Türkiye'nin bugünkü "sorunlarla kuşatılmış ve çözüm üretemeyen" hali ile milli mücadelenin başladığı günlerdeki Türkiye arasında gerçekten büyük benzerlikler var. Her olayın bir fiyaskoya dönüştürülmesine ve inanılmaz zaman kaybı yaratılmasına neden olan bugünün bazı siyasetçi, aydın ve gazetecilerinin sorumsuzluğu ile o günlerde aynı karakteri gösteren bazı meslektaşlarınınki arasında da...
Kendi ülkelerinin çıkarları için mücadele etmek yerine "Avrupa'yla kim başa çıkabilmiş ki biz çıkalım" diyerek vatanı Batı ülkelerinin eline teslim edenler bir avuç insanın yarattığı mucize ile, bunun mümkün olabileceğini görmüşlerdi.
Onların benzeri teslimiyetçiler veya karşı takıma oynayanlar bugün de var... Terör tehlikesi kendi burnuna dayanıncaya kadar, Türkiye'nin karşılaştığı PKK teröründe teröristin yanında yer almayı bile başaran "Batı" da aynen duruyor.
Şu Çılgın Türkler'den birkaç alıntıyla bitirmek istiyorum:
- "Türk kuvvetlerinin Kars'ı Ermenilerden geri almasını eleştiren yazısından beri halkın bir Ermeni adı olan Artin adını ekleyerek Artin Kemal diye andığı yazar Ali Kemal İstanbul'da Peyam-ı Sabah gazetesindeki geniş odasında, ortağı Ermeni Mihran ve misafirleriyle çene çalıyordu (...) O günkü başyazısını öven tombul misafirine neşeyle 'Ankaradakiler yine köpürecekler' dedi, ünlü kahkahasını attı, sonra da ekledi: '... Haydutların işi gücü savaş. Siyasetten zerre kadar anladıkları yok. Ellerinde derme çatma bir ordu, birkaç tane de düzme kahraman, dövüşüp duruyorlar. Hükümet ölçmüş, biçmiş, uygun görmüş, Sevr Anlaşmasını imzalamış. Size ne oluyor a zirzoplar?'
(...) Oysa durum Ali Kemal'in, Nicolopulos'un ve Lloyd George'un tahminlerinin ve ümitlerinin tam tersine gelişmekteydi."
- "Metris Tepe apaydınlıktı. Sabahleyin şehitlerini toprağa veren 4. Tümen, gece de zaferi kutlamak için toplanmıştı. (...) Erlerin üstünde mintanlar, yelekler, biri ötekine benzemeyen askeri ceketler, altlarında ise rengarenk şalvarlar, poturlar vardı. Pek çoğunun çorabı, matarası, kütüklüğü, süngüsü hatta çarığı yoktu. Subayların da bir bölümü çarıklıydı, bazılarının üniforması çadır bezindendi."
- (...) Lloyd George'un yüzü parlıyordu. (...) 'Öyle sanıyorum ki:'dedi neşeyle, 'birkaç gün sonra, şu asi Mustafa Kemal'le birlikte Türkiye sorunu da tarihe gömülecek.'
İşte böyle sevgili okurlar, kitap oldukça kalın ama çok çabuk bitiyor, özellikle tarihine saygı, "onu yazanlara" sevgi duyanlar daha çabuk bitiriyor. Okuyun, benzerlikleri kendiniz de görün!
Okumak isteyenlere yardım!
Sevgili okurlarım; bu köşede kitap ihtiyacı olan okulları zaman zaman yazıyorum ve sizler de yardımlarınızı esirgemiyorsunuz.
İşte böyle bir okul daha; Gümüşhane'nin Kelkit İlçesi Özen İlköğretim Okulu... Öğretmenleri Selçuk Tüysüz, kısıtlı imkanlarla görev yapmaya çalıştığını bildiriyor ve şöyle diyor; "Herşeyin eğitimle olacağı, eğitimin de okumayla istenen boyutlara ulaşacağı inancını sizinle paylaşıyorum. Bu düşünceyle öğrencilerime okuma alışkanlığı kazandırmaya gayret ediyorum. Fakat imkanlarımız çok kısıtlı olduğu için kendi çabamla bu sorunları aşmaya gayret etsem de yeterli olmuyor.
Sizden ricam, köşenizden duyuru yaparak okulumuza kitap konusunda yardımcı olabilecek duyarlı vatandaşlarımıza bu isteğimi iletmeniz.
Şimdiden teşekkürlerimi sunarım."
İçinizde kitap yardımı yapmak isteyenler varsa bu yardımı, tam yerine ulaşacağını bilerek yapabilirsiniz.
Selçuk Bey telefonunu da vermiş: 505 266 49 09
SSK'lılara diş müjdesi!
Kısa süre önce yazdığım "Diş protezi lüks mü sayılıyor" başlıklı yazımdan sonra İ.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi 5. sınıf öğrencilerinden bir haber geldi.
İstanbul Üniversitesi'nde bir yıldan beri SSK'lı hastalara bakıldığını, gelen hastaların protez için 500 YTL yatırarak sonra bu parayı SSK'dan geri aldıklarını bildiriyorlar.
Çoğu hastanın bundan haberi olmadığı ve hasta sayısı az olduğu için son sınıf öğrencileri "pratik yeterlilik" ten geçemiyor ve okulu zamanında bitiremiyormuş.
Avrupa ülkelerinin çoğunda da sigortalı hastaların diş tedavileri diş hekimliği okulları tarafından yapılıyor. Haydi, isteyen İstanbul Üniversitesi'ne başvursun.
Bundan güzel haber olur mu?
Avrupa'yla kim başa çıkabilmiş ki?
Türkiye'nin bugünkü "sorunlarla kuşatılmış ve çözüm üretemeyen" hali ile milli mücadelenin başladığı günlerdeki Türkiye arasında gerçekten büyük benzerlikler var
Haberin Devamı

