Arınç ve skandal çelişki!

Hayır, hayır bunlar gerçekten ya görmüyor, duymuyor ve anlamıyorlar veya bu ülkede yaşananlar umurlarında bile değil

Haberin Devamı

Hayır, hayır bunlar gerçekten ya görmüyor, duymuyor ve anlamıyorlar veya bu ülkede yaşananlar umurlarında bile değil.

Dört yıldır birçok iç ve dış sorunun halledilmesinde geç kalındığı, oy ve kadrolaşma telaşı dışında pek endişe duyulmadığı için memleket yine kaos yaşıyor. Onların gözü ise hâlâ “seçim ve oy”dan başka bir şey görmüyor.

Dün VATAN’ın manşetinde skandal çelişkiler yanyana duruyordu: “Bir maganda kurşunuyla sokak ortasında başından vurulan ve beyninin bir kısmı alınan 21 yaşındaki genç komada... Magandanın serbest bırakılması anneyi isyan ettirdi.”

“Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt uçakta Ermeni soykırım iddiası, Kıbrıs sorunu gibi konularda Türkiye’nin kendini anlatamamasından yakındı.”

Ve yanında “Meclis Başkanı Bülent Arınç ‘Kime nasipse Çankaya’ya o çıkar’ dedi.”

Yıllardır biz çırpınıyoruz ‘Bu yasalar, bu cezalar yetersiz, böyle adalet olmaz’ diye, biz her gün yazıyoruz ‘Bu infaz yasası, iyi hal indirimi katile, tecavüzcüye yarıyor, böyle çağdışı adalet mi olur’ diye, Meclis ve Hükümet ilgilenmedi bile...

Her üç günde bir biz yazıyoruz ‘Bu ülke magandalar, katiller cenneti oldu, önleyin, güvenliği sağlayın, yazık gençlerimize’ diye, duymadılar, görmediler, anlamadılar...

Gencecik öğrenciler evinin balkonunda, bahçesinde veya sokakta arka arkaya gitti.

İktidara geldiklerinden beri her fırsatta biz uyarıyoruz ‘Çok geç kaldık, Dışişleri neden çalışmıyor, yabancı parlamenterlere kitaplar gönderilmiyor, onlarla görüşülmüyor’ diye, onlar son golü yiyecekleri anı beklediler.

Eğer bu olayları ve hâlâ değişmeyen kafaları dünkü VATAN’ın manşet haberleri de anlatmıyorsa ne anlatır bilemem.

21 yaşındaki genç Ekim’de Ankara’da maganda kurşunu yemiş. Ondan sonra “Taksim’de yılbaşı gecesi yiyen” dahil kimbilir kaç tane pırlanta gibi gencimiz maganda kurbanı oldu.

Herhalde tüm magandalar aynı şekilde serbest bırakılmıştır veya yakında bırakılacaktır.

Ömür tüketerek o gençleri yetiştiren anaların ve yitirilen gençlerin ahı “bu kararları veren ‘olmayan adalet’ görevlilerini” ve görevini unutup koltuk telaşına düşen sorumluların hepsini tutacaktır...

Buna hiç şüphem yok!

***

“İsimsiz Gerçek”
Henüz çok genç; 27 yaşında bir sanatçı ama başarısı yaşından çok büyük... Geçen hafta Perşembe günü Nişantaşı, x-ist galerisinde açtığı sergiyi çok etkileyici buldum ve gördüm ki böyle bulanlar daha sergi açılmadan tabloların yüzde 70’ini kataloglardan beğenerek almışlar.

Ayça Tüylüoğlu’nun son derece özgün ve modern bir teknikle yaptığı resimlerden bu kadar etkilenmemin bir nedeni tüm tablolarının artık yaşamımızın her anında karşılaşabileceğimiz boyuta gelen şiddeti, özellikle kadına karşı şiddeti ve bunun yarattığı korkuları anlatması, diğeri ise bu tablolardaki kadınların gözlerindeki ifade...

Nuri İyem’in kadın tablolarındaki ifadeler gibi endişeyi, korkuyu, mutsuzluğu inanılmaz bir canlılıkla anlatıyor gözler.

Sergiyi dolaştıktan hemen sonra Ayça Tüylüoğlu’nu bularak ona ‘Çok güzel ama neden hepsi mutsuz ve karanlık duygular yansıtıyor? Bu kadar genç yaşta hiç mi mutlu duygu yok yakalanacak’ diye sordum.

“Şu anda böyle hissediyorum maalesef, korkularımızı kovmamız gereken bir durumumuz var ve bunun tek nedeni beni tek etkileyen yalnız fiziksel şiddet değil bir de görünmeyen şiddet ortamındayız. Huzurlu olduğum zaman mutlu resimler de yapacağım” dedi.

Bir toplumun duygularını en iyi “sanatçıları” yansıtır. İşte gençlerimizin, insanlarımızın huzursuz ve mutsuz hayatlara mahkum edilişinin aynası bir sergi...

Eğer İstanbul’daysanız gidin ve görün... Özellikle de “Mutlu Aile Portresi”, “İsimsiz Gerçek”, “Karanlık Biri Daha”, “Endişe”, gibi tabloları (ve tabii gözleri) dikkatle inceleyin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

DİĞER YENİ YAZILAR