Avrupa ülkelerinde bulunan Ermeni dernekleri Internet'te "Dikkatli olmalıyız, Türkler de çalışmaya başladılar" mesajları dolaştırırken Avrupa Ermenileri Federasyonu (AEF) da Türk kuruluşlarının yaptığı konferanslan engellemeye çalışıyor.
ARI Hareketi'nin 15 Haziran'da Avrupa Parlamentosu'nda düzenlediği "Türk-Ermeni Sorunu: Farklı Perspektifler" başlıklı paneli engellemek için elinden geleni yapan ama engelleyemeyen AEF toplantıdan sonra 6 Temmuz 2005'te Richard Howitt'le ortaklaşa yayınladığı basın bildirisiyle "toplantıda tek bir görüşe yer verildiğini ve 'soykırım inkarcısı' olarak bilinen Prof. Justin McCarthy'nin konuşmasına şiddetle karşı çıktığını" açıklamış.
Bununla da kalmayarak panelde başkanlığı yapan Avrupa Parlamentosu üyesi Richard Ho«Tİtt'in "McCarthy'nin görüşleri konusunda bilgilendirilmediğini ve oturum başkanlığını 'farklı görüşlere yer verileceğini sanarak' kabul ettiğini" bildirmiş.
Basın açıklamasının son cümlesi şöyle:
"Sonuç olarak, AEF, Howitt, Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu, 90. yıldönümünde Ermeni soykırımı kurbanlarını saygıyla anmaktadır."
Neredeyse Avrupa Parlamentosu'nu ve Avrupa Birliği'ni de ilâve edecekler.
Bildiriden de açıkça anlaşıldığı gibi "kendilerinin, istedikleri konuşmacı veya fikri savunmalan, AP üyeliğine saygı selâmlaması yaptirmalan" çok haklı bir davranış ama karşı görüşleri açıklayan, soykınm olayını her yönüyle incelemiş Amerikalı bir tarih profesörünün konuşturulması, şiddetle kınanacak bir davranış!.
Bizim "pek objektif", bu nedenle Türkiye'nin tehcire nasıl zorlandığını bir yana bırakarak "tehcir kararı bile soykırımdır" diyen bazı öğretim görevlileri buna ne diyorlar acaba?
Üstelik panelde McCarthy'den başka Ermeni bir Türk vatandaşı Etyen Mahcupyan ile An Hareketi üyesi Ümit Kumcuoğlu da konuşmacıymış.
An Hareketi de AEF bildisinin gerçekle ilgisi olmadığını, Howitt'in yeterince bilgilendirilmediği iddiasını yalanlayan en kuvvetli kanıtin "toplantı sonrasında Howitt'in ARI Hareketi temsilcilerini kutlaması ve işbirliğinin devamını arzu ettiğini ifade etmesi" olduğunu anlatan bir bildiri çıkarmış.
Umarım bu bildiri yalnız Türkiye'de değil Avrupa'da da, AEF'nin yaptığı gibi, gereken yerlere ulaştırılmıştır.
Propaganda bizim bugüne kadar zannettiğimizden çok daha büyük bir önem içeriyor. Geç de olsa bunu anladık hiç değilse..
Zeliha Hanım'ın davası (2)
Dün yazının ilk bölümünde Zeliha Berksoy'un bana dava açmasına neden olarak gösterdiği yazılarımdan, genç bir tiyatrocunun okulu kazanmasına rağmen konservatuara devamını engellemesinden söz etmiştim. Bu konuda yazdığım son yazıda ('Sizi Zaga'ya dövdürürüm' başlığıyla çıkmıştı) Berksoy'un ortaya çıkıp 'işin doğrusu budur' demediğini, onun yerine konservatuardan öğrencisi olan Okan Bayülgen'e bizi şikâyet ederek programında "tarafını tutmasını sağladığını" anlatmıştım.
Tarihiyle birlikte yazı ortada... Ama Zeliha Hanım'ın şikâyet dilekçesinde "açıklama gönderdiği ama yayınlanmadığı" söyleniyor. Bana böyle bir açıklama gelmedi.
Zeliha Berksoy'un şikâyet dilekçesinde "yazmış olduğum sözlerin söylenmediği, ilgili yazılarımı olayın gerçekliğini araştırmadan yazdığım, yazılanmın tamamını öğrenci İsmail Hacıoğlu'nun gerçek dışı beyanlarına ayırdığım" belirtiliyor.
Çok enteresan... Peki bu olaylar geçmediyse İsmail Hacıoğlu neden "kazandığı ve çok istediği halde" okuluna gidemedi ve bundan şikâyet etti?
Dava açıldıktan sonra Hacıoğlu ile tekrar görüştüm, daha önce söylediklerini aynen tekrarlıyor ve bu nedenle mümkünse Kadıköy Konservatuarı'na transfer etmek istiyor...
Onun sözlerine inanmayıp da Zeliha Berksoy'un "bunları söylemediği ve yapmadığı" yönündeki iddiasına inanmak için ne gibi bir sebep var? İnsanların bir okulda yönetici olması her zaman doğru söyleyeceğinin kanıtı mıdır?
Sürmekte olan bir dava konusunda fazla konuşmak istemiyorum. Ama istediğim şey mahkemenin, benim çok daha önce Zeliha Hanım'ın annesi Semiha Berksoy'la ilgili yazılarımı da incelemesi.
Zira bu davanın açılmasında o yazılardan kalma bir kinin etkisi olma ihtimali hiç az değil!
(NOT: Dün yazının ilk bölümünde "talep edilen miktar" 45.000.000 YTL olarak yazılmış, 45 milyar TL olması gerekiyordu. Dizgide yapılan hatayı özür dileyerek düzeltiyorum.)
Avrupa Ermenileri hızlı takipte!
Avrupa ülkelerinde bulunan Ermeni dernekleri Internet'te "Dikkatli olmalıyız, Türkler de çalışmaya başladılar" mesajları dolaştırırken Avrupa Ermenileri Federasyonu (AEF) da Türk kuruluşlarının yaptığı konferanslan engellemeye çalışıyor
Haberin Devamı

