Aydın cumhuriyet kadını ve din (2)

Haberin Devamı

Hz. Peygamber’in, Hz. Ayşe ile 9 yaşında değil, 17-18 yaşında iken evlendiğini yazdığım yazıma olumlu, olumsuz tepki yağdı yine...
“Bilinmeyenleri aydınlattığım” için teşekkür edenler yanında, sanki Hz. Ayşe’nin 9 yaşında olması kendilerini pek mutlu edecekmiş gibi ısrarla karşı çıkanların, Buhari’nin, Tırmızi ve diğerlerinin hadis kitaplarını veya İlhan Arsel, Turan Dursun’un kitaplarını tavsiye edenlerin sayısı çok...
İslâm’da ergenlik ve evlenme yaşının kızlarda 9, erkeklerde 12 olduğunu, Fıkıh kitaplarında 9 yaşındaki kızla ilişkinin zina sayılmadığını söyleyenler de var.
Bana “Aydın bir cumhuriyet kadınına bu savunmalar yakışıyor mu” diye soranlar da...
Efendim, önce söyleyeyim ki Buhari başta olmak üzere “en güvenilir” denilen tüm isimlerin hadis kitapları “uydurma ve Hz. Peygamber’in asla söylemeyeceği” sözlerle doludur. Diyanet İşleri de şu sıralarda uydurma hadisleri ayıklama çalışması yapmaktadır (binlerce hadis nasıl ayıklanacaksa?)..
Bugün Hz. Ayşe’nin evlilik yaşı ile ilgili bir görüş birliği asla olmadığı gibi, “9 yaş”tan söz eden tüm açıklamalar, hesaplar “konu ile ilgili bir iddia da”, “bir rivayete göre”, “eğer bunu esas alırsak”, “kanımca”, “şu kitabın şu hadisine göre” gibi hurafe veya kişisel görüşlere dayanmaktadır.
Hz. Muhammed’in çok sayıda; kimi yaşlı, kimi genç kadınla (ve çoğuyla ileri yaşlarında) evlenmesinin asıl nedeninin bu yolla akrabalık kurarak din kavgalarını önlemeye ve Müslümanlığı yaymaya çalışmak olduğu da birçok tarihi bilgide yer alıyor.
İslâm’da kız çocuğun ergenlik ve evlenme yaşı 9, erkeğin 12 olduğu söylenmemiştir, bu din istismarcılarının uydurduğu yalanlardan biridir. Fıkıh kitaplarında “9 yaştan küçük çocuk ile birliktelik zina sayılmaz” diye geçmez, 9 yaşındaki kızla birliktelik, o yaşta ancak “tecavüz” sayılacağından çocuğa tecavüz “kız erişkin olmadığı ve sorumlu tutulamayacağı” için onun açısından zina kapsamına girmez, erkek için ise katlanan bir cezası vardır.
Hz. Peygamber’in, evlatlığı Zeyd karısından boşandıktan sonra o kadınla evlenmesinin hikâyesi ise tamamen bambaşkadır.
Mayıs ayında TV’de yapacağım din programlarında bunların hepsinin tartışılmasını sağlayacağım, hiç şüpheniz olmasın.
Dinle ilgili soru işaretlerini anlamalıyız.
“Aydın bir cumhuriyet kadını neden 9 yaş tartışmasına giriyor ki” konusuna gelince... Asıl aydın ve inançlı, dini inceleyen, gerçeklere önem veren, ayrıca araştırmacı olarak yetişmiş, bilim eğitimi almış bir insan bu konularda aydınlanmaya yardımcı olabilir.
Ben buna inanıyorum. Din, inanç kimseciklerin tekelinde değildir.
Bunu yapmadığımız takdirde birileri 1400 yıl öncesinin Arabistan şartlarıyla, Müslümanlığı yaymaya çalışan Peygamber’in yaşam şartlarıyla 21. yüzyıl Türkiye’sini kıyaslamaya kalkıyor.
Göz yumulabilir mi?

*****


Balık baştan kokunca!

Dün Taksim’e çıkan ara sokakları dolaştım, birçoğu panzerler ve polisler tarafından kapatılmıştı.
Sonunda sendikalar Taksim’e çıkamadı ama Kadıköy’den Taksim’e ve çevredeki tüm ilçelere kadar koca İstanbul’a terör ve olağanüstü hal havası yaşatıldı.
Giderek paranoyak, ruh sağlığı iyice bozulmuş bir topluma dönüştürülüyoruz.
Oysa demokrasilerde “örgütlenme ve ifade özgürlüğü” açısından siyasi partilere taşınan haklar ne kadar önemliyse sivil toplumun, işçinin, memurun örgütlenme ve tepkisini ifade özgürlüğü de aynı derecede önemlidir.
Yani bir iktidar kendi partisine “Anayasa’ya aykırı eylemler” nedeniyle kapatma davası açıldığında “demokrasi” diye haykırıyor, yargıyı “darbe yapmakla” bile suçluyor, öte yanda işçisine, memuruna “ayak takımı” diyerek gösteri hakkını elinden alıyorsa buna çoğulcu, özgürlükçü demokrasi denemez.
Olsa olsa “kendine demokrasi” denir.
Balık baştan kokunca kimse şikayet de edemez. Bundan sonra parti kapatma, yargı şikayetlerini külahlara anlatırlar!

DİĞER YENİ YAZILAR