Aydın cumhuriyet kadını ve din!

Haberin Devamı

Nasıl da karıştırılıyor kafalar... Bir yanda 80’ine gelmiş bir adamın 14 yaşındaki kıza tecavüzü gibi vahşet denecek bir olaya bin çeşit kılıf uydurma çabaları, bir yanda Hz. Peygamber’in, Hz. Ayşe ile “9 yaşında iken” evlendiğini iler sürenler...
Utanmadan, sıkılmadan “Hüseyin Üzmez belki nikah kıymıştır, o zaman suç sayılmaz” diyenler, olayı çetelere bağlayanlar bile var.
Son olarak “kızın tecavüzle ilgili bir şikayeti olmadığı, açıklamaların komplo olduğu” bacanağı tarafından anlatılmış.
Demek ki kızı korkutarak ifadesini geri aldıracaklar, anlaşılan o... Türkiye gibi çivisi çıkmış, dürüstlüğün, adaletin mumla arandığı bir ülkede bunlar artık kimseyi şaşırtmıyor.
Olaya “Azgın teke sendromu” gibi sempatik başlıklar atanları bile gördük. “Azgın teke”, her ne kadar başlı başına iğrenç bir benzetme olsa da ancak belli bir olgunluğa geldikten, çoluk çocuğa karışıp torun torba sahibi olduktan sonra genç kadınlarla evlenenler için kullanılabilir.
Dedesiyle arkadaş olduğu, torunu yaşında, daha ergenliğe yeni girmiş kızlara tecavüz edenler için değil... Onlara -her kim olursa olsun- ancak sapık veya ahlaksız denebilir.
Söz konusu kişinin gazeteci değil de bir işçi olduğunu düşünün... O durumlarda çocuk tecavüzleri için ne hissediyor, ne yazıyorsak bugün de değişmez, değişemez.
Bunun “dinci camia”, “laik camia” gibi çevre farklılığına göre algılanması da olayın kendisi kadar inanılmaz, kendisi kadar insanlık dışıdır.
Laik olsun, radikal dinci olsun fark etmez, laik bazılarının işine gelip empoze etmeye çalıştığı gibi “inançsız, dinsiz” demek olmadığına göre içinde azıcık Allah korkusu, insanlık duygusu olan herkes böyle bir olayı nefretle karşılar, karşı çıkar. Hiç şüphe yok inançsız ama insanlıktan nasibini almış olanlar da...
Bu nedenle böyle bir olayda bile taraf tutmayı anlamak mümkün değildir... Olsa olsa artık iyice insani değerleri ve her şeyi şaşırdığımıza inanılabilir.
(Devam edeceğiz)

*****


İki genç daha...

Dün Kıbrıs’ta trafik kazasında kaybettiğimiz Koç Üniversitesi mezunu genç Kerem Aydınlar’dan söz etmiştim, kötü tesadüfe bakın ki aynı gün, aynı üniversitenin 4 öğrencisi daha Sarıyer’de kaza yaptılar.
Öndekiler kurtulurken arka koltukta oturanlar yola fırlayarak yaşamlarını kaybetti. Hem de bunlar daha “Hazırlık” öğrencisi... 18-19 yaşında... Ve yine ihmalden öldüler...
Kerem, ters yöndeki trafiğe alışık olmayan sürücüye araç kiralanması nedeniyle, Büşra Yıldız ve Okan Bektaş ise kemer takmadıkları için... Öğrenildiğine göre sürücü alkollü de olduğu için...
Sonradan arkadaşlarının yolda yattığını görünce şoka girmiş ve “Neden kalkmıyorlar” diye polise sarılıp ağlamış. Bu da ayrı bir iç parçalayıcı durum, onun da hayatı mahvoldu, psikolojisi kolay kolay düzelmez.
Peki neden bu acı olaylar hep Türklere oluyor ve buna rağmen bize hiç ders olmuyor?
Genç, yaşlı neden böylesine duyarsız ve ihmalkâr olduk?
Aileler, okullar neden çocukları yeterince uyarmıyor, TV’lerde bu uyarılar sık sık yapılmıyor?
Taksilerin arka koltuğunda bile emniyet kemeri olmamasına Trafik neden göz yumuyor?
Diğer ülkelerde gece kulüpleri civarında mutlaka adım başı alkol ve kemer kontrolü yapılıyor da bizde neden yok?
Binlerce polis ne yapıyor?
Hepsini, herkesi suçluyorum biliyor musunuz, hepsini suçluyorum!
(Not: Dünkü yazımda trafik yönü “sol” ise direksiyon sağda olmalı yerine yanlışlıkla “solda” yazılmış. Özür dileyerek düzeltiyorum.)

DİĞER YENİ YAZILAR