Artık yaşayarak, görerek, Türkiye'de her büyük gerginlik (ve muhtıra, darbe) öncesinde olayların siyasi ihmal veya özel kışkırtmalarla nasıl ürmandınldığını iyi öğrenmiş bulunuyoruz.
Bazılarımız o kadar iyi öğrendi ki örneğin ben iyi bir satranç oyuncusu gibi, her hamleyi önceden tahmin edebiliyorum. Hatta şöyle diyebiliriz; Tansu Çiller'le başlayarak, olacakları "henüz iktidara geldikleri gün" tahmin ettim. Bugünkü hükümet dönemini de öyle...
Onlara inanmayı, daha doğrusu "değiştiklerine" inanmayı içten içe bütün kalbimle istedim. Hatalı çıkışlarını tenkit ederken doğru konuşmaları, uygulamaları alkışladım. Ama yazık ki bir yandan da ne görünürdeki AB çabalarının, ne de demokratik-laik hukuk devletinin korunmasının içtenlikle yürütüleceğine inanabildim.
Her ne kadar bugün AB'nin de pek samimi olmadığı ve belki de kendi içinde devamının bile tehlikeye gireceği görülmüş olsa da bizim açımızdan baktığınızda ilk günden beri "AB'yc yaklaştıkça bir yandan iç karışıklıklarla uzaklaştırılacağımız"!, laikliğin son derece yanlış ve toplumu bölücü şekilde "sanki din karşıtlığı gibi gösterileceği"ni, aksine her din ve inancın korunabilmesi için konmuş kuralların "inançlara saldırı gibi gösterilerek provokasyon yapılacağı"nı bekliyordum.
Keşke yanılmış olsam... Bunu hâlâ diliyorum. Ama gelişmeler bu dileğin gerçekleşmesinin giderek zorlaştığını gösteriyor.
Bugün İran'da, seçim öncesinde oy toplayabilmek için dini yönetimlerin bile "tesettür şart" zorlamasından neredeyse vazgeçtiğini okuyoruz. Kadınların, saçlarının üzerine öylece aüverdiği tül eşarplı fotoğraflarını görüyoruz. Ne oluyor böyle olunca? Iran'lı kadınlar birdenbire Müslüman olmaktan vaz mı geçiyorlar?
Ve neden baskı kalkar kalkmaz sıkı tesettür kıyafetlerini bırakıp hemen kuaförlü, makyajlı olarak, iri küpeler, aksesuarlarla ve tül eşarplarla çıkıyorlar? Neden yaz aylarında rahat etmek için Türkiye'ye koşup mayo ile denize giriyorlar?
Atatürk Üniversitesi'nde başörtülü velilerin mezuniyet törenine alınmayışına hepimiz üzüldük. Rektör "veliler için bir talimat vermediğini, kendisinin öğrencilerinin durumuyla ilgili olduğunu" açıkladı. Peki nasıl oldu da böyle bir olay ortaya çıktı ve ertesi gün türbanlı bir kadın grubu hemen organize olarak Kur'anla Çankaya'ya yürüdü? Neden kadınlardan çok erkekler türban telaşındalar? Din, inanç özgürlüğü sadece Kur'anda "ziynetleri saklamak" amacıyla kullanılacağı belirtilen, saçları gizlemekten hiç söz edilmeyen başörtüsüne mi bağlıdır? Sadece kamusal alanda başörtüsü olmasa din, inanç ortadan kalkar mı? Ülkede dine bağlı bir karışıklık çıkarsa kimlerin işine yarayacak?
Bu soruları irdelemek lâzım, çünkü birileri Türkiye'yi çok yanlış şekilde ve hiç yoktan yere din kavgasına sürüklemek istiyor. (DEVAM EDECEK)
Şimdi kınamak neye yarar?
Ermeni Soykırım İddiası ile ilgili iki önemli gelişmeyi daha hep birlikte gördük. Sözüm ona tarafsız görünmek" adına Ermenilerle Avrupa ülkelerinde ve Amerika'da toplantılar yapan, yurtdışı ve içi konferanslarda onlarla birlikte onların tezini savunan bilim(!) adamlarımız Türkiye'yi "konferans yapmamıza izin vermiyor" diye dünyaya şikâyet ederken Ermeniler toplu şekilde Avrupa Parlamentosuna bile baskı yaparak An Hareketi'nin Belçika'daki toplantısını engelletmeye çalıştılar.
Almanya "soykınm"ı dolaylı olarak kabul etti, AP Başkanı Borrell ise "zaten AP'nin 1987'de Ermeni Soykırım Tasansı'nı kabul ettiğini" söyledi.
Biz ise daha Fransa'nın Tasan'yı kabul ederek yasalarına koyduğu gün yapmamız gereken itirazları, kınamaları bugün yapıyoruz.
Türkiye Avrupa Parlamentosu Başkanı Borrell'e "Avrupa'da hiçbir ulusal veya uluslararası mahkeme kararı olmayan bir konuyu nasıl kabul ettiklerini" sormak zorunda... Bu soru çok önceden sorulmalı ve "AB'den 'kabul eden ülkeye' sorması" da istenmeliydi.
Türk toplumuna yapılan insan haklarına tümüyle aykırı ve hukuk dışı bir suçlamadır.
Hep geç kalıyoruz, hem de çok geç!
Atatürk Üniversitesi kapısını gören biri...
Artık yaşayarak, görerek, Türkiye'de her büyük gerginlik (ve muhtıra, darbe) öncesinde olayların siyasi ihmal veya özel kışkırtmalarla nasıl ürmandınldığını iyi öğrenmiş bulunuyoruz
Haberin Devamı

