuk devletine karşı gelmeye” teşvik ettiği, hatta millet egemenliği “yasama, yürütme ve yargı kurumları eliyle kullanıldığına göre” bu egemenliği engellemeye çalıştığı tarihte görülmemiştir.
Eğer yüksek mahkeme kararları beğenilmediğinde (ki henüz karar çıkmış bile değil, önceden baskı yapılıyor) yok sayılacaksa, o zaman örneğin Erzincan Başsavcısı Cihaner’in de bir ceza mahkemesinin kararını yok sayma hakkı olamaz mı?
Sadece “4 aydır israrla Yargıtay’da kaçırılan dosyasına tepki olarak” bile böyle bir hakkı neden yoktur?
Suçunu öğrenemeden yıllarca cezaevinde tutulan insanların “insan hak ve özgürlükleri kapsamında” neden yoktur?
Hukuk yok sayılabiliyorsa açıklasınlar, herkes saysın!
AYM’yi “kaldırmayı” tartışıyorlar!
Haberin Devamı

