Avukatın yerinde milletvekili olsaydı?

Anayasa ve Adalet Komisyon Başkanı AKP'li Burhan Kuzu kısa süre önce "Yasalarla olmaz. Bu Türkiye'nin realitesidir. Bizde gece sokağa çıkan kadına iyi gözle bakılmaz

Haberin Devamı

Anayasa ve Adalet Komisyon Başkanı AKP'li Burhan Kuzu kısa süre önce "Yasalarla olmaz. Bu Türkiye'nin realitesidir. Bizde gece sokağa çıkan kadına iyi gözle bakılmaz. Siz Etiler'i örnek almayın" diyor. Ve bir gün sonra akşamın erken saatlerinde şehrin göbeğinde, Kadıköy'de genç bir kadın avukatın iki kişi tarafından kaçırılarak Ümraniye'ye götürüldüğünü ve tecavüze uğradığını duyuyoruz.

İki olay arasında birebir bağlantı kuruyor değilim ama Burhan Kuzu'nun yaptığı konuşmanın benzerlerinin diğer AKP'li milletvekilleri (örneğin TCK Alt Komisyonu üyesi Hakkı Köylü) ile bazı yasa hazırlayıcı profesörler tarafından defalarca tekrarlandığını bugüne kadar duymayan kalmadı. Ve tabii olanlar "imam-cemaat" hikâyesi gibi. Yasa yapan yolu açarsa cahili, hastası o yoldan gider. Gece sokağa çıkan kadını suçlayan ve bu sözleriyle onlara karşı işlenebilecek suçlan da mazur gösteren, "yasalarla olmaz" diyen yasa yapıcı olur mu?

Kadınlara karşı ayırımcılığın önlenmesi için uluslararası sözleşmelere imza atan, insan haklarını korumak değil AB'ye girebilmek için Anayasa'da "kadın-erkek eşitliği ni istemeyerek gündeme getiren, ciddi kadın ve toplum sorunları konuşulurken alay eden milletvekilleri kadını hâlâ kendi emirlerinde ve korumalarında, istedikleri zaman iki tokat atacakları bir yaratık, kendilerini de onların koruyucusu sanma alışkanlığından asla vazgeçmediler.

Profesör Sulhi Dönmezer ve Doğan Soyaslan gibi isimler mevcut ceza yasalarının 80 yıldır problemsiz şekilde uygulandığını, tecavüz suçlularının kurbanlarıyla evlendikleri takdirde cezanın ortadan kalkması gerektiğini TV'lerden defalarca ilân ettiler.

Peki şimdi saat 21.00'de işinden çıkıp evine gitmek üzere arabasına binerken kaçırılan evli avukata ne önerecekler? O tecavüzcüler "Ama bu ülkenin milletvekilleri 'kadınlar gece evden çıkmasınlar' diye uyarmışlardı. Profesörleri ise evlenirsek kurtulacağımızı söylemişlerdi" derlerse ne olacak?

Ya "Kadın avukatın rüzgârda eteği uçuşuyordu biz de tahrik olduk. Kadın hayasızdır, cezasını çeksin" derlerse?? Veya "Kadın dediğiniz cins zaten erkeklerin şehvetini dindirmek için yaratılmıştır" derlerse??

Aslına bakarsanız suçlulara bu cesareti verecek konuşmalar yapanların hepsi, hele de böyle önemli görevde olanlar bu suçların işlenmesinden sorumludurlar. Bir Batı ülkesinde olsa, bu şekilde konuşanların derhal görevinden alınacağını "Economist" dergisi uzun süre önce alay ederek yazdı.

Gelelim kadın avukata tecavüz edenlere... Yakalandıklarında nasıl bir ceza alacaklar? ABD veya Avrupa ülkelerinde olduğu gibi 40-50 yıl mı acaba? Hayır. Bizde kadınların ve ailelerinin hayatını bu şekilde karartan, çoğu kez o kadınların intiharına veya öldürülmesine neden olan bu tür alçaklıklar cezalandırılmıyor. Ağır cezalar hakimlerin takdirine bağlı.

TCK Alt Komisyonu'nda ağırlaştırılan tecavüz cezalarının yürürlüğe girmesi için ise en az iki yıl lâzım. Bütün yasaları şıpın işi bitiriveren Meclis'in birbirine sıkı sıkıya bağlı olan "tecavüz ve namus cinayeti" cezalarını bekletip durması işte böyle, pırıl pırıl insanların hayatının mahvolmasına neden oluyor.

Acaba durumun aciliyetini anlamaları için tecavüzcülerin daha ne kadar yakına gelmeleri gerekiyor? Meclis'ten birine olsa anlarlar mı dersiniz?

TV'den kültür taştı!
Pazar akşamı bir kanalda Kültür Bakanı ile bir sohbet vardı, ben de davetliydim programa ama gidemedim, bahçe ile meşgul olmam gerekiyordu. İşim bitince biraz göz attım, iyi de oldu, kısa sürede kültürüm arttı. Örneğin Bakan Mumcu neredeyse daha önce Turizm Bakanlığı için söylediği "kaldırılmalıdır sözünü Kültür Bakanlığı için de söylecekti, bunu öğrenmiş oldum. Sonra Bakanlı-ğı'nın görevini "kültürel kuluçkalama" olarak tarif etti, onu da öğrendim.

40 yılın sinema yönetmeni Metin Erksan'a verdikleri ödülü "Teşvik etme, ortaya çıkarma" olarak sebeplendirdi ki o da önemliydi. Bu teşvikten sonra Erksan kesin yeni filmler yapmaya karar vermiştir.

Kadınlar için "pozitif ayırımcılığa, kotaya filân gerek yok" dedikten sonra "Ama eşitlik kesin olarak sağlanmalı" sözü çok aydınlatıcıydı. Kadın haklarını "başörtüsü"ne indirgemesi keza öyle... Kısacası izleyenleri ampul gibi aydınlattı program. Fazla izleyemedim ama o benim kusurum, çabuk sıkılıyorum.

Bu arada Mehmet Altan'ın Medeni Kanun için söylediklerini de fark etmeden geçemedim. Altan, "Medeni Kanun değişti ama falanca yerin belediye başkanı bu kanuna aykırı yaşıyor" gibi bir örnek verdi. Sanıyorum o da "yasaların fazla önemli olmadığı"na inananlardan. Oysa beğenmediği Medeni Kanun un 17 milyon kadına haksızlık yapılarak değiştirilen kısmı bile 2002'den sonra evlenen ve evlenecek tüm kadın kuşaklarına güvence sağlamıştır:

"Çocuklarıyla birlikte beş parasız sokağa atılmama güvencesi"!

Her neyse bu program toplumun kültürünün artmasında şüphesiz(!) çok rol oynadı. Bakan'a ve hazırlayanlara teşekkürler!

DİĞER YENİ YAZILAR