Avrupa, Avrupa duy sesimizi!

Daha zaman vardı... İyice incelemesi ve yapılan değişikliğin yeterli olup olmadığını anlaması için daha tam 2 günü vardı...

Haberin Devamı

Daha zaman vardı... İyice incelemesi ve yapılan değişikliğin yeterli olup olmadığını anlaması için daha tam 2 günü vardı... Ama o beklemedi, bir başka konuda son dakikaya kadar sürenin dolmasını bekleyip veto hakkını kullanan Cumhurbaşkanı Sezer ne yazık ki kadın vatandaşlara bunca yıldır yapılan haksızlığı durdurabilecek imkânı varken bunu yapmadı.

Gerçekten acı bir durum var ortada. Bu ülke nüfusunun yarısını teşkil eden kadınlar eşitlik haklarının verilmesi için kendi devletlerine, siyasetçilerine değil Avrupa ülkelerinin insan hakları temsilcilerine ve siyasetçilerine güvenmek zorundalar.

Türkiye'de kadınlarla ilgili kanunlar ancak bu kadar önemseniyor zira!

O ülkeler TBMM'nin "değişiklik" diye sunduğu ama eski Anayasaların sağladığından farklı hiçbir yenilik getirmeyen 10. maddenin bu haliyle kabul edilmesini KABUL ETMEDİKLERİNİ anında açıkladılar.

"Bu madde ve töre cinayetleri ile ilgili yasa mutlaka değiştirilmelidir" dediler.

Ama bizim Meclis yine dinlemedi. Cumhurbaşkanı da!

Ve çok enteresan bir şekilde aynen Medeni Kanun Mal Rejimi Yürürlük Maddesi' nde inatla yapıldığı gibi, TCK Alt Komisyonu'nun namus cinayetlerine inatla indirim getirecek şekilde yasayı Adalet Komisyonu'na gönderdi. Anayasa'nın 10. maddesi de inatla kadınların gelişmesini ve insan haklarına sahip olmasını önleyecek şekilde çıkanldı.

Değişiklik yapıldığı iddia edilen 10. madde gazetedeki haberde şöyle yer almaktaydı: "Kanun önünde eşitlik maddesine 'kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu' ibaresi eklendi." Eee... Sonra? Buna benzer ifadeler zaten Anayasa'da vardı, bu eklenince ne değişiklik olacağını tahmin ediyorsunuz?

"Kadın yine zavallı"
Yani 550 kişilik Mecliste en fazla 20-25'e çıkabilen kadın milletvekili sayısında bir değişiklik mi yapılacak?

"Anayasa'da kadın erkek eşittir dendi, haydi kadınları okutalım, iş ve siyaset alanındaki sayılarını arttıralım ve hele de namus bahanesiyle öldürülmelerini mutlaka engelleyelim" mi diyecekler?

Hayır, tam aksine; orada durmakta olan "Hiç bir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz" ifadesiyle bunlan kolayca ayırımcılık sayacak ve kadını eski zavallı konumunda bırakacaklar.

Hem de Meclis'teki hanımefendilerin yardımıyla.

Kadının eşitliğini isteselerdi bu eşitlik sağlanana kadar devletin her türlü önlemi alması, gerekli hukukî ve kurumsal düzenlemeleri yapması için gereken ilâveyi çekinmeden yaparlardı. Türkiye'nin imzaladığı (CEDAW gibi) uluslararası sözleşmelere aykırı olan
Anayasa'nın 10. maddesi ile TCK'nın namus cinayetleri maddesinin (ve hatta Medeni Kanun'un) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar yolu olduğuna inanıyorum.

Türkiye'nin aydın hukukçuları bu işin peşini asla bırakmayacaklardır!

Afet yönetimi anlatılacak!
Bugün EFCA; Avrupa Mühendislik Danışmanlığı Birlikleri Federasyonu'nun 2004 Genel Kurulu ve Uluslararası Afet Yönetimi Konferansı İstanbul'da başlıyor.

Beklenmekte olan büyük bir depremden söz edilmesine ve zaman zaman "sallanıyor" olmasına rağmen binaların güçlendirilmediği, ciddi önlemlerin alınmadığı İstanbul'da böyle bir toplantının yapılacak olması büyük bir şans. Anlayan ve yararlanan için tabiî...

Ceylan Intercontinental Otel'de 24 ve 25 Mayıs tarihlerinde yapılacak konferansta Japonya Kobe Üniversitesi'nden Doç. Dr. K.Ohniski 1995'teki Kobe depremini tüm yönleriyle, ABD'den gelen Prof. Dr. Oral Büyüköztürk ise "11 Eylül İkiz Kuleler'in yıkılışı" olayını anlatacak.

Savaş ve terörün, sel felâketlerinin önlenmesinin, İstanbul depreminin de yer alacağı konuşmaların amacı "afet yönetiminin önemi"ni vurgulamak ve önlemleri tartışmak.

Bu çok önemli konuşmalan dinlemek isteyenler 0212-230 20 55- 232 36 55 numaralı telefonlardan veya info@bezegroup.com internet adresinden BEZE GROUP'a ulaşabilirler.

DİĞER YENİ YAZILAR