Anayasa Komisyonu hata yapmamalı!

Anayasa değişikliği paketi ile ilgili olarak AKP ve CHP aynı anda aynı hızla toplantılar yapıyorlar

Haberin Devamı

Anayasa değişikliği paketi ile ilgili olarak AKP ve CHP aynı anda aynı hızla toplantılar yapıyorlar. AKP MYK toplantısında en çok kadın-erkek eşitliği ile ilgili madde konuşulmuş. Bu son derece doğaldır çünkü Avrupa Birliği'ne uyum değişiklikleri çerçevesinde yapılacak bir Anayasa değişikliğinin demokratikleşmeye birebir hizmet etmesi gerekmektedir.

Nüfusunun yarısı siyaset, iş, toplum ve aile içindeki haklar, bireysel temel insan hakları konusunda artık 21. yüzyılda kabul edilemez bir ayırımcılığa ve haksızlığa uğramakta olan bir ülkede bunu yaratan yasalar ve şartlar ACİLEN, BİR GÜN BİLE BEKLETİLMEDEN düzeltilmek zorundadır. Anayasa'nın kadın-erkek eşitliğini sağlaması gereken 10. maddesi ise mevcut haliyle bu ayırımcılığı önleyebilmekten çok uzaktır.

Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı'nın 'III. Eşitlik' başlıklı bölümünün 23. maddesinde 'istihdam, çalışma ve ücret de dahil olmak üzere her alanda, erkeklerle kadınlar arasında eşitlik sağlanacaktır' denilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasında "Yeterli ölçüde temsil edilemeyen cinsiyetin lehine belirli avantajlar sağlayan önlemlerin sürdürülmesinin veya kabul edilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olmayacağı" açıkça belirtilmektedir. Dünkü Hürriyet'te Şükrü Küçükşahin "Kadın kotasına AKP de CHP de karşı çıktı' başlığıyla yazdığı "toplantı haberleri"nde "AKP ve CHP kota değil, demokratik yarış' olsun diyor" cümlesine yer vermişti.

Komik yarış
Ben de aynı gün CHP'nin Ankara'da yaptığı "Kadın-Erkek Eşitliği" konulu seminerde konuşmacıydım. Toplantının asıl konusu CHP'nin de STK'lar gibi Anayasa'nın 10. maddesine eklenmesini istediği "Devlet eşitliğin sağlanması için özel önlemler alır" cümlesiydi. Cuma günü (bugün) Anayasa Komisyonu'nda gündeme gelecek olan bu istek doğrultusunda kadınların uğradığı haksızlıklar ve ayırımcılık konuşulurken en çok üzerinde durulan konu "siyasette kota" ve "töre cinayetlerinin önlenmesi" oldu.

O seminerde CHP'li 11 milletvekilinin düşüncelerini kendi ağızlarından dinlemiş olmasaydım CHP'nin de 'kota değil, demokratik yarış' istediğine inanabilirdim. (İkinci düşünce: yine de inanamazdım sanıyorum.)

Hangi demokratik yarış? Bengladeş (%9.1), Hindistan (%9) gibi ülkelerin bile çok gerisinde olan "Meclis'te %4 oranındaki kadın milletvekili" ile mi demokratik yarış isteyecekler?

Demokratik bir yarışta bütün yarışmacılar aynı noktadan yarışa başlarlar. 550 milletvekili içinde 24 kadınla demokratik değil, olsa olsa komik bir yarış çıkar ortaya.

Kulağınızdaki çığlıklar!
Onun için Anayasa Komisyonu doğru karar vermeye ve her alanda bu eşitsizliğin, ayırımcılığın neden olduğu felâketler zincirini durdurmaya zorunludur. Artık bekleyecek zaman kalmadı. Karar verirken bir an dursun ve 14 yaşındaki Nuran'ın "Baba lütfen beni öldürme" çığlıklarını kulaklarında hissetmeye çalışsınlar. Aynı çığlıkları hâlâ töre cinayetlerine ağır ceza getirmek için ayak sürüyen TCK Alt Komisyonu üyeleri de duysunlar.

Bu toplum trajedisini bitirmek, kadın erkek eşitliğini sağlamak bugünün siyasetçisinin, hukukçusunun boynunun borcudur. Bu konu DEVLET POLİTİKASI haline gelmek zorundadır.

Eski Senatör Mehmet Fevyat, Yalçın Bayer'e yazdığı mektupta:

"İrtica ve çirkin töre cinayetlerinin kahir çoğunluğu biz Kürtlerden kaynaklanmaktadır (...) CHP ile sol partiler ve DEHAP'ın dışındaki tüm merkez sağ ve dinci parti üyelerinin beyinlerine 'su dökenler' Kürt kökenli imam ve şeyhlerdir" diyor.

Bu olaylara, "töre" adı altına sığınarak "molla" anlayışı yayanlara engel olmak devletin değilse kimin görevidir?

Anayasa'nın 10. maddesi ve TCK doğru şekilde değişmediği takdirde bu tartışma AB'nin dikkatini çekene kadar sürecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR