Asil ölüm ve ödül!

Bu çook önemli meselelerimiz arasında aslında inanılmaz önemli olup da önem verilmeyen olayları atlıyoruz

Haberin Devamı

Bu çook önemli meselelerimiz arasında aslında inanılmaz önemli olup da önem verilmeyen olayları atlıyoruz.

Memlekette aynı hükümetin başındakiler başka telden çalarken içinde birilerinin ikide bir ortaya fırlayıp "tabana mesaj vereceğiz" telaşıyla kırdığı cevizler veya saçtığı inciler gündemi meşgul ediyor. Artık hiç değilse bu dönemde, siyasiler biraz sıkılır da (kibar söyleyelim, aman davalar. Bu arada Jet Fadıl'dan da bir dava geldi 10 milyarlık. Doğan Soyaslan 2 dava daha açmış; kararlılar beni ihya edecekler) tabana mesaj verme ve oy koparma amaçlı kaos yaratmazlar diye umuyorduk, yine umutlar boşa çıktı. Geçmiş dönemleri de aştı faaliyet.

Her neyse iki üstün insanın, iki muhteşem öğretmenin kısa süre önce bir okulda sobadan çıkan yangından öğrencilerini kurtarmak için hayatını tehlikeye attığı haberi çıktı basında.

Burçin Uysal ve Aysun Kayalar.

Türk eğitim tarihine altın harflerle kazınması gereken iki isim... Burçin Uysal yaşamını kaybetti, Aysun Kayalar yoğun bakımdaydı, kurtulabildi mi bilmiyorum. Bu konuyu hemen yazacaktım, zaman geçti, o arada okurlarımdan mektuplar geldi.

İşte Özgür Şahin'in sözleri:

"Bir öğretmenden sitem:

Öğrencisini kurtarmak için ateşe atlayan iki genç öğretmen ve basında bir popstar adayı kadar bile yer bulamayan, tartışılmayan, nedenleri ve niçinleri sorulmayan duyarsızlık...

Zoruma gidiyor.
Bu asil ölüm, bu duyarsızlığı hak etmiyor. Anadolu'nun her köşesinde canını öğrencileri uğruna feda edebilecek idealist öğretmenler. Bizler bu kadar değersiz miyiz?

Bakanlık neden sessiz?"

Estağfurullah Sayın Şahin, estağfurullah. Elbette hepiniz, tek tek çok değerlisiniz ama ne yazık ki yöneticileriniz ve basınınız çok meşgul(!) Öncelikle, bunca trilyonun heba edildiği, göz göre göre, itiraf edile edile birileri tarafından hüplenmesine (zıkkım olsun) izin verildiği bir ülkede neden hâlâ okullara kalorifer konmadığının hesabı istenmeli ve verilmeli iken bu yapılmadı.

Sonra Milli Eğitim Bakanlığı'nın derhal bu öğretmenlerin aileleri, cenaze veya bakımlarıyla yakından ilgilenip masrafları üstlenmesi gerekirken büyük ihtimalle bu da yapılmadı.

Bakan'ın TV'lerden defalarca bu kahramanlığı vurgulayıp ailelerine ödüller, onur plaketleri vermesi gerekirken bu da yapılmadı.

Hiç değilse bu iki cesur kadının isimleri birer okula verilmeli. Hiç değilse bu kadarı yapılmalı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda sessiz kalması bağışlanamaz, okurlanmız yerden göğe kadar haklı.

Yoksa bir de "İnsanlık Bakanlığı" mı kurulması gerekiyor?

DİĞER YENİ YAZILAR