"Aslında aşk..." Var mı, yok mu?

Sevgili Duygu Asena'nın yazı dizisini ben de ilgiyle okuyorum. Onun kadınlarla erkekler hakkındaki analizleri her zaman ilgi çekicidir, Türkiye'de kadın ve erkekleri incelemeye, ilişkileri hakkında yazmaya çok uzun yıllar önce başlamış bir yazar olmasının farklılığını bu analizlerde hep görürsünüz

Haberin Devamı

Sevgili Duygu Asena'nın yazı dizisini ben de ilgiyle okuyorum. Onun kadınlarla erkekler hakkındaki analizleri her zaman ilgi çekicidir, Türkiye'de kadın ve erkekleri incelemeye, ilişkileri hakkında yazmaya çok uzun yıllar önce başlamış bir yazar olmasının farklılığını bu analizlerde hep görürsünüz.

Ve tabii akıllı, iyi gözlemci bir kadın olmasının da. Onun için Erkekler akıllı kadından neden korkuyor?" başlıklı yazısını daha dikkatle okudum. Bir önceki gün "yaş" ile "ilişkiler" bağlantısını da... Bir toplumda kadın erkek ilişkilerini "genellemek" oldukça zor bir iş aslında. Çünkü bu genellemeleri yaparken "aşk"ı gözardı etmiş oluyorsunuz. Aşk tamamen unutuluyor ve erkeklerle kadınların birbirlerinde ne özellikler aradıkları, hangi nedenlerle ilişkiye başladıktan veya kaçtıkları sanki bilimsel bir sonuç gibi açıklanıyor.

Sanki insanlar birinden hoşlandıklarında bu maddeler akla gelirmiş gibi... Erkekler hakkında konuşan kadınlar da aşktan hiç söz etmiyorlar. "Aslında aşk da yok" diyen bir yazara aşkı hatırlatmanın anlamsızlığına ve belki de Duygu'yu kızdıracağımı düşünmeme rağmen aşkın hâlâ varolduğunu hatırlatma gereği duydum (Aşk, bana borçlusun.)

Kendi kız çocuklarım nedeniyle de çok sayıda genç kızla karşılaşıyor, onların duygularını, neler yaşadıklarını biliyorum. Yine çok sayıda kadın arkadaşım, tanıdığım var, onların düşüncelerini, duygularını biliyorum ve kendiminkileri... Bence aşk var ve hep olacak. Aşkın yanında mantık elbette olmalı, çünkü yalnızca ona kapılıp gittiğinizde hata yapmak mümkün. Ama mantığın rolü asla aşkı tamamen yok farzetmeyi de gerektirmiyor.

Bugünün genç kızlarının çok ama çok önemli bir farkı da var unutulmaması gereken. Onlar kendilerinden önceki kuşaklardan çok daha erken gelişiyor, olgunlaşıyor, mantık yürütmeye başlıyorlar. Güzel sözlere, görüntülere kolay kapılmıyor, gerçeği daha çabuk seziyorlar. Kabul etmeliyiz ki şu anda 16-22 yaş arası gençlerin bir önceki aynı yaş kuşağıyla karşılaştırıldığında bile zeka, akıl, bilgi düzeyleri daha yüksek. İletişim, teknoloji çağmda yetişmiş olmak onlara bu farklılığı kazandırıyor.

Akıllı kadın ne zaman akıllı?
Onun için 21. yüzyılın insanlarını sınıflamak 1970'ler, 80'ler, 90'lardaki kadar kolay değil. Bu kadar akıllı olan ve çabuk gelişen gençler çoğu kez yaş farkı o yıllara göre çok daha fazla olan insanları da beğenebiliyorlar. Hatta bu, genç erkekler için bile geçerli olabilir. Yani ilişkilerde aşk rol oynuyor ama akıl, zekâ, espri ve güzel konuşma yeteneği, güç, meslekî cazibe, karizma, dürüstlük ve daha onlarca başka özellik aranıyor. 70'lerde, 80'lerde olduğu gibi hiç kimse sadece güzellik veya sadece dürüstlük gibi tek bir özellikle yetinmiyor.

"Erkekler akıllı kadına tahammül edemiyor" konusunda ise galiba şunu unutmamak lâzım; evet hâlâ erkekler sadece akılla değil, hiçbir özellikle kendisinden daha ön plânda olan kadından hoşlanmıyorlar. Ama şurası da gerçek ki kadınlar da yılların birikimi ve öfkesi ile akıl ve yeteneklerini fazlasıyla sergilemeyi seviyor, hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar. Durum böyle olunca ilişkiler de bir kişilik yarışına dönüyor.

Akıllı kadın, üstün özellikleriyle baskı kurmaya çalışmadan aklından yararlanan kadındır ki bu erkekler için de geçerlidir. Aşk önemli... Eğer aşk varsa karşılıklı özveri de kolayca taşınabilir. Kadın haklarını savunuyoruz ama kendi cinsimizi de biraz uyarmakta yarar var diye düşünüyorum. Bilmem ukalalık mı ettim?..

Hata
Dünkü yazımda iki küçük hata vardı; Sonar'ın Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Ayrakçı konuşmasında "Tayyip Erdoğan ve partisine güvenmeyenlerin yüzdesinden" söz ederken bunun nedenini "laik, demokratik rejime bağlılığına inanmamaları" olarak belirtmişti, yanlışlıkla "inanmaları" olarak yazılmış. Bir de mazeret kelimesi "mazaret" olmuş. Artık en küçük hataları bile gözden kaçırmamalıyız. Ne kendimiz, ne de başkaları için... Aman dikkat!

Bu son!
Kekemelikle ilgili yazılarıma noktayı koyuyorum bugün. Hâlâ okuyucularımdan "Konuşma Merkezi" ile ilgili sorular geliyor. Cevapları artık lütfen Merkez'den alın, adresi vermiştim, İşte İstanbul dışında oturanlar için telefon numarası: 0212-244 99 62... Merkez'in adı Loggita, 118'den de bulabilirsiniz sanıyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR