Anket sorularını da ABD mi hazırladı?

Dün Hürriyet gazetesinde bir anket yayınlandı. AKP Kurucular Kurulu Üyesi ve Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı İsmail Safı tarafından AKP'li milletvekillerinin cevaplaması için hazırlanmış

Haberin Devamı

Dün Hürriyet gazetesinde bir anket yayınlandı. AKP Kurucular Kurulu Üyesi ve Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı İsmail Safı tarafından AKP'li milletvekillerinin cevaplaması için hazırlanmış. Olaya bir bütün olarak baktığınızda, eski CIA ajanlarının Türkiye'de siyasetle nasıl oynadıklarını anlatan açıklamalarından sonra doğal olarak bu soruların da ABD tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı şüphesi geliyor akla. Zira bu soruların, af buyursunlar bazı entel dostlar sinirlenebilir ama insan onu da hatırlamadan edemiyor; kadın erkek on binlerce şehidin kahramanlığı ile kurulmuş laik-demokratik bir CUMHURİYET'le bağdaşır, anlaşılır yanı yok. Ve hatta milletvekillerinin ne hakla ve nasıl bu tür sorulara muhatap edilebildiğinin de anlaşılır yanı yok.

Sorulara AKP yönetimini memnun edecek cevaplan vermek gayet kolay ki bunu Emin Çölaşan dün yapmış. Gerçi onun cevaplarında da "Zina ve eşcinsel evliliği" ile ilgili soruların cevaplan yönetim tarafından pek onaylanmazdı. Zina konusundaki soruya "Zina kesinlikle suç sayılmalı ve hapis cezası gelmeli. Zina Yasası çıkmalıydı", eşcinsel evliliği için ise 'Tövbe, tövbe. Hâşâ kabul edilemez, kıyamet yaklaştı" cevapları -bence- beklenen cevaplardır.

Ya dindarsın, ya yalancı!
Öyle sorular var ki, örneğin; "Kendinizi dindar bir kişi olarak değerlendiriyor musunuz?" gibi, onların tarifine göre oruç tutarak, 5 vakit namaz kılarak, Cuma namazlarına giderek ve Kur'an'ın her şartına uyarak yaşamıyorsan yandın... Sanki senin dindarlık ölçünü Allah'tan başkası bilebilir ve yargılayabilirmiş gibi yargılanacaksın. Hayır desen olmaz, mecbur kaldığın için Evet desen yalan olur.

Şimdi ben de, milletvekili olsaydım ve bu anket önüme gelseydi nasıl cevaplardım onu deneyeceğim:

* Kendinizi dindar bir kişi olarak değerlendiriyor musunuz?
Size ne? Bu sorunun cevabı sadece beni ilgilendirir.

* Anneniz, eşiniz, yetişkin kızınız başörtüsü takıyor mu? (Tabii ki cevap olarak Ama siz aslında türbanı kastediyorsunuz. Sizinkiler normal başörtüsü bağlamıyor ki' diyemezsiniz.)
Size ne? Bu da sadece onları ilgilendirir. Ayrıca eşim, olsa olsa size yaranmak için sakal bıyık bırakabilirdi.

* İslâm ile demokrasinin uyuşabileceğine inanıyor musunuz?
Elbette, demokrasi bütün dinlerle uyuşur, uyuşmayan; her dine, inanca eşit özgürlük tanıyan, inancı insanların kendi özel alanına bırakan, devlet idaresine dini karıştırmayan laik yönetim tarzıdır.

* Muhafazakâr demokrasi İslâm ülkeleri için örnek olabilir mi?
Böyle bir tanımı yanlış buluyorum. Özellikle laik bir ülkede din çağrıştıran bir yönetim şekli empoze edilemez. İslâm ülkeleri örnek alacaklarsa, tatillerinde 'özgür, laik bir Müslüman ülkesi' olduğu için koşup geldikleri Türkiye'nin bugünkü rejimini örnek alsınlar.

* Başörtüsü kamu hizmeti görülen yerlerde serbest olmalı mı?
Laikliğin tanımını değiştirip "Nüfusun %1'ine de %99'uyla aynı din ve inanç özgürlüğünü tanıma" şeklinden çıkarırsanız olabilir. Tabiî bunu yaparken sonucunu; hastanelerde, mahkemelerde, işyerlerinde çıkacak sorunları çözmeniz lâzım. Sonunda başörtüsü takmayanlara, namaz kılıp oruç tutmayanlara uygulanacak baskıyı da...

* Size göre partinizde parti içi demokrasiye uyulmakta mıdır?
Söz isteyen milletvekillerine Genel Başkan'ın ne yaptığını gördünüz. Bu yasalarla diğer partilerde ne kadar uyuluyorsa burada da o kadar.

* Kendinizi hangi kimlikle tanımlarsınız? Türk - Diğer Etnik Kimlik - Müslüman - Müslüman Türk - Müslüman Etnik Kimlik - Türkiyeli.
Dinimi mutlaka belirtmem gerekiyorsa Müslüman Türk. Laik bir yönetimde gerekmiyorsa (ki aslında öyle) Türk.

* Cumhuriyet kavramının gerekliliği konusunda ne düşünüyorsunuz?
Cumhuriyet ideal yönetim biçimidir ama daha çok demokrasi içermelidir. Cumhuriyet'e gerek yok, demokrasi yeterlidir.

Kesinlikle birinci cevap. Ama 'daha çok demokrasi' Seçim ve Partiler Yasaları'nın derhal değiştirilmesi ve dokunulmazlıkların sınırlandırılarak siyasetçilerin de (yalnız eskilerin değil, yenilerin de) her vatandaş gibi yaptıklarının hesabını vermesi, bütün vatandaşlara eşit haklar tanınması içeriğiyle kullanıldığı takdirde.

* Laiklik ve uygulamaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Türkiye'de laiklik uygulamalarını gerekli buluyorum.

***

Şimdi düşünün bakalım, bu cevaplardan sonra en ufak bir "yeniden milletvekili seçilme" ya da "bakanlık şansım" kalır mıydı sizce?

DİĞER YENİ YAZILAR