Arınç ve “söyletmem vurun” mantığı

Haberin Devamı

Bizlere gelen okur mektupları ve yorumları onlara değer veren gazeteciler için önemlidir; toplumun tepkilerini, duygularını, sıkıntılarını öğreniriz onlardan... Bazen bizim yorumlarımızı da etkiler, onun için dün yorumcumuz Bersan Bababozkurt’un “Yaz yaz fayda yok. Ben ve binlerce yorumcu zaman zaman faydalı konulara temas ediyoruz, fakat bir yararı olmuyor” şeklindeki tepkisini haksız buldum.

Hiç de öyle değil, tam aksine (Bersan Bey’i de, diğerlerini de okuyor ve) yararlanıyorum. Bakın mesela dün yazdığım dokunulmazlıklarla ilgili yazıma Bülent Aydemir’in verdiği yanıtı çok doğru buldum, diyor ki: “Milletvekillerini ‘dokunulmaz olduklarını bile bile’ seçmiyor muyuz? Yazar çizerlerden ‘kalemlerini satanlar’ı bildiğimiz halde okumuyor muyuz? Vatandaşlık bilinci kaldı mı ki?”

Gerçekten de yerinde bir görüş, toplumun yaratacağı oto-kontrol sistemi çok önemlidir. Tribünlere oynayanlara, popülist söylemlerle ortaya fırlayanlara, yalan dolana, siyasetçilerin laf ebeliğiyle gerçekleri saptırmalarına, yolsuzlukları örtmelerine, devamlı başkalarını suçlayarak sorumluluğu üstlerinden atmak istemelerine, kim yaparsa yapsın korku ve şiddet pompalayan eylem ve söylemlere gösterilecek tepki yerine her şeye omuz silkmek, sineye çekmek ve unutuvermek (çok kötü bir alışkanlık oldu bu) sonunda bütün bu olayların cezasını “omuz silkenlerin çekmesine” neden olur.

Nasıl ki sorumlularından hiçbir hesap sorulmayan İstanbul’daki sel felaketinin maddi manevi tek mağduru bizler olduysak! Birileri konuşup şöhretine şöhret veya oyuna oy katacak diye susulursa, yasadışı eylemlerin “dokunulmazlık” zırhıyla korunmasına tepkisiz kalınır, kalemini satanları okumak sürdürülürse, olaylar karşısında “bana ne ben keyfime bakarım” veya “cebime giren paraya bakarım” diye yan gelip yatılırsa (veya yalakalığa yatılırsa), işaretleri açık açık görülen tehlikeler görmezden gelinirse hesaplarınızın yanlışlığını yakın gelecekte başka ciddi mağduriyetlerle anlamanız mümkündür.

Bir şey hatırlatıyor sanki...
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da diğer bazıları gibi sözcüklerle oynayarak gerçeklerin anlamlarını kolayca değiştirebilen hukukçu bir siyasetçi... Bu nedenle onun her cümlesinde ne kastettiğini iyi düşünmek gerekiyor.

Alanya’yı ziyaretinde yaptığı konuşmada alışkanlığı gereği önce Genel Başkanı (ve Başbakan) Erdoğan’ı överek göklere çıkarmış. Onun hoşuna gideceğini, seçmen açısından da yararlı olacağını bildiği için “İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’in yanında nasıl kahramanlık yaptığını, ‘siz ancak adam öldürmeyi bilirsiniz’ dediğini” anlatmış. (Belki de Erdoğan cumhurbaşkanı olursa beni de başbakan yapar diye planlıyordur kim bilir, tüm kararlar ona bağlı çünkü...)

Sonra daha da memnun etmek için muhalefet partilerine, hatta geçmiş tüm başbakanlara sakin sakin çakmış. Sakin çakmak önemli, çünkü sinirli çakanları eleştiriyor ama Başbakan’ın öfkesinin kimseden geri kalmadığını unutuyor bu arada...

“Kürt açılımı” olarak başlayıp “Milli Birlik Projesi” adına dönüşen açılım konusunda CHP ile MHP’yi suçluyor ama özellikle Baykal ve CHP’yi yerin dibine batırarak yapıyor bunu.

“Anadolu çocukları askere gidince aileleri ‘sağ dönecekler mi’ diye korku içinde yaşıyorlar. Tuzu kuru olanların derdi yok. Evlerine yakın yerde sevgili çocuklarının askerlik yapmasını temin ediyorlar” sözü dikkat çekici örneğin.

Böyle bir suçlamayı Başbakan Yardımcısı yapıyorsa “Kim bunlar” sorusunun cevabını da hemen vermesi gerekir. Çocuğuna askerlik için özel haklar tanınmasını sağlayanlar kim?

Baykal (ve CHP) için devam ediyor: “Türkiye’nin bu önemli sorunu üzerinde ‘ben de böyle düşünüyorum’ diyebilmeliler. AKP’nin yapmak istediklerini eleştirebilir, eksik gördüklerini tamamlayabilir, yeni öneriler getirebilirler. Ama ‘söyletmem, vurun’ mantığıyla sadece suçlaması yakışmıyor. Bağıra bağıra karşısındaki insanları korkutacak neredeyse... O kadar bağırıyor ki dövecek gibi. CHP Grubu’ndaki insanlara acıyorum.”

Konuşmanın tamamı cümle cümle ayrı yazı konuları olabilecek nitelikte ama sadece bunlar bile insana başka birilerini hatırlatıyor.

Karşısındaki tüm “bağımsız” kurumları “bağımlı” yapmaya uğraşan, eleştiren-tamamlayan-öneri getirenlere (hele de muhalefet partileri kadar önemli ve benzer işlevi olan bağımsız bir medyaya) tahammülü olmadığı için ezip geçmeye kalkan, herkese ama herkese korku salan, bu nedenle artık halkın “doğru haber alma” hakkının bile yok edildiği, “söyletmem, vurun” mantığının ta kendisi birilerini... Sakin konuşmak iyidir ama bu her zaman gerçekleri örtmeye yetmez!


***



MERAK ETTİĞİNİZ HER ŞEY


Her Açıdan’da bu hafta Kürt açılımı konusundaki anketlerden, son terör ve şiddet olaylarına, “Kur’an Kursları için yaş indirme” konusundan Mısır’daki ‘çarşaf’ kavgasına, işsizlikten “Ermenistan protokolü kazandıracak mı, kaybettirecek mi” sorusuna kadar yine merak ettiğiniz birçok sorunun cevabını bulacaksınız.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, HYP Genel Başkanı-İlahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Terör uzmanı Ercan Çitlioğlu, Siyaset Bilimci Prof. Dr. Nurşen Mazıcı ile Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum’un konuk olacağı Her Açıdan’a CHP Konya Milletvekili Atilla Kart da telefonla katılacak. 11 Ekim Pazar, öğlen 12.30’da. Hepinizi bekleriz efendim.


DİĞER YENİ YAZILAR