Atatürk ve Türk!

Atatürk'ten, devrimlerinden, kurduğu Cumhuriyet'ten, lâik rejimden, kısacası kendisinden ve her şeyinden rahatsızlık duyanlar neyse ki bazen adını anıyorlar

Haberin Devamı

Atatürk'ten, devrimlerinden, kurduğu Cumhuriyet'ten, lâik rejimden, kısacası kendisinden ve her şeyinden rahatsızlık duyanlar neyse ki bazen adını anıyorlar.

Halkın "O söylediyse doğrudur, inanabilirim" diye düşüneceğini bildikleri durumlarda adına başvuruyorlar.

Ortaya atıverdikleri alt kimlik/üst kimlik tartışmasıyla neredeyse Türkleri kendi memleketlerinde azınlık durumuna, etnik grup haline düşüren konuşmalar, Avustralya'daki Türklere bile "TC vatandaşlığı bizim üst kimliğimizdir" baskılan yapmalar bitmedi, her gün devamı geliyor.

Son olarak Atatürk'ün Nutuk'ta "din milletin çimentosudur" demiş olduğunu ama bizim bunu bugüne kadar hiç farketmemiş olduğumuzu öğrendik. Hem de "Nutuk'u bir okumamız gerektiği" şeklinde azarlanarak...

Tayyip Erdoğan "Bir okuyun da görün" derken "Biz söyleyince yanlış oluyor, başkaları söyleyince doğru kabul ediliyor" çıkışmasını eklemeyi de unutmadı. Burada "başkaları" ile kastettiği Türklerin, evet yeryüzündeki tüm Türklerin sonsuza kadar sevip sayacağı, dünyanın önünde saygıyla eğildiği Atatürk!

Başbakan'ın öncelikle "kendisine yapıldığı iddia edilen" Atatürk benzetmelerinin yanlış olduğunu iyi bilmesi gerekiyor. Sakın ola ki karıştırıp onun adını ve sözlerini kendisininkilerle kıyaslamaya kalkmasın. Ve evet, Atatürk ne söylemişse doğru kabul ediliyor, zira gerçek şu ki ve 21. yüzyılda bile görülüyor ki adam hiç hata yapmamış. Ne söylemişse aynen çıkmış ve çıkıyor.

Oysa Türkiye'yi sadece üç yıl yöneten bir hükümetin başındaki kişinin hataları durmak bilmiyor. "Din çimentosu" lâfı da tutmadı. Nutuk geç okununca, yıllar önce öğrenilmesi gereken şeyler yeni öğrenilmeye başlanınca böyle hataların olması kaçınılmazdır.
Atatürk dini çok güzel anlatmış ve anlatırken ondan insanları birbirine yapıştıran bir olgu olarak bahsetmemiş.

Ama yine çok doğru olan şu sözü söylemiş:
"Milletin bilgisizliğinden, bağnazlığından istifade ederek binbir türlü siyasi ve şahsi maksat ve menfaat temini için dini vasıta olarak kullananlar var."

Bugüne de ne kadar uyuyor değil mi Sayın Başbakan?

Mösyö Martinin hatırı için!

Paris Match Dergisi Yazıişleri Müdürü Gilles Martin Türklere akıl vermiş (yoksa Türklere' dememelimiydim, TC üst kimliğine filân mı demeliydim) ama samimiyetine inanmamız için önce Türkiye Avrupa'nın parçasıdır' diyerek...

Verdiği akıl şöyle: 'Türkler Orhan Pamuk'a kızmasınlar. Her gün Hitler'in Yahudi soykırımıyla ilgili filmler izliyor, haberler okuyoruz ama hiç kimse bugünün Alınanlarını sorumlu tutmuyor."

Neresinden baksanız bu tek cümlede birçok hata var. öncelikle Mitlerin açık, katıksız soykırımı ile Türkiye'deki Ermeni-Türk olayları arasında hiçbir benzerlik yok. Bu nedenle Almanya'nın bunun soykırım olduğunu reddetmesi imkânsızdı oysa Osmanlı'nın tehcir kararının soykırım anlamına gelmediği sayısız tarihçi tarafından açıklandı.

Bu durumda Türkiye neden gerçekle ilgisi olmayan bir iddiayı baskı sonucu kabul etsin? Eğer iddia gerçekse neden hiçbir uluslararası mahkeme tarafından kabul edilmiş değil? Ermeniler arşivlerini neden kapatıyor ve tartışma davetlerinden kaçıyorlar?

Ayrıca Mösyö Martin'in Yahudilerin Almanya'dan aldığı altınlardan da haberi yok galiba... Bugünkü Almanya hesap ödemeye devam ediyor. Ve sonra daha şimdiden, propaganda ve karalama kampanyaları sonucunda Türklerle "Ermeni soykırımı hesabı sorar gibi" konuşan yabancıları görüyoruz, iddia gerçek olsaydı nelerle karşılaşırdık kimbilir...

İnandırılıncaya kadar her şey çikolata kağıdında geliyor önümüze... iyi düşünmek, hata yapmamak lâzım!

(Sevgili okurlarım dünkü yazımda "20.yüzyılın ilk soykırımı" yanlışlıkla -ağız alışkanlığıyla-'21.yüzyılın' şeklinde yazılmış. Düzeltiyorum.)

DİĞER YENİ YAZILAR