Arkadaşım Kâmuran Gürün!

Önce geçici duygu kaybına uğruyorum böyle haberleri aldığımda... Donup kalıyorum. Tepkilerim saatler sonra yerine geliyor

Haberin Devamı

Önce geçici duygu kaybına uğruyorum böyle haberleri aldığımda... Donup kalıyorum. Tepkilerim saatler sonra yerine geliyor.

Sevgili babamı bir doktor hatası sonucu kaybettiğimde de böyle oldu, sevgili Kâmuran Gürün'ü bir "hastane hatası" sonucu kaybettiğimizde de...

Söylenenleri duymuyor, olayları sanki rüyadaymış gibi yaşıyor ve görüyorum. Kafamda hep aynı ses, aynı düşünce yankılanıyor:

'O daha yaşayabilirdi. Böyle bitmesi gerekmezdi. Neden, neden...'

Kâmuran Gürün arkadaşımdı. Evet benden, bizden çok büyüktü yaş olarak ama dosttu... Güleryüzlü, kibar, engin bir bilgiye, görgüye, kültüre sahip; yeri doldurulamayacak bir dost.

Bir devlet adamı olarak ne kadar değerli bir insan olduğunu; çeşitli yerlerdeki "büyükelçi"lik görevlerini, OECD Daimi Delegeliği'ni, CENTO Genel Sekreterliği'ni, TRT Yüksek Kurulu İlk Başkanlığı'nı, Üniversitelerde öğretim görevlisi olarak yaptığı çalışmaları dün gazetelerde okudunuz. Türkler ve Türk Devletleri Tarihi, Dış ilişkiler ve Türk Politikası, Savaşan Dünya ve Türkiye, Türk-Sovyet ilişkileri ve daha birçok tarihi kitap ve romanın yanında Ermeni Soykırım İddiaları'nı en doğru bakış açısıyla, Türkiye tarafından belgelerle anlatımıyla yazdığı Ermeni Dosyası yalnızca bu konudaki ilk kitap değildi, en önemli kitaptı. Bu nedenle Ermeniler Avrupa'nın hangi kitapçısında İngilizce olarak satışa çıkmışsa oradan bu kitapların tümünü toplatıyor, satışına engel oluyorlardı.

Onunla soykırım iddiaları konusunda birkaç kez röportaj yaptığım gibi, kitaplarına da kaynak olarak sık sık başvurmuşumdur. Bu son derece değerli insanı ne yazık ki hastalığından değil yine ihmâlden kaybettik.

Nasıl kaybettik!
Kâmuran Gürün'ün ölüm nedeni dün VATAN gazetesinde bir doktorun ağzından anlatılmıştı. Tarafsızlığı korumak açısından doktorların görüşünün alınması doğaldır ama ne yazık ki açıklama gerçeği yansıtmıyordu.

Marmara Üniversitesi Hastanesi'nde geçirdiği operasyondan sonra eşi Gencay Gürün'le birkaç kez görüştüm. Telefonla ve yüzyüze. O yoğun bakımda yatarken Hastaneye de gittim. Bu dönemin şahidiyim kısacası.

Kâmuran Gürün Operatör Dr. Mustafa Yüksel'in yaptığı başarılı operasyon sonrası sağlıklı olarak odasına çıktı. O kadar iyi durumdaydı ki yatmaya bile gerek görmedi. Bir koltukta oturarak yemeğini yedi, okuyacak kitap istedi.

Doktoru "birkaç güne kadar hastaneden çıkıp normal yaşantısına dönebileceğini, hastalığı tamamen atlattığını, kemoterapi veya radyoterapiye gerek kalmadığını" söyledi o gün. Eşiyle birlikte "çıkar çıkmaz tatile gitmeyi" bile plânladılar.

Hastaneden yapılan açıklamada söylendiği gibi "Son güne kadar sigara içmiş" değildi. Ameliyat kararından sonra derhal sigarayı bırakmıştı.

Yayılmış bir kanser yoktu, kaptığı enfeksiyon da "bağışıklık sistemi çöktüğü için" bünyesini ele geçirmemişti. Yaşı ise hiç sorun değildi, doktoru operasyondan sonra 40 yaşında bir insan kadar güçlü ve sağlıklı olduğunu söylemişti. Ama Kâmuran Gürün yine de eşiyle plânladığı tatile ne yazık ki çıkamadı.

Odasında sağlıklı bir şekilde oturup yemeğini yediği sırada operasyon sonrası kaptığı stafilokok bakterisi vücudunda tahribata çoktan başlamıştı bile.

Kısa süre sonra onu yeniden yoğun bakıma aldılar.

Gencay Gürün yanına gittiğinde çıplak yatan hastanın tam karşısında, üstüne doğru soğuk (ve muhtemelen bakteri, virüs barındıran) hava üfleyen klimayı görerek hemşireleri uyardı. Buna rağmen...

Aynı gün tekrar geldiğinde durum değişmemişti.

Bir özel hemşire tutmak istediğini söyledi, kabul etmediler. (Devam edecek)

(Not: Dün 'Ne Demişler' köşesindeki ("sadece" kelimesi) atlanmıştı, doğrusu şöyle olacaktı:

'Bir yalanla bir kedi arasındaki en çarpıcı fark, kedinin sadece 9 canlı oluşudur.)

DİĞER YENİ YAZILAR