Comedymax kanalını izliyordum Digiturk'ün. Bizde "komedi" olarak alelacele hazırlanıp kanallara sürülüveren, en başarılı aktörlerin karşısına yeteneksiz hevesliler konduğu için de bir türlü "olamayan" dizilerin orijinalleri var bu kanalda. Beni şakır şakır atılan göbeklerden, anlamsız geyik muhabbetlerinin ve arka arkaya dizilmiş şarkıların program diye sunulduğu abukluklardan koruyor.
Herneyse, bu Comedymax'ın "Everybody loves Raymond", "Will and Grace", "My wife and kids" gibi çok hoş dizileri var. Dün sabah "My wife and kids" de dikkatimi çeken bir sahne (sevgiyi anlatan benzer sahneler bu dizide sık sık yer alıyor) gördüm. Ailenin babası, karısına ve çocuklarına çok düşkün bir baba... Bütün sorunları esprilerle ve iyi niyetle çözüveriyor. Bu kez de Hawaii'de tatildeler... Otele girer girmez karısına çok eğleneceklerini, bunun "ikinci balayı" olacağını söylüyor ve tüm ilgisini ona yoğunlaştırarak havaya girmesini sağlıyor.
Sonuç, ailece hoş bir tatil.
"Bi bakmışın ben yokmuşum"
Bu dizinin arkasından Yalın'ın bayıldığım şarkılarından birini duydum bir müzik kanalında:
"Bi bakmışın ben yokmuşum
Üzülmeye doymuşum
İsyanımı yola koyup
Hayatından kaybolmuşum"...
Bir sevgilinin verdiği acı bundan daha güzel anlatılamaz ... (Küçücüğüm' ün üç ayrı remixinin olduğu albümü de dinleyin, güzel olmuş.)
Aynı sabah gazetede bilindik bir ismin "bir ayrılıp bir barıştığı" sevgilisinden tümüyle ayrıldığı yazıyordu. Bunu da duyunca eşini sevmesine rağmen onunla bir türlü mutlu ve istikrarlı bir ilişki kurmayı başaramadığı için ayrılan arkadaşımı düşündüm.
Seviyorlardı aslında birbirlerini, ayrı da olamıyorlardı ama ufacık ihmallerin, özensizliklerin yaptığı birikim, sonunda "üzülmeye doymasına" ve eşinin "hayatından kaybolmasına" neden olmuştu...
Bu kadar mı zor acaba sevdiğine özen göstermek?
Arasıra kulağına sevdiğini söylemek, onun herşeyden önemli olduğunu anlatmak?
Sevmek ve sevginin ihtiraslarla, güvensiz, tatminsiz ruhlarla birbirini tüketmek değil, yeşertmek olduğunu öğrenmek bu kadar mı zor?
Sonradan karşındakini suçlamak neyi geri getiriyor? Bilmiyorum... Bildiğim, sevgiyi sonsuz kılmayı başarabilenlerin sayısının hiç de az olmadığı...
Onlara katılmayı neden denemeyelim?
Geçmiş olsun!
Bir süredir hep aklımdaydı, onu ve yazılarını özlediğimizi düşünüyor ama annemin ağır hastalığı ve şu günlerde yeniden yoğun bakımda olması nedeniyle yanından ayrılamadığım için ziyaretine gidemiyordum.
Bayramını kutlamak için dün Duygu Asena'yı aradım. Evdeki yardımcısı yemek yediğini söyledi.
"Telefonla konuşabiliyor mu?" soruma olumlu cevap verince hemen konuşmak istedim.
Sesinden ve konuşmasından sağlığının gayet iyi olduğu anlaşılıyordu. Demek ki hızla iyileşiyor... Demek ki yakında onu tekrar aramızda görebileceğiz.
Müjdeyi okurlarına, sevenlerine de vermek beni çok mutlu ediyor.
Bu arada değerli tiyatro sanatçımız Cihan Ünal'ın da geçirdiği büyük kazadan sağ çıkması ve iyileşmekte olması sevindirici bir gelişme... Ünal, kazayı birkaç kaburga kırığı ve sevgili köpeğinin aşın korkması ile atlatmasında, ciddi ve kalıcı bir hasar olmayışında Volvo arabasının önemli bir rolü bulunduğunu söylüyor. Çok sayıdaki koruma yastığının şişmesi kötü bir sonucu önlemiş. Cihan Ünal'a ve Duygu Asena'ya geçmiş olsun!
Aşkın altın anahtarı!
Comedymax kanalını izliyordum Digiturk'ün. Bizde "komedi" olarak alelacele hazırlanıp kanallara sürülüveren, en başarılı aktörlerin karşısına yeteneksiz hevesliler konduğu için de bir türlü "olamayan" dizilerin orijinalleri var bu kanalda
Haberin Devamı

