Merak ettiğinizi biliyorum, onun için önce "başörtüsüyle içeri alınmayan velileri" gören okurumdan gelen mektubu yazacağım. Atatürk Üniversitesi'ni "mensubu olmaktan gurur duyduğum" sözleriyle anlatan ve olay sırasında kapıda olduğunu söyleyen, 'mail'i ile adresi bende saklı okurumuz şöyle diyor:
"......Olay sırasında ben de oradaydım ve her saniyesini gördüm. Bugün gazeteleri okuyup da konunun ne kadar büyütüldüğünü görünce hayret ettim, olay şöyle oldu: biz kültür merkezine yaklaşırken kapının önündeki bütün kameramanlar ve fotoğrafçılar birdenbire o bayan ve eşine yöneldi. Biz de herhalde önemli birisi geliyor da basın o tarafa yöneldi dedik. O sırada kapıya yaklaşan başka başörtülü bayanlar olmasına rağmen (o bayanlar girişte kendileri açtılar başlarını)
daha uzaktan gelen bu insanlara birdenbire kameralar yöneldi. Her şey sanki önceden plânlanmış gibiydi. Ayrıca korumalar ve sivil polisler gayet nazik davrandılar, hiçbir kaba söz ve davranışta bulunmadılar buna rağmen beyefendi 'polis çağırın' diye bağırmaya başladı(...) Konuşurken o bey korumalara değil kameralara dönerek konuşuyordu, sonuçta olayda bir tuhaflık vardı. Türkiye'de bir şeyler değiştirilmeye çalışılacaksa herkesin kalkıp bunu açık yüreklilikle söylemesi gerekir. Böyle olaylarda gayet demokratik hoşgörülü bir ortamda laik cumhuriyet temellerinde yoluna devam eden bir üniversitenin isminin karıştınlmaması gerekir."
Olayın hemen ertesi günü, sanki "başörtülü" velileri üniversiteye almayan rektör oymuş gibi Cumhurbaşkanı'nın kapışma giden türbanlı kadın gurubunu da hatırlayarak yorumu size bırakıyorum.
Rafsancani'nin bıyıkları!Türban meselesi referanduma götürülebilir ama 'timing'i önemli" demiş Tayyip Bey. Artik İngilizce kelimeler kullanıyor, demek ki en azından dil olarak AB'ye yaklaştı. "Zamanlaması önemli" demek istiyor. Bu zamanlama biraz sancılı olacak ve bayağı "gayret" isteyecek gibi... Zira önce toplumun "çocukların Kur'an okumasında ne sakınca var ki, ben de ilkokulda Kur'an öğrenmeye başladım" gibi kaçak kurs ve okul konusunu veya dinle alâkalı diğer konuları tümüyle çarpıtıcı konuşmalarla hazırlanması gerekiyor.
Tayyip Erdoğan'ın çocukluğunda Türkiye bugünkü durumunda değildi. Bugün, yakında yazacağım gibi okul kitaplarından kız ve erkek (çizgi) karakterlerin birlikte göründüğü resimler, mayolu (çizgi) kız çocuğu resimleri çıkarılıyor. Türkiye'nin görünen yüzü en radikal İslamî rejimlerle yönetilen ülkelere çevriliyor (Oralarda kızların, kadınların ne adı, ne konuşma hakkı var.) Din ve inanç TEK BAŞINA TÜRBAN'a indirgeniyor. Devletin; dinin, Kur'an'in bilen eğitimciler tarafından öğretilmesi ve gençlerin dinî eğitim istiyorlarsa "bu bilinci kazandıktan sonra" karar vermesi için koymuş olduğu her çocuğa 8 yıllık temel eğitim hakkı "sanki Kur'an'a karşı bir şey yapılmış gibi" halka empoze ediliyor.
Başbakan "Tommiks serbest de Kur'an niye olmasın, ben de böyle öğrendim" tarzı konuşmalarıyla, gerçekte dinin molla zihniyetiyle yanlış öğretilmemesi için getirilmiş bir kanuna karşı "Kur'an kalkanıyla" halkı açıkça, aynen Cumhuriyet öncesinde yapıldığı gibi kışkırtıyor. Bütün bu olanlara bakınca öyle görünüyor ki;"timing" dediği şey yaptıkları provokasyon sürecinin başarıyla tamamlanması...
Oysa örneğin çoğumuz Kur'an'ı Türkçe mealinden rahatça okuduk, öğrendik, ilköğretim okullarında din dersleri veriliyor. Bunun dışında bilgisini geliştirmek isteyen, Kur'an'in da Arapçasını okumak isteyenler bunu rahatça 12 yaşından sonra yapabilir. Başbakan bunu da biliyor.
O, bu kadar çarpıtmayı rahatça, mevcut yasalara karşı konuşarak, kanun dışı okulları savunarak yapıyorsa bizler de yaptiklannın gerçek yüzünü anlatmaktan çekinmemeliyiz. Başbakan'in ve AKP'nin Türkiye'ye biçtikleri rolün, gelecek plânlarının ne olduğunu bu tehlikeli oyunlarla ülkeyi gererek, toplumu bölerek değil açıkça, cesurca anlatmaları ne kadar iyi olurdu.
Dün iran'daki tesettür gevşemesini, seçim öncesi kadınların makyaj, renkli aksesuar, saçları açıkta bırakan eşarplarla ortaya çıktığını, kimsenin de onlara baskı yapmadığını yazmıştım. Aynı gün gazetelerde bu fotoğraflar geniş şekilde yer aldı. (DEVAM EDECEK)
Atatürk Üniversitesi kapısını gören biri (2)
Merak ettiğinizi biliyorum, onun için önce "başörtüsüyle içeri alınmayan velileri" gören okurumdan gelen mektubu yazacağım
Haberin Devamı

