Avrupa soykırım baskısı yapamaz!

Perşembe akşamı Habertürk'ün "Bugün" programı, "kadınlara polis tarafından uygulanan şiddet" konusunda benim ve Gülay Göktürk'ün görüşlerini aldı

Haberin Devamı

Perşembe akşamı Habertürk'ün "Bugün" programı, "kadınlara polis tarafından uygulanan şiddet" konusunda benim ve Gülay Göktürk'ün görüşlerini aldı. Sorulan sorular arasında "AB'nin bize ve diğer Avrupa ülkelerine aynı şekilde davranmadığı, çifte standart uyguladığı" konusu da vardı.

Bu soruya cevap olarak 'Bu iddianın büyük ölçüde doğruluk içerdiğini ama Türkiye'yi almak için bin dereden su getiren AB'nin şiddet ve her konudaki eksiklerimizi bundan sonra çok daha dikkatle izleyeceğini ve fırsatları değerlendireceğini, buna karşılık yapabileceğimiz tek şeyin onlara o fırsatları vermemek ve yanlışları, eksikleri büyük bir hızla kapatmak olduğunu, böyle bir olayda Başbakan'ın (basına kızmak yerine) herkesten önce kınayan bir açıklama yapması gerektiğini' söyledim.

Şiddet konusuna bizim, Türkiye'nin kendi vatandaşlarının da aynı şekilde tepki gösterdiğini, şiddeti önleyip, güvenliği sağlamanın hükümetlerin bir numaralı görevi olduğunu da ekledim. Avrupa'nın 70 milyonluk Türkiye'yi, bir de üstelik her çeşit suçun, şiddetin tavana vurmuş haliyle, sık sık çıkarılan aflarla sokaklara salıverdiği suçlulanyla almak istememesini, bunu bahane olarak kullanmasını fazla haksız bulamayız.

Onların yerinde biz de olsak aynı şeyi düşünürdük.

Ama, "Ermeni soykırım iddiası''nı kabul etmenin bize dayatılmasına aynı anlayışı göstermek zorunda hiç değiliz. Yıllardır tekrarlayıp durduğum gibi bu yalnız bizim değil gelecek tüm kuşakların, her Türk'ün alnına yapışacak ve her fırsatta dile getirilecek "soykırımcı" etiketidir. İşlenmemiş bir suç için böyle bir dayatmayı, bir başka Avrupa ülkesine örneğin Fransa'ya, İngiltere'ye yapsalar nasıl cevap alacaklarını, o ülke vatandaşlarının nasıl bir anda yumruk gibi kenetleneceğini unutmamak lâzım.

Aynı programda, bu konularda tavrını ortaya koyan ve soykırımı reddeden herkesin, bir grup yazar tarafından "milliyetçi cephe" tanımı altına sokulduğunu, oysa milli duyguları güçlü olmanın utanılacak bir şey değil, hele de Türkiye gibi gurur duyulacak tarihe sahip bir ülkede tam aksi olduğunu da dile getirdim.

Ermeni ve Türkler anlatıyor!
Her gün Ermeni ve Türk okurlardan gelen mektuplarda onların görüşlerini okuyorum. Dün gelenlerden iki tanesini alalım...

Maral Şahbaz; "Ben TC. vatandaşı bir Ermeni'yim(...) Biz zavallı Ermeni cemaatı pek çok gelişmiş ülkenin siyasi çıkarları uğruna kullanılıyoruz. Oysa hepimiz geçmişe sünger çekip bugünü banş içinde elele yaşamak istiyoruz" dedikten sonra ekliyor:

"Ama eğer silahsız insanlar durduk yerde öldürüldüyse bugün su yüzüne çıkmalı ve hesabı verilmeli. Gerçeklerden korkmayalım."

Sevgili okurum Maral Şahbaz'ın bilmesi gereken şu ki, hepimiz gerçeklerin su yüzüne çıkmasını istiyoruz. Bunun için de Ermenistan'ı, tarihçiler ve belgelerle masaya davet ediyoruz. Haydi, onlar da korkmasınlar ve bu iddia çözülsün.

Ama gelmiyorlar. 'Tarih orada dursun, siz siyaseten kabul edin" diyorlar. Hiç bir ülke böyle bir iddiayı "tarihe dayanmadan" kabul edemez.

Yine dün yazan Halil Özdemir isimli okurumuz ise, birçok başka okurumuzun dedelerinden duyduğu "katliam hikayelerini" aktardığı gibi, annesinin "Torul'un Zigana Köyü'nde ne kadar Türk'ün Ermeniler tarafından katledildiğini, Bayburt Camisi'ne doldurularak yakıldığını" anlatan sözlerini aktarıyor. Ve Türklere "nefret tohumları aşılanmasın diye" Ermeni olaylarının "tarih" olarak öğretilmediğinden yakınıyor.

Kendi belgeleri
Aynı noktayı Şükrü Elekdağ da vurguluyor konuşmalarında... Bülent Akarcalı ise Fransız arşivlerinden bir belge göndermiş: "Statistique officielle de 1914" başlığıyla verilen rakamlara göre Osmanlı İmparatorluğu'nda 1914'te yaşayan Ermeni nüfus 1.290.422... Bugün verdikleri "1915'te soykırım yapılmış Ermeni" rakamı 1.5 milyon olduğuna göre nasıl bir çelişki (yalan) olduğu ortada...

Türkiye'de 1. Dünya Savaşı'nda cephelerde ölen insan sayısı 550-600 bin. 2 milyon kişi ise hastalık, gıdasızlık ve Ermeni-Rum çetelerinin saldırılarında ölmüş.

Türkiye'nin 1. Dünya Savaşı'nda, savaştığı milletler arasında Ermeniler de var. Türk vatandaşı olan ve düşman safına geçen Ermeniler.

Bu gerçeği Rus Çarı'nın 1915'te "Van'daki Ermenilere teşekkürlerini bildiren" telgrafı da açıklıyor.

AB'ye ve dünyaya tarihi anlatmak, yıllardır yapılan Ermeni propagandalarındaki gerçek dışı açıklamaları yalanlamak ve onlardan Ermenistan'ı masaya çağırmalarını istemek zorundayız. Dayatmayı asla kabul edemeyiz!

DİĞER YENİ YAZILAR