Irak Savaşı konusunda AB'nin büyük ülkelerinin de Türkiye gibi yanlış politika izlemesi Avrupa'yı toptan zor durumda bıraktı. Gelinen noktanın AB'nin de sonu olabileceğini söyleyenler bile çıktı.
Oysa zaman içinde bugünkü tablo büyük ihtimalle değişecek ve Avrupa Birliği yeniden güç kazanacaktır. Bir 3. Dünya Savaşı çıkarmak istemeyeceğine göre Amerika da Irak'ta olduğu gibi dediğim dedik tutumunu sonuna kadar sürdüremez.
Bununla birlikte Irak olayı, AB'nin Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye için yapılan konuşmalar, Kıbrıs meselesi, hepsi bir araya geldiğinde görülüyor ki moralimiz sıfırın altına iniverdi.
Rauf Denktaş'ın AB'ye karşı olumsuz tutumu sanki aynen bize geçti.
"Zaten bizi almayacaklar. Vazgeçelim kapılarında beklemekten" sesleri yükselmeye başladı. Bu seslerin artık Avrupa'da yaşamış, Batılı, aydın kafalara sahip insanlardan da çıkmasını oldukça şaşırtıcı ve korkutucu buluyorum ben.
Aynı sıralarda Avrupa ve Amerika ile aramızdaki mesafe açılırken bizim hükümetin Suriye, İran gibi ülkelerle yakın ilişkide olması daha da korkutucu.
Zira AKP Hükümeti'nin bazı üyelerinin AB'yi istiyor görünmelerine rağmen aslında neyi istedikleri meçhul. Bu konuda (diğer konularda da olduğu gibi) kendi içlerinde bile görüş birliğine sahip değiller.
İşin acı tarafı Irak Savaşı, Avrupa Birliği gibi ülkenin çıkarlarını çok yakından ilgilendiren konularda hükümet, iktidar-muhalefet yani Meclis'in tamamı ve devletin tüm birimlerinin görüş birliği içinde hareket etmesi gerekirken bu da yok. Adeta fokur fokur kaynayan, iki üst düzey yetkilisinin fikrinin birbirini tutmadığı garip, dengesiz bir yapı var ortada.
Bütün bu olumsuzluklara, şanssızlıklara rağmen toplum, hükümetlerin ve muhalefetlerin Avrupa Birliği amacından sapma eğilimlerine şiddetle karşı çıkmak ve çok dikkatli bir politika izlemelerini istemek zorunda. AB konusunda geçmişteki yanlış politikalarımızdan gelen kaybımız var. Ayrıca istenen kriterleri yakalamış değiliz. Örneğin stabil bir ekonomi sağlayamadık. Hâlâ yüzde 30 enflasyonu olan bir ülkeyi almak istememeleri normal.
Yargı sistemimizi, yasalarımızdaki yanlış ve eksikleri, 21. yüzyılda ilk çağ şartları ve kurallarıyla yaşayan bölgelerimizi, süregelen siyasi kirliliği, önü alınamayan rüşvet, kadrolaşma, yolsuzluk gibi olaylan kendimiz görüp eleştirirken onların eleştirmesine kızabilir miyiz?
Türkiye için nasıl ince eleyip sık dokuyorlarsa diğer ülkelerde de benzerini yapıyorlar. Bugün İngiliz halkı sıkı kurallardan öyle bunalmış halde ki bir anket yapılsa en az yüzde 60'ı "AB'den çıkalım" diyebilir. Buna rağmen çıkmıyor. Doğu Avrupa ülkeleri de girebilmek için AB'nin isteklerini yıllardır harfiyen yerine getiriyor.
Ayrıca düşünecek olursak o ülkelerin (Doğu Avrupa) nüfusu Türkiye'den kat kat daha az. Yani bizim AB'ye getireceğimiz sorumluluk çok daha fazla olacak.
Bir kuşağın yaptığı hataların cezasını sonraki kuşaklar fazlasıyla çekiyorlar. Öfkeyle kalkan zararla oturuyor.
Artık yanlış ata oynamaktan vazgeçmek zorundayız!
(Not: Rauf Denktaş'ın Yeditepe Üniversitesi'ndeki konuşmasına yoğun programım nedeniyle gidemedim. Gitmek gerekiyormuş. Dün Ayşe Özgün'ün yazısında söz ettiği cümlesi tarihe geçecek nitelikte;
"Türkiye'den aldığı 350 milyon doları Avrupa Birliği ona bir yılda vermez, 5 yıla yayar"mış.
"AB'yi nasıl istesin"miş. Nedene bakar mısınız?
Gel de AB'ye karşı çıkanların samimiyetine inan şimdi!)
Al Pacino hayranlarına
Onun gibi adamlar hiç yaşlanmayacakmış gibi gelir insana. Büyüleyici bir oyun gücü, harika bir fizik, ses, anlayacağınız had safhada bir donanım. Al Pacino. Sean Connery, Bruce Willis, Mel Gibson, Nicholas Cage gibi isimler bunlar. Ama onlar da yaşlanıyorlar işte. Sean Connery'nin yaşlandığını aklıma bile getirmek istemezken Al Pacino'yu da gördüm. Son filmi Çaylak'ta görüntü olarak eski halinden çok farklı maalesef. Tırnakları bile bozulmuş.
Ama oyun gücü yerinde. Yine aynı hayranlıkla izliyorsunuz. CIA'in, kuruluşa girmeye aday gençleri nasıl eğittiğini ve kendi bünyesindeki zorluklan, ihanetleri anlatan bir aksiyon filmi Çaylak. Al Pacino da yaşlandığı için eski popülaritesini kaybeden üst düzey bir CIA elemanını canlandırıyor.
CIA'in taktiklerini ve eğitimdeki acımasızlığını görmek son derece ilginç. Sinemaseverler izlesinler diyorum.
Avrupa Birliği'ni unutalım mı?
Irak Savaşı konusunda AB'nin büyük ülkelerinin de Türkiye gibi yanlış politika izlemesi Avrupa'yı toptan zor durumda bıraktı. Gelinen noktanın AB'nin de sonu olabileceğini söyleyenler bile çıktı
Haberin Devamı

