Amerika Türk hastaları mı çalacak?

Önce bir Siren Ertan olayı çıktı ortaya, hatırlayacaksınız. Magazin programlarında ve neredeyse tüm gazetelerde günlerce "Siren Ertan Türkiye'nin en güzel yüzlü kadın seçildi" haberi beyinlere kazındı

Haberin Devamı

Önce bir Siren Ertan olayı çıktı ortaya, hatırlayacaksınız. Magazin programlarında ve neredeyse tüm gazetelerde günlerce "Siren Ertan Türkiye'nin en güzel yüzlü kadın seçildi" haberi beyinlere kazındı. Duyunca "Nedir acaba, yüz güzeli yarışmasında birinci mi oldu bu sosyetik hanım" diyor insan ve merakla devamını okuyor. Sonra da anlıyor ki yine bir balon patlatılmış.

Efendim meğer bütün olay şuymuş: Hollywood yıldızlarını ameliyat eden (kaç tanesini onu bilmiyoruz tabii) Dr. Francis Palmer bu hanımın fotoğrafını görmüş, birdenbire malum olmuş vee... Vee "İstanbul'un (belki de Türkiye'nin onu pek iyi hatırlamıyorum, af buyurun) en güzel yüzü bu!" demiş. "İstanbul veya Türkiye'nin diğer bütün kadın suretlerini görmüş mü ki bu sonuca varabiliyor" diye sorarsanız, 'bana sormayın' derim. Yakında Türkiye'ye gelecekmiş (meğer) kendisine sorun.

"Meğer" gelecekmiş, gelmeden adını duymuş olduk.

Tabii bizde daha çok sanatçıların "budala kandırma" yöntemlerinde kullandığı bir kurnazlıkla Siren Hanım, bu Dr. Palmer'in sözünü önce Ceyla Göycüklü'ye (eski Şahnavaz) karşı kullanıverdi.

"Pöh" dedi, "Benim güzelliğim tescilli, ben birinciyim, onun böyle bir birinciliği yok!"

Alışıldığı gibi kimsenin aklına "ne tescili, ne birinciliği, Palmer da kim, nasıl seçti" filân gibi bir soru gelmedi. Bunu da yuttuk.

Artık sıra Siren Ertan'ın yeni mesleği modacılıkta ününü arttırması veya bir dizi oyunculuğu ya da
sunuculuğa gelmiştir.

Bu arada atlamayalım; Ceyla Göycüklü gibi boylu, poslu, ceylan vücutlu ve yüzlü, "gerçek güzel" bir kadınla nasıl yarışmaya kalktığını da kimse kendisine sormadı. Bizde 'haddini bilmek' gibi özellikler önemli değildir.

Cerrahların tepkisi!
Neden bu yazıda taktım Siren Hanım'a, sıra ona geliyor. Geçen hafta Salı günü Bülent Cankurt'un köşesinde, çok sevdiğim Begüm-Adnan Şen çiftiyle ilgili bir haber çıkmış. "Estetikçi oluyorlar" başlığıyla verilen haberde onların açacağı bir güzellik merkezinden söz edilmiş. Bu merkezin başında Amerika'dan (Siren Ertan'a birincilik! veren) Dr. Francis Palmer'in olacağı da yazılınca Türkiye'nin plastik cerrahi uzmanları hem şaşırmış, hem de kızmışlar. Maillerin, telefonların arkası kesilmedi, bunun üzerine önce Begüm, sonra Adnan Şen ile konuştum.
Bizim uzmanlarımız şaşırmakta haklılar, çünkü yabancı cerrahların Türkiye'de ameliyat yapması, bir kliniğin başına geçmesi yasak. Kızmalarının nedeni ise; Türk hastaneleri ve doktorları dışardan hasta almaya çalışır ve tam bunu gerçekleştirirken Türkiye'de yabancı doktorların reklâmının yapılmasına veya buradan Amerika'ya kazanç sağlanmasına izin verilemeyeceğini düşünmeleri.

Adnan Şen durumun böyle olmadığını, Beverly Hills Clinic'in dünyaya açılma ve bu kapsamda Türkiye'ye de gelme kararını görünce "Biz Türkiye'de yatırımcı oluruz" diyerek bir şirket kurduklarını, yer kiraladıklarını söylüyor ve devam ediyor. (Yarına)

Polis "silah al" demiş!
Radikal Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan'ın evine geçen Cumartesi 4. kez hırsız girmiş. Berkan "Her seferinde biz evdeydik, zarar görebilirdik. Bu olayların birinde polis bana silah almamı tavsiye etti" diyor.

İnanılır gibi değil... Benzer şekilde, kendisi evde otururken veya uyurken evine girilen kimbilir kaç bin (veya kaç milyon kişi) var Türkiye'de. Polis onlara da aynı tavsiyede bulunuyorsa daha ne bekleyebiliriz ki?

Demek silahsız ev, silahsız ev sahibi kalmayacak. Hırsızı yakalayan da vuracak... Malûm "haneye tecavüz, can güvenliği..." O zaman polise ne gerek var?

Hilâfet isteyen, Atatürk'e hakaret eden göstericileri, "Apo'ya özgürlük" isteyenleri seyreden... Karısını bıçakla doğrayan, silahla rehin alanlara, hırsızlara göz yuman ve çare olarak mağdurlara silah almayı öneren polisi ne yapacağız?

Bu polisleri yönetenler acaba neden bu tür olayların Türkiye'de böylesine sık ve rahatça yapıldığını kendilerine hiç sormuyorlar mı? İçişleri Bakanlığı hiç sormuyor mu? Ne zamana kadar bu uyuşukluğa susmak zorunda kalacağız?

Bir soru da Sayın Berkan'a; Fotoğrafta yanınızda bulunan köpeğinizi de olaylar sırasında spreyle uyutuyorlar mı acaba?

Yoksa o, hırsızlara yol mu gösteriyor? Gerçekten çok merak ettim.

DİĞER YENİ YAZILAR