Avrupa’nın günah atma seansları!

Haberin Devamı


Bildiğiniz gibi Avrupa Parlamentosu’nun son Türkiye raporunda “Hapisteki düzinelerle gazeteci, Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarındaki ‘tutarsız delillerden duyulan kaygı’, basına verilen yüksek para cezaları, ifade özgürlüğü konusundaki olumsuz gelişmeler, başta tutuklu milletvekilleri olmak üzere uzun tutukluluk süreleri” ve daha birçok konuda uyarılar yer alıyor.

Avrupa Parlamentosu milletvekilleri Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın da yargılandığı Oda TV duruşmalarını yakından izlemiş ve onların gözlemleri hem raporları, hem de Batı medyasını etkilemişti. Şimdi AP “Ergenekon ve Balyoz davalarının da yakından izlenmesini ve gelecek raporda anlatılmasını” istiyor. Bunların hepsi “yargının yapacağı hataları, vereceği keyfi ‘tutukluluğu uzatma’ kararlarını” denetleme yönünde olumlu adımlar. Ama..

REFERANDUMUN SONUCU

Ama Avrupa Parlamentosu bunları sayarken nedense Avrupa’nın “bugün gördükleri bu tabloda ve duydukları kaygıda AB’nin büyük rolü olduğunu” unutuveriyor.. Yapılan referandumun en önemli amacı “yüksek yargı üyeleri ile hakim ve savcıları seçen, istediği zaman bir defada ‘üçünü birden değiştiren’ HSYK üyelerine siyasi otoritenin karar vermesi” idi. Ve AB kendi içindeki ülkelerde yüksek mahkeme ve HSYK’nın dengi kurumlarda uygulanmayan, siyasi baskıya açık bırakılmış maddeleri Türkiye için olunca destekledi. Hatta sık sık “yapılanın iyi bir reform olduğunu” tekrarlayarak adeta Türk toplumuna baskı uyguladı.

Ve şimdi onlar da herkes gibi “o referandumun sonucunu” görüyorlar, gördüklerinden de hiç hoşnut değiller. Bunu hatırlayınca gösterdikleri gayret “yaptıkları hatayı telafi” çabası gibi geliyor.

*****


Kendi çocukları yurt dışına..

Geçen Cumartesi akşamı bazı arkadaşlarımızla ‘her hafta sonu olduğu gibi güzel bir film izleyerek noktalanan’ bir yemekteydik.. Bu günlerde hemen her masada konuşulan “eğitim sisteminde yapılan ‘kesintili’ değişiklik, Kur’an derslerinin sonunda okullarda ortaya çıkabilecek ‘din-ibadet-giyim-yaşam’ baskıları” konu oldu. Ve konuşma “Türkiye’nin iş adamlarının bugüne kadar görülen anti demok-ratik gelişmeleri, laik rejimden hızla uzaklaşmayı bile ‘demokratik’ kabul ederek taraf olduğu, oysa bu son değişikliklerden, ortaya çıkacak baskılardan o ailelerin çocuklarının da etkileneceği” noktasına geldi.

İş dünyasıyla yakın ilişkide olan bir arkadaşımız; “Bu dönemde siyasi taraf olarak, destek vererek öyle çok para kazandılar, işlerini öyle güzel yürüttüler ki umurlarında bile olmaz. Kendi çocuklarını yurt dışında okuturlar olur biter” dedi. Gerçekten de öyle, hatta çok sıkışsalar ailelerini de taşıyıverirler olur biter, geride kalanlar, başka ülkelere taşınamayacak olanlar düşünsün değil mi?

Aslına bakarsanız onların düşünmesi için de çok geç artık!

*****


Arabanızla ezmeseniz olmaz mı?

Hayvanlardan söz etmeye başlayınca aklıma hep üzücü olaylar geliyor artık, çok sevdiğim hayvanları hatırlamak gülümsetmiyor beni.. Şu sıralarda gösterime giren “üç balinayı kurtarmak”la ilgili filmde “Greenpeace aktivisti” genç kızı oynayan Drew Barrymore’un söylediği “Superman olup onları kurtarmak istiyorum” lafını birçok kez veterinerlere ‘Superman olup sıkıntıdaki, acı içindeki tüm sokak kedi ve köpeklerini kurtarmak istiyorum’ şeklinde söylemişimdir. Bu “doğa şartları ve insanların gaddarlığı ya da umursamazlığı karşısında çaresiz” hayvanlar için hep gözlerim yaşararak.

HELAL OLSUN O İYİ İNSANLARA!

Okuyun bakın, bu olayları sadece duymak, okumak bile insanın içini nasıl acıtıyor, yüzünüzü nasıl buruşturuyorsunuz hissedin.. Son günlerde gittiğim veterinerlerde çok sayıda “araba çarpmış, kafası gözü dağılmış öylece bitkin ve insan gibi inleyerek yatan, çenesi kırıldığı için yemek bile yiyemeyen veya bir vicdansız tarafından tekmelenerek yaralanmış, duvara fırlatıldığı için beyin sarsıntısı geçirmiş, beli kırılmış” kedi ve köpek yavruları görüyorum (çoğu kişi bunlara bakmaktan bile kaçtığı için “yok” farz ediliyorlar, bu “daha kolay” yöntem. Ama “varlar” işte ve yok olana kadar da acılar içinde kıvranıyorlar).. Helal olsun onları bu halde bulup bir ümitle veterinerlere koşturan iyi insanlara.. Ki bunların çoğu daha sonra bakım masraflarını üstlenip sonuna kadar ilgileniyor..

Ben de kafesler içinde bu yaralı, sakat hayvancıkları görünce artık her gün birkaç saatim onlara sevgi vermeye çalışmak, bakımlarına yardımcı olmakla geçiyor. Unutup yoluma gidemiyorum yani.. Şu günlerde Levent’teki Veterinerium’da gördüğüm “darbe alarak felç olmuş, arka bacakları tutmayan” bir bebek kediyi ameliyat ettirerek kurtarmaya çalışıyorum.

HAYVANLAR DA CAN TAŞIYOR

Cumartesi günü onu yaptığı ameliyatlardaki başarılarıyla tanınan ve bana da “kurtarırsa ancak o kurtarır” denilen Veteriner Prof Dr. Serhat Özsoy’a göstermek için tam beş saatte Büyükçekmece’ye gidip döndüm. Dr. Özsoy “Emar çekilmesini” istedi, eğer kurtulma ümidi varsa ameliyat olacak, yoksa bu şekilde yaşayamayacağı için uyutulacak. Pazartesi boş günümde hemen Maçka Emar’dan Dr. Elif Peker’i arayarak “bir kedinin emarını çekip çekmeyeceklerini” sordum. Bir saniye kadar düşündükten sonra “neden olmasın, saat verelim gelin” dedi, kediciği uyutma işini Medipet Veteriner Kliniği’nin sahibi Dr. Ümit Örs üstlendi, yardımcı doktoru Murat Bey (gerekirse ilave narkoz vermek üzere) Emar’da bekledi ve rapor Dr. Serhat Özsoy’a gönderildi.

Sonuca göre fazla ümit görünmüyor, omurilik büyük hasar görmüş ama ya bir mucize ameliyat olursa? Bende ümit biter mi, bitmez.. Sonuna kadar deneyeceğim.. Hatırlıyor musunuz “milyonlarcasının sahile vurduğu bir yerde deniz yıldızlarını toplayıp denize atan adam” hikayesini? Tek bir yıldızı kurtarmanın bile “o yıldız için” çok şey fark edeceğini ne güzel anlatıyordu. Her neyse..

ARABANIZLA EZMEYİN, CAN ÇEKİŞİYORLAR

Hamile kedi ve köpeklere, henüz yeni doğum yapmış olanlara bile kendinden utanmadan öyle insafsız davrananlar, oradan oraya atanlar gördüm ki, böylesine bir sevgisizlik, kötülüğün bu boyutu nasıl olabiliyor diye dehşete kapılıyorum. Hiç değilse vicdanlı insanların bu kalpsizleri uyarması, engellemesi lazım, bunu yapmalılar.

Mesela “sırf hızlı araç kullanıp gösteriş yapma” uğruna kedi ve köpekleri ezenler çok fazla.. Herkesin bu konuda bilinçlenmesi, bilinçlenmemekte israr eden sorumsuzların uyarılması gerekiyor. Çarptıkları hayvanların hemen ölmediğini, acılar içinde can çekiştiğini veya felç kalarak uyutulduğunu ve hiçbir kötülüğün cezasız kalmayacağını unutmasınlar.. “Nasılsa onbinlerce hayvan var, önemli değil” diye düşünenler ise insan bile sayılmazlar!

DİĞER YENİ YAZILAR