Uluslararası Basın Enstitüsü IPI “Türkiye’nin Çin ve İran’ı 2 kat geçerek ‘dünyanın en çok tutuklu gazeteci bulunduran ülkesi’ olduğunu” açıklamış. Avrupa Güvenlik Teşkilatı AGİT’in bu konudaki raporunu da yayınlayan IPI’ın açıklaması şöyle: “Türkiye’de halen 57 gazeteci tutuklu. Bu sayıda tutuklu gazeteci dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur.
Geçen Aralık’ta liste başı ‘34 tutuklu’ ile Çin ve İran iken AB adayı Türkiye 5 ay sonra bu sayıyı neredeyse ikiye katlamış ve ülkenin basın özgürlüğü ile demokratik imajının meşruiyetini tartışmalı hale getirmiştir. (Aslında baksalar “çocuk tecavüzü ve kadın katliamı”nda da dünya birincisi çıkarız, medeniyette öylesine ileriyiz !! yani.)
AB UYURKEN, ABD BİLE SÖYLÜYOR
Amerika’nın samimiyetine inanmak zor, zira tek hedefleri (önce Büyük Ortadoğu Projesi diye giriş yaptıkları) Türkiye’yi eyaletlere bölmekten başlayarak “daha kolay yönetecekleri küçük ülkecikler elde etmek” gibi görünüyor ve hedefe yaklaştıklarını da görüyorlar. Bu durumda onların sözlerini de ‘son zamanlarda yapılan devlet/PKK çekişmesi şovlarının -ki bence sonuncusu dün Yüksekova’da yapıldı- bir parçası’ gibi görmek mümkün.. Ama her nedense daha önce her konuda ötüp duran, kendinde Türk Anayasa Mahkemesi’ne bile müdahale hakkı gören AB uyurken ABD de Türkiye’deki hukuksuzlukları şiddetle eleştiren bir rapor yayınlamış.
Geçen yıl Türkiye’de “yargısız infazlar”ın gerçekleştiğini ve bunların soruşturulmadığını.. “İşkence”nin devam ettiğini.. Kanunda belirtilmesine rağmen şüphelilerin avukatlarıyla görüştürülmeyerek “hak ihlalleri” yapıldığını.. Bazı hükümet üyeleri ile bürokratların yaptıkları açıklamalarla “yargı bağımsızlığını etkilediğini”... “Basın özgürlüğü”nün gerilediğini (hiç kaldı mı ki?), 26 Şubat’ta Başbakan Erdoğan’ın medya patronlarına “negatif yorum yazan köşe yazarlarını kovması gerektiğini” söylediğini.. Töre cinayetleri ve tecavüz olaylarıyla “kadına karşı şiddetin yine büyük bir problem olduğunu” (TBMM’nin bu durumu düzeltmek için küçük parmağını bile kıpırdatmadığını unutmuşlar) ve daha birçok konuyu vurgulamışlar.
NE ZAMAN HÜKÜM GİYDİLER?
Tabii bunları sık sık görüştükleri, birbirlerini ziyaret ettikleri hükümet üyelerine de söylüyorlar mı bilmiyoruz, buna rağmen ve hiçbir değişiklik olmayacağını bilmemize rağmen olayların dışarıdan dikkatle izlendiğini anlatmaları bile önemli. Hiçbir değişiklik olmaz diyorum çünkü Bülent Arınç ABD’de “tutuklu gazeteciler” sorusu kendisine sorulduğunda “Şu anda 25-26 gazetecinin Terörle Mücadele Kanunu’na aykırı eylemler nedeniyle ‘hükümlü olduğunu’ ve TMK’da değişiklik yapmayı düşünmediklerini” söylemiş. Bu gazeteciler tutuklu değil mi, ne zaman hüküm giydiler, neden kimse duymadı? Ayrıca henüz yargı karar vermeden, hüküm olup olmadığı bilinmeden önce, yabancı ülkelerde bu ‘mahkum gibi cezaevinde duruşma bekletilmeleri dünyanın ve tüm basın kuruluşlarının tepkisine neden olan’ gazetecileri “terörist-hükümlü” tanıtmak haksızlık değil mi?
Aslında, bu açıklamaları yapan Başbakan Yardımcısı Arınç hazır ABD’de iken “Türkiye’de çocuk tecavüzcülerinin ve hatta katillerin serbest bırakıldığını, Meclis’in ise buna çözüm aramadan kapatılıverdiğini, böylesi bir barbarlığın bile seçim gezisi kadar önemsenmediğini” de anlatsa ne iyi olurdu. En azından bir sonraki raporlarını daha bilerek yazarlardı!
Kedi katilinin duruşması!
Dün Hürriyet’te manşetti; iki kişinin tecavüzüne direndiği için aşağılık yaratıkların 20 yerinden bıçaklayarak komaya soktuğu 23 yaşındaki gencecik öğretmen.. Suçluları yakalasalar ne olacak ki, ceza mı verecekler, kim inanır artık? Emniyet şeridine girerek Sinem Yalçın’ın ölümüne neden olan suçluyu yakaladılar da ne oldu, şu anda cezasını çekmeden yurt dışında ve özgür..
İnsan hayatını yok edenlerin serbest bırakıldığı ülkede tabii ki kedi katiline hak ettiği cezanın verilmesini beklemezsiniz doğal olarak.. Batı’da bir hayvanı kurtarmak için polis seferber olur, bir kedi katili 10-15 yıl hapis cezasıyla yargılanır ama bizde Bornova’da bir kediyi başını ezerek öldüren üniversite öğrencisi para cezasıyla kurtulmuş, bunu duyan halk büyük tepki göstermişti.
Şikayetler üzerine üniversite dekanlığı yasal işlem başlattığını açıkladı ama arkası gelmedi.
Kediye bakan büfeci Ahmet Hüsnü Arda (insanmış, helal olsun) şikayetçi olunca İzmir Asliye Ceza Mahkemesi’nde kedi katili hakkında 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış, duruşma da 12 Nisan’da yapılacakmış. Küçük bir kedinin başını ezecek kadar insanlıktan uzak biri de cezasını çekmeli, hem de para cezasına çevrilmeden..
Bakalım yapacaklar mı, merakla bekliyorum. Bütün İzmirli hayvanseverler orada olmalı bence!

