Kültür Bakanlığı’na soru:
Herhangi bir müzeden söz etmiyoruz, dünyanın en tanınmış ve “Churchill’den Gandhi’ye, Kennedy’den Obama’ya gelmiş geçmiş büyük devlet adamlarının ya da çok ünlü isimlerin” heykelinin bulunduğu Madame Tussaud müzesinden söz ediyoruz.
Birkaç gün önce Londra’daki okurlarım her gün yüzlerce kişinin ziyaret ettiği bu müzede yıllardır bulunan Atatürk heykelini görmeye gittiklerini ve üzülerek ‘kaldırılmış olduğunu’ öğrendiklerini yazdılar.
Israrla araştırıp soruşturduklarında Müze’den “Berlin’e gönderildiği” cevabını almışlar. Japonlardan Çinlilere, Latin Amerikalı’lara kadar çok sayıda ziyaretçi Atatürk heykelini görmek istediği için, yoğun talep üzerine oraya gönderilmiş.
Türkler “Madem yoğun talep var, neden her müzemize birer heykel konmuyor” diye sorunca şöyle denmiş; “Sizin Kültür Bakanlığınızın bize göndermesi gerekir, bu konu sizi ilgilendirir”...
Okurlarımız soruyor: “İki skandal var;
1- Bu kadar önemli bir konu nasıl oluyor da Türkiye’de haber olmuyor ve Londra Büyükelçisi’nin sesi çıkmıyor? (Almanya’dakini de söylüyorlar aslında...)
2- Madem ki Londra’da Atatürk heykeli eksiktir, Kültür Bakanlığı neden göndermiyor ve zaman kaybediyor?”
Ben de Bakan Ertuğrul Günay’a soruyorum; Neden?.. Haydi Resim ve Heykel Müzesi’nden milli servet olan yüzlerce eserin çalınmasının suçunu 12 Eylül’e attınız (o günden bugüne sayım olmamış demek ki, nasıl da aldatılıyor Türkiye), bu ihmalin sorumlusu kim? Türkiye’ye bu soruyu açıklamak borcunuzdur.
(Not: Ankara’da Belediye tarafından metrolara asılan Çanakkale Şehitlerini Anma Günü’yle ilgili posterlerin hiçbirinde Atatürk’ün olmayışı da Ankaralılar’ın dikkatini çekmiş. Acaba Belediye Atatürk’ü Japonlar, Çinliler kadar bile tanımıyor, saymıyor mu?)
Bu kızlar “çocuk” değil mi?
Polise taş atan 18 yaş altı çocuklar için iktidar partisi seferber oluyor, Anayasa değişikliği için kapısını çalmaya gerek duymadığı muhalefet partilerini razı etmeye çalışıyor. Her ne kadar PKK’nın eylemlerinde çocukları sık sık kullandığı, yine kullanacağı, bu nedenle esaslı bir yaptırımın gerektiği biliniyorsa da o yaptırım, çocukların ailelerini cezaya ortak etmek, çocukları da cezaevi yerine ıslahhaneye göndermek olabilir, buna bir diyecek yok.
Peki bu çocukların cezaevine girmesini böylesine ciddiye alan bir hükümet; Güneydoğu’da ve birçok bölgede 11-12 yaşındaki küçücük kız çocuklarını kazık gibi adamların başlık parası vererek evlilik adı altında satın almasını neden ciddiye almıyor?
16-17 yaşında polis yaralayanlar çocuk sayılıyor da 11-12 yaşında iken “onlarla evlenecek kadar hasta ruhlu olan” adamlara teslim edilen, porno film izletilmekten, içki içmezse dövülmeye kadar bin çeşit şiddetle karşılaşan veya “töre” diye vahşice öldürülen küçücük kızlar çocuk sayılmıyor mu?
Israrla uyarıyoruz ama nedense Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan Kavaf’ın aklına bunlar hiç gelmiyor. Allah aşkına neyle zaman geçiriyorlar?
Facebook şaşkınlığı!
Daha neler duyacağız bu memlekette bilmem, geçenlerde adıma “düzgün bir internet sitesi” hazırlanması için yaptığım görüşmede ‘Facebook’ta benim adıma 3 sayfanın olduğunu ve bunların 2’sinde benim ağzımdan açıklamalar ve karşılıklı yazışmalar yapıldığını, internet ortamında 150’ye yakın arkadaş edindiğimi bir bilgisayar uzmanından duyunca, (deyim yerindedir) şaşkınlıktan küçük dilimi yuttum.
Sayfaların birinin beni seven okuyucu ve izleyicilerim tarafından açıldığını, burada yazılarım ve programımla ilgili yorumlar yaptıklarını uzun süre önce öğrenmiştim. Bunda şikayet edecek bir şey yok, tam aksine “özel sayfa açıp yazışacak kadar takdir eden” bir kitlenin bulunması her yazarı, televizyoncuyu mutlu eder.
Ama eğer benim adıma benim ağzımdan bir şeyler söyleniyorsa bu kişilik haklarıma saldırıdır, saygısızlıktır.
Facebook’ta veya Twitter’da yazışmadığımı, hiçbir açıklama yapmadığımı, bilgi vermediğimi (sadece Vatan internet sayfasında mail adresimin bulunduğunu) bilmenizi istiyorum. Eğer bunu yapacaksam köşemde de duyururum ama şu sıralarda değil yazışmaya, telefonda konuşmaya bile zamanım yok.
Bugüne kadar yalan söyleyerek adımı kullanarak cevap yazanları da kınıyorum. Mümkünse yasal olarak hakkımı arayacağım.

