Anası ağlamak...

Adalet olmadı mı bir ülkede, analar ağlar... Babalar ağlar... Ve işte ağlıyor.

Haberin Devamı

Adalet olmadı mı bir ülkede, analar ağlar... Babalar ağlar... Ve işte ağlıyor.

Serpil öğretmene tecavüz edip öldürenler serbest kalınca onunla birlikte tecavüze uğrayan, boğazı kesilen ama tesadüf eseri ölmeyen anası ağlıyor.

Onunla birlikte tüm analar, kadınlar, vicdanları olan herkes ağlıyor. Adalet bu değil.

Örneklerini yazdık, bugün Amerika'da okulda "arkadaşı ile ilgili şiddet resmi çizen" ilkokul öğrencilerine kelepçe takıp götürüyor ve cezası neyse veriyorlar. Hangi çağdaş sistemden, hangi baü adaletinden söz ediyoruz?

"Yeni TCK'ya göre ceza indirimi yapıldı" deniyor. Ama gerekçe gösterilmiyor. Mahkeme savcısı haklı olarak karara itiraz etmiş. Zira yeni TCK'da insan öldürme ve tecavüz suçlarında ceza indirimi değil, artırımı söz konusu. Cinayette ağırlaştırılmış müebbet hapis, tecavüzde 7 yıldan başlayan cezalar, suçu birden fazla kişi işlemişse, cebir ve şiddet uygulanmışsa ceza arttırımı var.

O zaman nasıl oluyor da bu kadar hunharca 2 kişiye tecavüz eden, defalarca bıçaklayan, anneyi ömür boyu en ağır işkenceye (evladının tecavüzüne, ölümüne şahit olma, kendisi en ağır şiddete, tecavüze uğrama ve bu olaylarla yaşamaya) mahkûm edenler serbest bırakılıyor?

Hangi vicdan bütün bu vahşeti plânlı şekilde yapan canileri "yaşı 18'in altında" diye veya başka bir gerekçeyle serbest bırakabilir?

O katillerin salıverildiği toplum nasıl güvende olabilir?

Türk mahkemeleri böyle kararlar verecekse gerçekten kaçmak lâzım Türkiye'den... Adaletin olmadığı yerde yaşanamaz çünkü!

Rafsancani'nin bıyıkları! (2)
Pazar günkü yazım; şu paragrafla bitmişti: 'Dün İran'daki tesettür gevşemesini, seçim öncesi kadınların makyaj, renkli aksesuar, saçları açıkta bırakan eşarplarla ortaya çıktığını, kimsenin de onlara baskı yapmadığını yazmıştım. Aynı gün gazetelerde bu fotoğraflar geniş şekilde yer aldı.' Bıraktığımız yerden devam ediyorum:

Kadınların sımsıkı sarılmış türbanlarından çıkıp rahatladığını gösteren fotoğraflar yanında eski Cumhurbaşkanı Rafsancani'nin modern traşı da vardı... Bıyıklar neredeyse görünmüyor. Sarık gitmiş, saçlar kısacık kesilmiş.

Sarık ve sıkma baş gitti, peki ne oldu şimdi? Acaba inançlanrıın da gitmiş olduğunu mu tartışıyorlar aralarında?

Ayrıca, yapılan "din üzerinden ikiyüzlü siyaset" değilse nedir?

Ya Başbakan Erdoğan varken gizli içki yasağı uygulayıp, o çıkar çıkmaz içkilerin masalara yayılması nedir?

Suudi Arabistan, İran gibi rejimlerde insanların evlerinin mahzeninde içki imâl etmesi ve içmesi nedir?

İşte din ve inancın "Allah'la kul arasında" kalmaktan çıkarılıp "kadın ve başörtüsü" nü esas malzeme yaparak siyasette kullanılması, sonunda yönetimleri ve ülkeleri böyle traji komik çelişkilere sürüklüyor.

İran seçim öncesinde "Türkiye gibi baskısız bir Müslüman ülke"ye benzemeye çalışırken Türkiye İran'ı din baskısı olan haline özendiriliyor.

Vatandaşa ise aklını, sağduyusunu kullanmak düşüyor. İstismarlara, provokasyonlara, siyasetçilerin "saflara özel aldatmacalarına bir kez kapıldınız mı geri dönüşü çok zor.

İran ve İslamî rejimlerin lider eşlerinin türbansız da dindar olunacağını gösterme çabaları ortada.

Sadece devlet dairesi ve okullarda dinî simge kullanılmamasının dinin, inancın sonu olmadığını biz de anlasak, kadın üzerinden, türban üzerinden siyaseti önlesek artık!

DİĞER YENİ YAZILAR