Avrupa'ya kadın çıkarması!

Normal şartlarda beni sabahın 4'ünde uyandırıp yola çıkarmak için kesinlikle bir vinç gereklidir ama mesele "Türk Kadınını Avrupa'ya Tanıtma ve Anlatma" olunca hiç uyku uyumadan yollara düşebilirim. Nitekim aynen öyle oldu

Haberin Devamı

Normal şartlarda beni sabahın 4'ünde uyandırıp yola çıkarmak için kesinlikle bir vinç gereklidir ama mesele "Türk Kadınını Avrupa'ya Tanıtma ve Anlatma" olunca hiç uyku uyumadan yollara düşebilirim. Nitekim aynen öyle oldu.

Brüksel'e kalkacak ve "AB için Kadın İnisiyatifi" grubunu taşıyacak olan uçak Salı sabahı, saat 07'deydi. Alana saat 05'te girerken hemen arkamdan gelen Daily Nevvs'un yazan, sevgili arkadaşım Ayşe Özgün "Gözlerime inanamıyorum, ben senin 7'ye 10 kala geleceğini düşünmüştüm" diye seslendi...

'İşte yanıldın Ayşe'ciğim' dedim, 'Bu memleketin geceleri sırtında cephane taşımış kadınlan var, biz uykumuzu mu feda etmeyeceğiz?'...

Biraz duygusal bir cevaptı farkındayım ama o saatte insan böyle oluyor demek ki!

Grupta gazeteciler, TV kameralan, bazı milletvekilleri, üniversite öğretim görevlileri de var ama asıl kalabalığı KADER ve KAGİDER başta olmak üzere kadın STK'ların üye ve başkanları oluşturuyor. Zaten her meslekten seçilen isimlerin çoğu da kadın sorunlarının çözümünde rol oynayan kişiler. Öyle ki, bu 'Avrupa'ya kadın çıkarması' fikrinin organizatörlerinden olan ve uçakta yanımda oturan Sibel Asna, bir gece önce benim de aklıma gelen bir noktayı gülerek hatırlatıyor:

"Bu uçak düşse Türkiye'de kadın hareketi biter!".. (Espri tabii, asla bitmez.)

Neden yanlış tanıyorlar?
İki gün önce CNN Türk'te bir toplum bilimci profesörle yapılan "Avrupa bizi neden yanlış tanıyor?" konulu bir sohbet dinlemiştim. Programda, Avrupa dergi ve gazetelerinde çıkan Türkiye ile ilgili karikatürlere, resimlere de yer verilmişti ve bunların hepsinde peçeli kadınlar, takkeli, sakallı yere oturmuş erkekler görülüyordu. Bir tanesinde Afrodit büstüne kara çarşaf takılmıştı.

Bunlan izlerken 'Neden yanlış tanıdıklarını düşünüyoruz ki, Türkiye bir yandan giderek kara çarşafa yaklaşmıyor mu? Biz kendimizi nasıl tanıyoruz?' diye düşündüm.

Ve dün de Havaalanı'nda kahvelerimizi içerken 'Umre' için yola çıkmaya hazırlananlan gördük. Bir kısmıyla konuştuk. Erkeklerin üstünde peştemal gibi sarılmış ehramlar, kadınlarda da beyaz çarşaflar var. Bazı kadınların sadece gözleri açıkta, güldüklerini ancak gözlerinin çizgi halini almasından anlayabiliyorsunuz. Oysa Hac ve Umre için gidenlerin bu şekilde giyinmesi gerekmiyor.

Hoca söylemiş...
"Neden böyle giyindiklerini" soruyor Ayşe Özgün: "Dinimiz böyle emretmiş" diyor bir kadın, "ben 60 yaşındayım" diye devam ediyor, "Bu yaşa kadar böyle giyindim, artık yüzümü açmam."

Erkeklere ehramlarını neden burada giydiklerini soruyoruz "Daha mı sevap böylesi acaba?"... "Evet" diyor biri "Tabii ki böyle!"

- Kim söyledi?

"Hoca!"

Bunu duyan normal giyimli bir erkek yolcu atılıyor:

"Arabistan'da Araplar bile ehramlarını belli yerlerde giyiyor, yanlış bir inanış bu!"

Durum böyle olunca... Bazılarımız Arap adetlerini bile abartınca işte bazılarına da o "Arap imajı"nı düzeltme görevi düşüyor.


Olay bundan ibaret. Bugün sabahtan akşama kadar, Avrupalı ve Türk 'Kadın Hareketi Temsilcileri'nin, bazı Avrupa Parlamentosu üyelerinin konuşacağı bir sempozyuma katılacağız. Akşam ise bir resepsiyon var.

Şimdilik müsadenizle, Türk kadını biraz da Brüksel'i gezsin gelmişken, değil mi ama?

DİĞER YENİ YAZILAR