Arabesk, Türk müziği, şöhret vs.

Haftalıkta Deniz Ünaldı benden önce davranmış, Popstar programındaki konuşmaları yazıvermiş. Çok önemli gaflar yapılmıştı ama gözden kaçtı

Haberin Devamı

Haftalıkta Deniz Ünaldı benden önce davranmış, Popstar programındaki konuşmaları yazıvermiş. Çok önemli gaflar yapılmıştı ama gözden kaçtı. Geçen hafta İbrahim Tatlıses "Türkiye'nin kendine has bir müziği mi var ki? İyi ki Arabesk çıktı" benzeri sözleri sarfettikten sonra Garo Mafyan'a dönerek aynı soruyu tekrarladı. Ondan da "Ülkelerin etnik müzikleri komşu ülkelerden etkilenir" türü bir cevap alınca tam gaz devam edecekti ki araya Seyfi Dursunoğlu girdi (burada alkış sesleri duyulur. Benden...) Ve "Saçmalamayın beyler, Türk musikisini, Türk Sanat Müziği'ni nasıl yok sayarsınız" diyerek onları uyardı.

Ben buna cesaret derim. Yani İbrahim Tatlıses'inkine. Hani kimse onun "silahla" ilişkisini, kısa aralıklarla topluma sürekli silahı, yaralamayı, bulunduğu mekanlarda her nedense hep silahın varoluşunu sorgulamıyor, ne yapsa, ne söylese kabul görüyor diye abarttı işi...

Binlerce yıllık geçmişi olan, Osmanlı döneminde padişahların kendini adayıp besteler yaptığı, tarihe geçmiş yüzlerce ünlü bestecisi, söz yazan bulunan Türk Sanat Müziği'ni, Türk folk müziğini, halk müziğimizi, türkülerimizi Arabesk'le karşılaştırmıyor bile, yok sayıyor. Ki zaten karşılaştırması
da mümkün değil.

Ben değerli bazı müzik ustalarıyla görüştüm, İbrahim Tatlıses'e hiç kızmamışlar. Çünkü aynen Tatlıses'in yaptığı gibi onlar da kendisini yok sayıyorlar ve diyorlar ki:

"Türk musikisi hakkında konuşacak bu isimde birini tanımıyoruz. Müzikle sesinden başka ilgisi olmayan, kendi dalında bile sadece ezberlediği şarkıları okuyan biri ne hakla böylesine önemli bir müzik hakkında yorum yapar, fikir beyan eder? Konuşmak için karşınızda muhatap olması lâzım."

Eh, bu kadar cesur, ağzına gelen her şeyi söyleyen birinin, aynı cesaretteki tepkilere de razı olması gerekiyor.

İbrahim Tatlıses'in müzik bilgisine ayran(!) olalım da Garo Mafyan'ın cevabına ne diyelim? Onun gibi deneyimli bir müzik adamının cevabı bu mu olmalıydı? Oluyormuş demek ki.

Yazık... Keşke orada Ahmet Özhan, Müzeyyen Senar gibi Türk Sanat Müziği' ni bilerek, anlayarak, takdir ederek icra eden sanatçılar olsaydı. Biraz ders verirlerdi hiç değilse...

Bizde popülaritenin kötüye kullanılmasına iyi bir örnek bu... (Devam edecek)

DİĞER YENİ YAZILAR