Türkiye'de birçok başarı "göz boyama veya yanıltma yeteneğinin gücüyle ilgilidir. Sanatçısı da anlamıştır bu yeteneğin getirisini, siyasetçisi de, yazarı/akademisyeni de...
Siyasetçi gerçeğe uymayan aldatıcı polemiklerle, dilerse din sömürüsü yaparak veya kavramları tersyüz ederek toplumun "duyduğuna kolayca inanan" kesimini aldatır. Hemen hiçbir cümle ülke yararını düşünerek sarfedilmemektedir, varsa yoksa tarafına çekeceği, oyunu çalabileceği seçmendir hedef...
Walt Disney'in "Varyemez Amca" karakterinin gözlerinde uçuşan dolar işaretleri gibi onların gözlerinde de oylar uçuşmaktadır. Ve biz yutarız...
Safları avlamak
Sanatçı ise (veya bunu yapanlara şarkıcı, artist demek daha doğru) özellikle bu işin balını kaymağını yemiş, tadını almış olanlar; sansasyonel kıyafetler, toplumdan ve basından tepki alacak sözler, davranışlarla her dem gündemde kalmayı başarırlar. Bunun için önce transparan kıyafet içine tanga giyerek kameralar karşısına geçip, ertesi gün türban takanlarını bile görebilirsiniz.
Tek ölçü: safları avlamaktır. Yutarız...
Öğretim görevlisi, akademisyen, yazar takımı içinde de bu kolay köşe dönücülüğü iyi kavramış olanlar vardır. Hem de onlar daha eğitimli olmanın avantajıyla bir taşla birkaç kuş vurmak üzere harekete geçerler. Örneğin; belgeleriyle, birçok ülkedeki arşiv bilgileriyle gerçekleri ortaya seren yazılı tarihi inkâr etmek yeterlidir. Bunu yaparken kendi gerçeklerini belgelerle açıklamak ve tartışmalara katılarak savunmak yerine sadece Türkiye'yi yalancılıkla, baskıcılıkla, inkarcılıkla suçlama yolunu seçer ve bunu diğer ülkelerde, yabancı basında konferanslarla, röportajlarla ortaya koyarlar.
Kilit cümle "Kimsenin söylemeye cesaret edemediğini söylemektir. Onlar devlet tarafından zulüm görmüş, susturulmuş ama buna rağmen cesaretle konuşmuşlardır.
Tüy diken ödül!
O zaman hem Türkiye'de kolayca aydın sıfatına hak kazanırlar, hem de bir yanda arka çıktıkları milletler, gruplar tarafından, diğer yanda ise cesaretlerine ayran, pardon hayran olan Avrupa veya Amerika tarafından ödüllendirilirler.
Geride sadece olan bitene ağzı açık bakmakta olan "saflar kalmıştır. Hepsini, bir incir çekirdeği doldurmayacak konuşma ve davranışları "sanki önemli bir şey sergileniyormuş" gibi izleyen saflar... Bizler...
Bakıyorum da yine basın, Fransa'nın "Ermeni soykırımını inkâr etmeyi suç sayan" yasasına karşı çıkıp çıkmadıkları belli olmayan bir grubu "aydın" ilân etmekte...
Oysa onlar "akademisyen ve yazarlar" dır. Asıl aydınlar tarihin ne yazdığını bilen ve bunu mevcut bütün belgeleriyle ortaya koyanlardır.
Bu "aydın" ödülü, diğer ödüllerin üzerine tüy dikiyor!
Fransa'nın tehdidi yutulur gibi değil!
Fransa'nın çıkarmak istediği yasa Türkiye için tam bir yargısız infaz... Hiçbir yargı karan olmadan, hiç kimse ortaya kesin bir ispat koymadan, masaya yatırılıp tartışılmadan, arşivler ortaya çıkarılmadan ne Avrupa ülkelerinin, ne de başkalarının Ermeni olaylarını "Kesin soykırımdır ve aksini iddia etmek suçtur" diyerek yasalarına, tarih kitaplarına koymaya hakkı yoktur.
Fransız Büyükelçisi'nin "AB'nin güçlü bir üyesi olan Fransa ile iyi geçinmek Türkiye'nin yararınadır" tehdidi gerçekten tam bir "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" veya "Hem suçlu, hem güçlü" örneği...
Hem hukuka külahı ters giydirecek ve bunu yasal göstereceksin, hem Türkiye'ye hukuk öğretmeye kalkıp "AB'yiz" diye her türlü iç işlerine burnunu sokacaksın, hem de "Kabul et ve iyi geçin" diye tehdit sallayacaksın.
Hani evet, bizim "AYDIN" ekibi "Aydın havası"yla etraflarında dansediyor ve Fransa'ya kızdıkları (!) bildirilerine bile "İmparatorluğun son döneminde Osmanlı Ermenilerinin uğradığı insanlık dışı felâketin tüm ağırlığını üzerimizde hissediyoruz. 1915 vahşetini insan olduğunu söyleyen hiçbir kişi inkâr edemez" cümleleriyle başlayarak daha baştan yasayı onaylıyorlar. Ve sonra da yine "Bugün bu uğraşı verenler vatan haini ilân edilseler, iftiralarla karşılaşsalar da bunlar Türkiye'de demokrasinin aşamalarıdır" benzeri cümlelerle kendilerini övüyor ve alkış bekliyorlar.
Soykırım olduğuna emin olmak için bir neden ve amaç gerekmediğini, bunun nafile olduğunu da bildirilerine eklemişler.
Ama önemli bir eksik var... Ve bu eksik her konuşmalarında mevcut. Suçlamalar tamam, neden de aranmasın ama ya gerekçesi... İspatı...
(Devam edecek.)
Aydın olmak ne kolay!
Türkiye'de birçok başarı "göz boyama veya yanıltma yeteneğinin gücüyle ilgilidir. Sanatçısı da anlamıştır bu yeteneğin getirisini, siyasetçisi de, yazarı/akademisyeni de...
Haberin Devamı

