Ayağa düşen aşk ve gerçeği!

Gazetelerde Rahmi Koç’un kızkardeşi Suna Kıraç’la eşi İnan Kıraç’ın fotoğrafları ölümsüz aşkı tek karede nasıl da anlatıyordu...

Haberin Devamı

Gazetelerde Rahmi Koç’un kızkardeşi Suna Kıraç’la eşi İnan Kıraç’ın fotoğrafları ölümsüz aşkı tek karede nasıl da anlatıyordu... Onları yakından tanıyanlar aralarındaki derin sevginin Suna Hanım’ın uzun süre önce yakalandığı ve konuşmasını, hareket etmesini engelleyen hastalığa rağmen aynı şekilde sürüp gittiğini her zaman söylerler.

Koç ailesinin kız kardeşlerinin çalışmalarını yıllarca yakından izledim. Üçü de altın kalpli ve ülkeleri için ellerinden geleni yapan zarif, akıllı, kültürlü gerçek İstanbul hanımefendileriydiler...

Ne yazık ki çoğu kez iyi insanlar daha çok şanssız tesadüflerle karşılaşabiliyorlar. Gözlerinin içi gülen, eğitimden sağlığa, sanattan kültüre her konuda bağış için, yardım için çırpınan ve bununla mutluluk duyan Suna Kıraç hastalandı, yıllardır yataktan çıkamıyor. Mavi gözleriyle sevgi dağıtan Sevgi Gönül yakalandığı çaresiz hastalıktan kurtulamadı.

Erdoğan Gönül çok sevdiği eşinin ölümünün acısına uzun zaman dayanamadı ve onun arkasından aşk yazıları yazdıktan sonra vefat etti. İnan Kıraç’ı görüyorsunuz, her an eşinin dizinin dibinde...

Şimdi ben dünyanın en iyi, en yardımsever ve vatansever insanlarından biri olan Semahat Arsel ile üzerine titrediği, kendisi kadar iyi ve zarif bir insan olan sevgili eşi Nusret Arsel’in bu sevgiyi daha çok uzun yıllar yaşamaları için dua ediyorum. Çünkü onlar; Semahat, Sevgi ve Suna kardeşler ile eşleri (gözönünde bulunan konumlarıyla) bize aşkın ömür boyu sürebileceğini ama bunun karşılıklı özen gerektirdiğini gösterdiler.

Televizyonlarda, gazete köşelerinde günlük beraberlikleri “aşk” diye tanımlayarak gençlerin kafasını karıştıran, aşkın saygınlığını ve bir beraberlikte “güven”in, “karşılıklı saygı”nın önemini yerle bir edenlerin inadına...

“Aşk yoktur” veya “aşkın ömrü 3 gündür, 3 aydır” diyenlerin inadına...

“Aşk vardır” dediler, “İşte bakın biz bunun ıspatıyız!”

Onlar için bu satırları yazarken sizden biraz daha yakından tanıma fırsatı bulduğum değerli dostlar Sevgi ve Erdoğan Gönül’ü rahmetle anıyor, Suna Kıraç’a da şifalar diliyorum.

Aşk elbette vardır ama görmeyi, yaşamayı başarabilenler için!

*****

Kadir Topbaş bu izni açıklasın!
İstanbul Belediyesi yıllarca Darüşşafaka’nın hastane yaptırması için vermediği izni, aynı arazi Taşyapı firmasına geçince vermiş.

Ve Darüşşafaka’nın 7 milyon dolara satmak zorunda kaldığı araziye dev bir otel yapmak üzere imar izni çıkarılınca değeri de bir anda 70 milyon dolara çıkıvermiş.

Ne kolay para değil mi? Trilyonların bir anda akması için birilerinin canının “imar izni vermek” istemesi yetiveriyor. Sonra bakıyorsunuz dünün sıradan adamları bugünün en zenginler listesine kuruluyor.

Öte yanda normal (ve “akılsız”, yani kafası onlar gibi katakulliye çalışmayan) vatandaşlar ise tırnaklarıyla kazıyarak, borç harç yaşamayı sürdürsünler bakalım...

Geçenlerde eski Başkan Ali Müfit Gürtuna’yla bir toplantıda karşılaştık. Benim bazı sorularımı cevaplarken “Asıl bu imar izinleriyle vurgun yapılıyor Ruhat Hanım” dedi Gürtuna ve devam etti;

“İmar verilmeyecek yerlere bir izin çıkararak anında trilyonların götürülmesi mümkün. Asıl onları dikkatle izleyin.”

Onunla hemen bu konuda bir röportaj yapmak istedim ama maalesef henüz vakit bulamadım; çünkü bu olayların açığa çıkması, herkesin görevini yapması ve milletin üç kuruşluk kazancından, üç kuruşluk alışverişinden vergi alınan bir ülkede derhal önlenmesi gerekir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş bu iznin neden daha önce yıllar boyu verilmeyip şimdi verildiğini açıklamak zorundadır, bekliyoruz!

DİĞER YENİ YAZILAR