Örneğin; Ermeni diasporasının yıllardır ABD ve Avrupa'da yaptığı kampanyalarda "Türkleri dişlerinden ve elindeki bıçaktan kan damlayan canavarlar" şeklinde göstermesine bile itiraz edilmemiştir. Karşı kampanyalarla gerçekler anlatılamamıştır. Gece Yarısı Ekspresi, Amerikan sinemasında, TV'sinde (bugün bile) Türkleri terörist gösteren filmler, Türk tarihini saptıran yüzlerce yabancı yayın bugüne kadar, kaba deyimiyle "köpeksiz köyde değneksiz gezmiştir".
İşte şimdi ben, Ferit Şahenk'in ve onunla birlikte 13 sponsorun desteğiyle ortaya çıkan ve Çanakkale Savaşı'nı son derece gerçekçi bir şekilde anlatan Gelibolu kitabı ile filminden sonra bir tanıtım atağına kalkabileceğimize inanıyorum.
Daha önce de yazmıştım, Amerika'da ve diğer Baü ülkelerinde bu konuları; sanatın, kültürün, tarihin gelişmesini ve tanıtımını devlet kadar o ülkelerin zenginleri, büyük kuruluşları üstlenirler. Bir süredir Türkiye'de de aynı sorumluluk ve iyi niyetin başlamış olduğunu görmek son derece sevindirici...
Tekrar filme kısaca dönecek olursak, "Gelibolu" da, sanki Türk tarafından daha baskın şekilde Anzak ve İngiliz askerlerin ağzından anlatımın bizi rahatsız etmesinin nedeni de bu; yıllardır yapılmamış olan yapıldığında, neden "iki tarafı tamamen eşit gösterme" cabası yerine olaya biraz daha Türkler açısından bakılmadı.
Mehmet Akif'in "gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın" dizelerini tümüyle hak eden Türk askerinin Çanakkale Savaşı'nda gösterdiği mucizevi kahramanlık yanında insani tarafı neden daha öne çıkarılamadı?
Peralı Asker ve Onbaşı Seyit
Vurulan ve ağlayarak yardım isteyen Avustralyalı yüzbaşıyı kendi arkadaşları kurtarmazken, siperden herkesi hayretten donduracak şekilde fırlayarak onu karşı tarafın yakınlarına taşıyan Peralı Türk askeri anlatılabilirdi (bu yüzbaşı yaşayarak daha sonra Avustralya valisi olmuş, Peralı asker ise savaşta hastalıktan ölmüştü.)
Sırtladığı 275 kilo ağırlığındaki top mermisiyle İngiliz donanmasının kalbi Ocean zırhlısının vurulmasını sağlayan Koca Seyit efsanesi yer alabilirdi. Mart ayı içinde VATAN'ın bulduğu ve konuşturduğu 95 yaşındaki kızı "Ayşe nine"nin, babasının Mustafa Kemal'le çekilmiş resmini göstererek anlattığı hikaye unutulmayacak sahnelerden biri olurdu. Aynı şekilde; filmde tekrar tekrar konuşan isimler yerine Anzak askerlerin yakınları bulunarak (ki bunlar her yıl Çanakkale'ye geliyorlar) konuşturulabilirdi.
Ve son not: Filmi izleyenlerin hepsi "çok uzun olduğu" konusunda hemfikir. Aynı görüntülerde, aynı şahıslarda fazlaca tekrar var. 21. yüzyıl belgesellerinin daha kısa ve tempolu olması gerekiyor. Bu bir sinema belgeseli olduğuna göre öyküler anlatılırken araya daha fazla canlandırma sahne ilave edilerek hareket kazandırılabilir.
Hepimiz bu eleştirileri gelecekte çekilecek belgesellerde "göz önüne alınması yararlı olur" düşüncesiyle yapıyoruz. Gelibolu "bir başlangıç" olarak etkileyici bir çalışma ama arük hızla gelişmek ve "daha iyi"lerini de yapmak gerekiyor.
Mesela "Ermeni soykırım iddiası"nın doğru olmadığını anlatacak, araya duygusal öyküler katılmış kusursuz bir filmin tam zamanı değil mi, ne dersiniz sayın Şahenk?
Gençler görmeli...
Herkes ama özellikle gençler Gelibolu belgeselini mutlaka izlemeli. Milliyetçiliğin fanatizme varacak boyutta olmasının zararlarını yaşayarak da görüyoruz. Ama ölçülü şekilde vatanını sevmek, onun ne zorluklarla, nasıl yüz binlerce insanın canını feda etmesiyle kazanıldığını hatırlamak her vatandaş için önemli... Ancak bunu anladığımız ve aklımızda tuttuğumuz sürece, ülkemize zarar verecek her türlü olumsuz gelişmenin karşısında içtenlikle durabiliriz.
Bu filmde askerlerin dev kara sineklerin cirit attığı siperlerde, onların konduğu yiyecekleri yiyip sulan içerek (ve hatta idrar içerek) hayatta kalabildiklerini, sadece pislikten 20 bin Türk askerinin hastalandığını duyuyorsunuz. Onların hayatlarını, bugün birçoklarının yapüğı gibi, lüks içinde yaşamalarına rağmen kendi ülkelerine, tarihlerine saygısızlık ederek geçirmediğini görüyorsunuz.
Gelibolu'yu izleyin.
Anzak subayı kurtaran Türk
Bugüne kadar karşılaştığım, gazetecilik yaşamım boyunca konuştuğum her yabancı bana "Türkiye'nin dünyada yeterince tanınmadığını, onu anlatan yayınların, kitapların bulunmadığını" söylemiştir. Söylenenler tamamen gerçek olduğu içindir ki Türkiye aleyhindeki her gayret, her film kolayca taraftar bulmuş, inandırıcı olmuştur
Haberin Devamı

