Eski Bakan Çubukçu’nun, eski arkadaşı Nuray Mert’le ilgili yaptığı nahoş, rahatsız edici açıklamadan sonra Nuray Mert de “görüşlerinden, muhalif duruşundan dolayı nelerle karşılaştığını” anlatan bir yazı yazdı.
Bir gazetecinin, köşe yazarının görüşleri eğer bir suç unsuru içermiyorsa, bunlarla ilgili bir dava açılıp aleyhine sonuçlanmamışsa sadece kendisini bağlar. Başbakan’la aralarında bir sürtüşme olmuşsa, her ikisinin de güçlü ifade yeteneği olduğuna ve kendi açıklamalarını yaptıklarına göre “ikisini” bağlar. Başbakanı kızdırdı diye başkalarının “kraldan çok kralcı” kesilmesi ise ancak komik olur.
SÖYLENECEK ŞEY DEĞİL!
Basın ve ifade özgürlüğüne, gazetecilere saygı duyulan demokratik ülkelerde durum budur. Bizde ne oluyor; Bu kabinede bakanlık verilmediği için Nimet Çubukçu ile ilgili anlamsız bir sürü dedikodu üretiliyor, “Nuray Mert’le olan eski arkadaşlığı” bile gündeme alınıyor, o da dönüp hiç beklenmedik bir cevap veriyor. “Söylemek istemiyorum ama onun duruşundan dolayı 1.5 yıldır aramızda mesafe vardı”.
Bu sözler in özellikle “rol model” durumunda olan, sözleriyle toplumu etkileyebilecek bir siyasetçiye yakıştığını kim iddia edebilir? Bu sözlerden etkilenecek herkes “farklı görüşte olan arkadaşlarıyla görüşmeyi mi kesmeli”dir, bu mudur doğru olan?
Son yıllardaki genel durumdan söz edelim; son birkaç yıla kadar -gazeteciler başta- hiç kimse “görüşlerinden dolayı” dost veya meslektaş kaybetmezdi. Ama öyle bir kutuplaşma yaratıldı, farklı görüş bildirenler, hatta sadece eleştiri görevini yapanlar siyasi olarak öyle dışlandı ve bunun siyasetçiler tarafından açıkça ifadesinden bile kaçınılmaz olundu ki artık ancak aynı görüşte olanlar klan gibi birlikte takılırken, kendileri gibi düşünmeyenler ise gayet ilkel, medeni tavırla ilgisiz bir şekilde yok sayılıyor. Hatta bazı “gazeteciler” TV’lerden meslektaşlarına saldırmayı bile doğal zannediyor.
Gazeteciyi mesleğinden soğutmak, dostluğa güvenini sarsmak için daha uygun bir ortam yaratılamazdı yani. Bu zor ve görülmemiş tabloyu yaratmayı başaranları, kendine bu kısır davranışları yakıştıranları kutlamak (!) lazım.
Bence Nimet Çubukçu’nun kendisi için yaratılan anlamsız durum karşısında bile “duruşundan dolayı aramızda mesafe vardı” gibi bir sözü söylemesi hatadır, herhangi bir “gerçek dost”un da!
Fenerbahçe olayında çelişki!
İzleyip anlatmam gerekirse detay gözlemleriyle bir maçı eğlenceli şekilde anlatabilirim, geçmişte böyle deneyimlerim oldu ama normal zamanda sorsanız hangi takım ne yapmış hiç bilmem. Bununla birlikte ve çocukluğumdan kalma alışkanlıkla Galatasaraylı olmama rağmen Fenerbahçe’ye yapılanın da yine “yargısız infaza girdiğini” düşünüyorum.
‘ÖYLE BÜYÜK GÜÇ Kİ..’
Olay yargıdadır sonuç beklenmelidir ama yine aynı noktaya döneriz; Deniz Feneri gibi dev bir soygunun “asıl failleri” denen isimler tüm “dış yargı baskılarına rağmen” yıllarca tutuklanmadığına göre, darbe yapmış-muhtıra vermiş isimlere “muhteşem bir yargı anlayışı” gösterilmesine ve sorgulanmaları bile savsaklanmasına rağmen, çocuk tecavüzcülerinin- terör örgütü üyelerinin (ki aralarında topluca bir çocuğa tecavüz edenler var) tutuksuz yargılanması, pikniklerde gezmeleri her nasılsa uygun bulunmasına rağmen Fenerbahçe Başkanı ile yöneticilerinin tutuklanmasını anlamak mümkün değil.
Yani o ağır suçlular kaçmayacak ama (iddiaları küçümsüyor değilim ama sonuçta cinayet ve tecavüzle, darbeyle kıyaslanıyor) bu yöneticiler mi kaçacak veya delil karartacak?
Söylediğim gibi futbolu derinliğine inceleyen, bilen biri değilim, bilenlerden gelen uzun açıklamalarda, verilen bilgilerde ise “Fenerbahçe gibi bir klüp başkanlığının maddi-manevi büyük güç sağladığı, yardımcılarının bile bu nedenle ihaleler alabildiği ve Aziz Yıldırım’ın koltuğunda başka bazı isimlerin gözünün olduğu, onların önünün açılması için bu opersayonun yapıldığı” da anlatılıyor. O kadar uzun bilgiler ki hepsini henüz okuyamadım ama bu kadarını okudum.
Benzer “önünü açma” operasyonlarının başka davalar ve isimler için de geçerli olduğu daha önceden söylendiği için ben bu iddialara da bir tırnak açıyorum ve notumu düşüyorum doğrusu.. Aksi gerçekten geçerli midir İNŞALLAH ADİL BİR YARGILAMA sonunda öğreneceğiz. Bu arada basın ve insan hakları kurallarına saygılı davranıp “yargısız infaz” gibi bir haksızlığa alet olmadan tabii!
Hayvanlarla ilgili mektup yağıyor!
Artık hiç şüphem yok ki Türkiye’de sokak hayvanlarının korunması ve sayılarındaki artışın “KISIRLAŞTIRMA” ile kontrol altına alınması için ülke çapında bir talep ve gayret oluşmaktadır. Her ilden yağan mektupları okumaya zaman yetmiyor ama hepsini sırayla yazacağım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden, geçen yazımda söz ettiğim Bebek-Etiler arasındaki mahalleden, bu konuda Beşiktaş Belediyesi’nden, HAYTAP’tan ve hayvanseverlerden, sokak hayvanlarından sıkıntısı olanlardan gelen mektuplardaki bilgilerin hepsi çok önemli oldukları için sırayla yer alacak. Yarından sonra...

