Sevgililer Günü'nden önceki gün bir gazete John Lennon ile Yoko Ono'nun aşkını hatırlatmıştı, takıldım bu yazıya... Zira o aşkı başından beri ben de asla anlayamamıştım.
İnsanların "çirkin" olarak tanımlanmasına kendimi bildim bileli karşı çıkarım, bence her insanın kendine göre bir (ya da birkaç) güzelliği mutlaka vardır. Nitekim güzel tanımına girebilecek ama konuştuğunuzda, tanıdığınızda ruhuyla o güzelliği bir anda yok eden çok sayıda insanla karşılaştığım gibi, etkileyici bir görüntüye sahip olmamakla birlikte konuştukça, zaman geçtikçe dünya güzeli bulduğum çok sayıda tanıdığım da olmuştur.
Hepiniz için de aynı şey geçerlidir sanıyorum. Yani "insanların ruhu yüzüne yansır" sözüne inanırım ben. Ruh güzelliği genellikle gözlerin bakışından, pırıltısından çoğu kez anlaşılır. Gizlenen duygular riya dolu karakterler yine çoğu kez tek bir an, tek bir sözcük, tek bir bakışla ele verir kendini...
"Ruh güzelliği palavra" sözü ise bir palavradır benim için. Bu nedenle güzellik yarışmalarından hiç hoşlanmam ve izlemem. İnsanoğlunun güzelliğiyle bir sınıflandırmaya sokulması ne budalaca bir buluştur. Ama... John Lennon gibi etrafında milyonlarca güzel kadının pervane olduğu henüz genç sayılacak bir "Beatles" üyesinin gidip kendinden 8-10 yaş büyük, erkek görünümlü, bakımsız, kirli saçlı bir "hippie"ye aşık olması beni de şaşırtmıştır açıkçası ne yalan söyleyeyim.
Üstelik kadın, inanılmaz özgüveniyle bir de çırılçıplak soyunup, düşük poposu ve göğüslerini fotoğraf kameralarına sergileyince daha da çok şaşırmıştım. O yıllarda ben de çocukluktan genç kızlığa yeni geçmekteydim ve bunu asla anlayamıyordum. Oysa çıplak vücutlarıyla, el ele tutuşmuş gülerken ikisi de nasıl mutlu ve sevgilerinden emin görünüyorlardı.
Montaigne "Eğer sevdiğim kişiye neden aşık olduğumu mutlaka merak ediyorlarsa ancak şunu söyleyebilirim: Çünkü o kendisi, ben de benim" demiş. Bunu öğrendiğimde aradan yıllar geçmişti. Aşk (genellikle) karşınızdakinin görüntüsüyle ilgili bir duygu değil, daha çok kafanızda yarattığınız bir imajla doğan, bu imajın idealize edilmesi, yine kafada geliştirmesiyle büyüyen, esir alan bir tutku.
Böyle olduğu için görüntünün hiçbir önemi yok. Bir espriye, zekâya, anlayışa, nazik yaklaşıma da aşık olmak mümkün. Böyle olduğu için aşkın büyüsüne kapıldığınız dönemlerde sevdiğinizin gerçek (ve bazen olumsuz) kimliği davranışlarıyla, konuşmalarıyla ortaya çıksa da çoğu kez göremiyor, tarafsız gözle değerlendiremiyorsunuz.
Değerlendirebildiğiniz gün, onu her haliyle hâlâ sevmeye devam ediyorsanız aşk asıl o zaman AŞK. John Lennon'in ölümünden yıllar sonra "ona hâlâ aşık olduğunu" söyleyen artık yaşlanmış Yoko Ono'nun konuşmasını okurken onlara haksızlık ettiğimi anladım ben...
Hangimiz gerçekte neyi tam olarak biliyor ve anlayabiliyoruz ki?
Romantizm
Selçuk Alagöz'ün müthiş bir espri anlayışı olduğu ve Internet'ten en güzel fıkraları bulup çıkardığı kesin. Bazen ondan harika İngilizce fıkralar geliyor, sayfama gelen ilânlarla sık sık küçülen köşemde çok istemekle birlikte bunlara yer veremiyorum ama son gönderdiği "yaşlı fıkraları"na ne yapıp edip yer açmaya çalışacağım. İşte bunlardan biri: "Yaşlı bir çift gece yataktalar. Adam uyumak üzere ama karısında romantik bir ruh hali ve konuşma isteği var. 'Eskiden, flört ederken sen benim elimi tutardın.
Adam karanlıkta karısının eline uzanır ve tutar. Tekrar uykuya dönmeye çalışır. Birkaç dakika sonra kadın yine konuşur: 'Sonra beni öperdin' Hafifçe sinirlenmeye başlayan koca uzanır, onu öper, yanağını okşar, sırtını döner ve uykuya geçer.
Kadın devam eder: 'Sonra da boynumu ısırırdın...' Adam öfkeyle yorganı atar ve yataktan fırlar. Karısı sorar: 'Nereye gidiyorsun?'
'Dişlerimi almaya!'"
Elde olmayan nedenler...
Yıllar önce spikerlik için açılan Türkiye çapında bir sınavda, dil bilgisinden İstanbul'un en yüksek üç puanından birini almış, bu konuda çok da hassas olan bir yazar için üzücüdür imlâ hatası yapmak. Gazete yazılarımda ara sıra "sistem"den, dizgiden kaynaklanan hatalar olabiliyor. Bunların hepsini ilk baskılarda fark ediyor, bazısını hemen düzeltiyor, bazılarını hava şartları veya başka imkânsızlıklarla düzeltemiyoruz. Örneğin; birkaç gün önce "II Trovatore" ismi "Travatore" şeklinde yazılmıştı, fark edildi ama tashih yapılamadı.
Yine aynı günlerde "saniyede" kelimesi (bir fıkrada) "saniye de" şeklinde çıktı. Düzeltilemeyen bu tür hatalar için okurlarımdan özür diliyorum.
Anlayamadığım aşk!
Sevgililer Günü'nden önceki gün bir gazete John Lennon ile Yoko Ono'nun aşkını hatırlatmıştı, takıldım bu yazıya... Zira o aşkı başından beri ben de asla anlayamamıştım
Haberin Devamı

